Ahura Ritim Topluluğu: Ortak dert bizi bir arada tutuyor

15 Oca 2020

İranlı def sanatçısı Sami Hosseini öncülüğünde 2013 yılında kurulan Ahura Ritim Topluluğu, ortak insani değerlere ve kaygılara sahip gruplardan. Hem sokakta hem sahnede görebileceğiniz grup bir yandan kendi bestelerini diğer yandan anonim eserleri ritim düzenlemeleriyle sahnelemekte. Def, tömbek, cajon, ud, cümbüş, klasik kemençe, bas gitar gibi enstrümanlar kullanan Ahura Ritim Topluluğu, çok dilli şarkılar seslendiriyor.

 

“Barışa Ritim Tut” şiarıyla çalışmalarını sürdüren grup sosyal sorumluluk projelerinde de yer alıyor. Onları Kadınlar Günü'nde ya da küresel iklim krizi eylemlerinde görmek mümkün. Grup üyeleriyle defin günümüzdeki yerini ve geçmişini, karşısında durdukları kötülükleri, bunca zaman ayakta kalmalarının nedenlerini ve pek çok konuyu konuştuk. Keyifli okumalar.

 

“Belki başka etnik müziklerde ezgi ön plandır ve ritim eşliktir ama biz bunu değiştirmeye çalışıyoruz” diyorsunuz. Nedeni nedir bunun?

Ahura Ritim Topluluğu: Kurucumuz Sami Hosseini’nin İran’dan Türkiye’ye gelmesiyle başlıyor süreç. Bizler def dersi alan öğrencilerdik, amaç bir grup kurmak değildi başlangıçta. Tamamen ritim çalınıyordu. Konser yapmaya başladıkça sadece ritim ve vokallerle konser vermeye başladık. Sadece deflerle vokal yapabilmek zordu. Kaval ve cümbüş eklendi ihtiyaçtan dolayı. Değiştirmekten öte ihtiyaç gibiydi bu. Ahura ritim olarak tanındı. Oysa hepsi birbirini tamamlıyor. Ritim hep eşlikçidir algısı var. Bu algıyı değiştirmek istiyoruz.

Ahura Ritim Topluluğu defleriyle prova yapıyor. Bu kuşbakışı çekilmiş fotoğrafta grup üyeleri tepeden görünüyor.

Sizi dinleyenlerin ne duymalarını, ne hissetmelerini arzulardınız?

Ahura Ritim Topluluğu: Tüm sanat alanlarında insanların formellik ya da kalıplaşma dışında sanatın tamamen hislerle ilgili olduğuna inanıyoruz. Sanatın birilerine ulaşması ancak his yoluyla mümkün. Bizi dinleyen insanların duygulanmalarını isteriz. Ağır bir parçada gözünün kenarından bir yaş gelebilmesini, halay parçasında halay çekme isteği uyandırmasını isteriz. Parçanın ruhunu hissettirebilmeyi arzularız. Ritim çok kuvvetli bir şey ve insanlara kolay ulaşıyor. Aldığımız geri bildirimler genelde bu şekilde oluyor.

Kadro aynı kalsa da sürekli gruba girenler çıkanlar oldu. Bunca zaman ayakta kalmayı nelere borçlusunuz?

Ahura Ritim Topluluğu: 2013’te kuruldu grup. İçimizde işçi, memur, öğrenci her türden insan var. İlk başta insani değerler, ortak kaygılar üzerine kolektif bir şekilde yanyana geldik. Bu değerler üzerinden hareket etmeye başladık. Bizi buraya kadar getiren en önemli etmenler ritim, yaptığımız işi sevmemiz ve pek çok konuda kaygılarımızın aynı olması. Ortak dert bizi birarada tutuyor. Birçoğumuz hayatını idame ettirebilmek için buralardan gidiyor. Dışarı giden arkadaşlarımızla da gönül birliğimiz devam ediyor. Öte yandan birbirimize karşı şeffaflığımız da bir etken.

 

Birçok topluluğun mutfak kısmı göründüğü gibi olmayabiliyor. Ahura Ritim Topluluğu’nda buna rastlamıyoruz, birbirimize çok yakın kültürlerden geliyoruz, içimizde güçlü bir aidiyet duygusu oluşmuş durumda. Bir sirkülasyon var grup içerisinde ama çıkanlar da buradan kopmuyor. Şefimiz Sami Hoca da büyük bir etken. Onun toparlayıcılığı, yaklaşımı insanları birlikte tutuyor.

Erbane def adlı enstrüman yedi bin yıllık bir geçmişe sahip. Farklı kültürlerde kullanılan da bir enstrüman. Şimdiki kullanım alanında işlevi ne sizce? Yeni işlevler, yeni anlamlar kazanan bir enstrüman mı bu? Ahura Ritim Toğluluğu’ndaki yeri nedir?

Ahura Ritim Topluluğu: Asıl işlevine şu an kavuştu. Türkiye’de daha önce din alanında kullanılan bir enstrümandı. Şu an tam olması gerektiği yerde, tam merkezinde. Algısal bir etiketten kurtulmuş durumda.

 

Milattan önce Hititler’e, Sümerler’e, Orta Asya’daki kavimlere baktığımızda def hep varmış. Daire şeklinde değil de kare şeklinde, üçgen şeklinde varmış. Müziğin amacı dinmiş. Def çok kutsalmış; kötü ruhları kovmak, hastaları iyileştirmek, Tanrıların öfkelerini dindirmek ve büyü için kullanılırmış. Mezopotamya’ya geldiğinde Mevlevi ayinlerinde kullanılmaya başlanıyor. Tarihsel sürecinden ayrılıp şimdi bir orkestranın arkasında def çalındığını görebiliyoruz. Daha çok ihtiyaç amacıyla kullanılmış.

 

İran’da hala tarikatlarda, dergahlarda yoğun bir biçimde kullanılıyor. Biz ve bizim gibi gruplar bu enstrümanı o dini ritüellerin dışına çıkarak kullanıyor. O dini doku hala hakim bu enstrümanın üzerinde. Seyirciler de defin kullanımına şaşırıyorlar. Şu an tam olması gerektiği yerde; bir müzik enstrümanı olarak kullanılıyor, şahsiyetini kazandı.

 

Enstrüman anlam itibariyle de bir araçtır. Yüklenen anlamlar ve kazanılan anlamlar biraz da kullanıldığı amaç üzerinden gerçekleşiyor. Kullanma amacı güçlendirilirse enstrümanın oraya aitliği güçleniyor. Dini ritüellerde, savaşlarda kullanılıyor. Araç olarak kullanıldığı yer önemli; orada bir amaç kazanıyor. Ancak ritim üzerinden kullanılan bir yanı da var.

Ahura Ritim Topluluğu konserde. Hem seyirciler hem grup var fotoğrafta. Önde enstrümanlarıyla birkaç müzisyen, vokal ve şef duruyor. Arkalarında ise ellerinde deflerle müzisyenler duruyor.

Kötülüğün karşısında durmak gibi bir misyonunuz var. Müzik aracılığıyla nasıl kötülüğün karşısında durulabilir?

Ahura Ritim Topluluğu: Kötülüğün karşısında durma ve iyiliğin tarafında durma durumu biraz da Ahura’nın anlamından, işaret ettiği yerden geliyor. O yüzden ön plana çıkıyor. Kötülüğün karşısında olmak için sanatın herhangi bir alanıyla ilgilenmek gerekmiyor. Sanat, felsefe, bilim bunun için bir araç oluyor. Ahura, Zerdüştlük inancında kötülükle iyiliğin savaşında iyiliğin tarafında olan kısımdır. Elimizden müzik geliyor ve bununla bir şeyleri değiştirmek istiyoruz.

Ahura Mazda kötülüğün karşısında iyi olmaktan gelen Ahura kelimesinden alınmış. En çok hangi kötülüklerin karşısında olmak amacındasınız?

Ahura Ritim Topluluğu: Barışa ritim tut üzerinden bir sloganlaşmış durumumuz var. Yaşadığımız coğrafyayı göz önünde bulundurursak en temel ihtiyaçlardan biridir barış içerisinde yaşamak. İyilik ve kötülük tarihe baktığımızda değişkenlik gösterebilen kavramlar. Bununla birlikte günümüz üzerinden, çevresel faktörler üzerinden düşündüğünüzde de  iyilik ve kötülük değişiyor. Bugün gündemimizde iklim krizi var, yarın bu değişebilir. İyilik kavramını toplumsal düzlemde değerlendirmek gerekiyor. Her şeye de yetişmek mümkün değil. Yetişebildiğimiz kadar yetişmek üzerinden değerlendirebiliriz. Yoksulluk, kadın cinayetleri, işsizlik… Pek çok şeyin temelinde yıkılan adalet duygusu var. Bunları değiştirebilecek bir gücümüz var mı? Belki olmayabilir ama en azından tarafımız belli. Bu sabit bir süreç değil. Doğruyla yanlışı ayırt etmek, bunlar arasında çizgi koymak için akla ihtiyaç var ve bunun sürekliliğe de ihtiyacı var. Bu dinamik bir süreç; sürekli değişebiliyor. İyinin tarafında olmayı tercih ediyoruz.

 

Haksızlıklara karşı durmak gerekiyor. Yalnızca insanlara yapılan haksızlıklarla sınırlamak istemiyoruz. Doğaya, hayvanlara yapılan haksızlıkların da karşısında durmalıyız. İyilik hareketinin doğanın içindeki tüm canlılar için geçerli olması gerekiyor. Bir konser sırasında Avustralya’daki yangına atıfta bulunabilmeliyiz.

Aşkları, ayrılıkları, terk edilişleri de anlatıyorsunuz; köy okulları yararına da çalıyorsunuz, küresel iklim grevi eylemlerinde de yer alıyorsunuz. Bu kucaklayıcı yaklaşım nereden geliyor?

Ahura Ritim Topluluğu: Barışa ritim tut şiarının bizi birarada tutan kısmı da oydu. İyilik kötülük tartışmasında verdiğimiz kararın bir sonucu bu durum. Bir dayanışma süreci var. Hep birlikte bir gündemimiz var. Bir zaman geliyor, gündem olması gereken bir şeyi hep birlikte gündemleştiriyoruz. Bu süreç içerisindeki bütün.

 

Her şeyin çıkış noktası vicdan. Köy okullarında mağdur olan çocukların sesini duyurmak için bir yerden bir şey gelmesine gerek yok, vicdanın sesini dinlemek yeterli. Küresel iklim krizine baktığımızda; dünya bizim yuvamız, yaşayabileceğimiz tek yer. Doğa için, kendi evimiz için bir şey yapmamız gerektiğini düşünüyoruz ve yapıyoruz. Bu yaşamsal sürecimizin bir parçası.

Ahura Ritim Topluluğu konserde. Siyahlar giymişler, enstrümanları ellerinde şeflerini izliyorlar.

Gafil Gezme Şaşkın adlı şarkınız 16’ıncı yüzyılda yaşayan halk ozanı Kul Himmet’in haksızlıklara karşı isyanını anlatan eserden esinlenildi ve çok büyük ilgi gördü. Bunun nedeni ne sizce? Geçmiş, dertlerimiz, öfkelerimiz, isyanlarımız ve çözümlerimiz konusunda bize yardımcı olabilir mi? Derman bazen 16’ıncı yüzyılda yaşayan bir ozandan gelebilir mi?

Ahura Ritim Topluluğu: Tarih öyle bir şey ki konuşulmamış, yaşanmamış şey yok aslında. O zamanın şartlarında yaşanan, benzer durumlar diye de değerlendirebiliriz bu durumu. O zamanki şartlar başka ama ifade biçimi bugünü de karşılayabiliyor.

 

Yüzyıllar boyu tarihsel akışa baktığınızda savaşların, katliamların, acıların hep birbirine benzer bir biçimde tekrarlandığını, yaşandığını görüyoruz. Acı olaylarla, hakikatle yüzleşilmediği sürece, bununla ilgili sorumluluklar alınıp onarılmadığı sürece başka acılara yol açar. Onarılırsa da başka iyiliklere yol açar. Toplumlar ancak böyle iyileşebilir. Kul Himmet’in o zaman söyledikleri bugün hala bizde yankı buluyorsa biz pek çok şeyle yüzleşememiş olabilir miyiz? Parçanın da güçlü bir etki yarattığını düşünüyoruz, zamanın ruhuna denk gelmiş bir parça.

 

“Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün” diyerek insanın ölümlü olduğuna da işaret eden bir parça bu. bir aymazlık, başıboşluk durumundan çıkıp doğruyu yanlışı ayırt etme, yaşadığın hayatı fark edebilme, fark ederken de insanın sınırlarını bilme durumu var parçada. İnsan olma hali var şarkıda. İnsan doğuyor, büyüyor, ölüyor. Bu çok sade bir gerçek. Hiç ölmeyecekmiş gibi bir yaşamak söz konusu bazı insanlarda. Buna da işaret ediyor parça. Sonlu olma halini gösteriyor. Sonlu olma halini olumlayabiliriz. İnsanların ilgisini çeken şeylerden biri de bu.

 

Parçanın çok sevilmiş olmasının bir diğer nedeni de klip. Sazak Köyü’nde çekildi klip. Mübadele dönemlerinde terk edilmeye zorlanan insanların bulunduğu bir köy. Onlardan kalan harebelerle özdeşleşen bir parça.

Ahura Ritim Topluluğu'nun web sitesini ziyaret edebilir; Facebook, Instagram, Twitter ve YouTube üzerinden takip edebilirsiniz.

Not: Fotoğraflar görme engelli okuyucularımız için betimlenmiştir. Görsellerin altında bulunan yazılar bu amaca hizmet etmektedir.

Benzer yazılar
GEZİ
Antik kentleri, mitolojik efsanelerden adını alan doğal güzellikleri, binlerce yıllık geçmişi içinde barındıran tarihiyl...
Kardelen Uysal
14 Ağu 2020
GEZİ
Muhteşem köyleri, akvaryum gibi berrak bir suya sahip olan koyları, çeşmelerden akan memba suları, tarihi yapıları ile T...
Kardelen Uysal
5 Ağu 2020
GÜNCEL
KONSER
Geçirdiğimiz bu zorlu ve olağanüstü dönemde bizlerin kahramanı olan sağlık çalışanları için düzenlenen Sağlık Çalışanlar...
Otuzbeşlik
2 Ağu 2020
GEZİ
Tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Bozcaada'nın tarihi MÖ 3000 yıllarına dayanıyor. Enfes şarapları, üzü...
Kardelen Uysal
28 Tem 2020
SAHİL
İzmir'in en şirin beldelerinden tatil Foça, Eski Foça ve Yeni Foça olmak üzere iki bölgeden oluşuyor. Eski Foça'nın mima...
Gülay Güler
26 Tem 2020
SİNEMA
Pür hikaye anlatıcılığının en etkili dışavurum şekli olarak kabul edilen kısa film aslında film ortamının ortaya çıkmış ...
Nazım Kahramantürk
22 Tem 2020
MÜZİK
Progresif rock ve endüstriyel ögeleri birleştiren deneysel müzik grubu Noisual, sesle görselin gücünü birleştirerek orta...
Otuzbeşlik
21 Tem 2020
BEACH CLUB
Deniz, kum, güneş ve eğlence merkezi olan İzmir'de birçok beach club mevcut. Çeşme, Urla, Karaburun, Mordoğan ve Foça'nı...
Gülay Güler
17 Tem 2020
GEZİ
Farklı uygarlıklara ev sahipliği yapan Ayvalık, Antik Çağ'da ayva anlamına gelen "Kidonia" adıyla anılmaktaydı. Ayvalık ...
Kardelen Uysal
16 Tem 2020
EKOLOJİ
TARIM
Ziraat mühendisi Bilge Keykubat çok yönlü insanlardan. Tarım ve Gıda Yazarı, tarım ve gıda araştırmacısı, tarım ve gıda ...
Kardelen Uysal
12 Tem 2020
RESTORAN
Urla'da yeni nesil ocakbaşı konseptiyle açılan ilk yer olan Ahbap adını sahiplerinden alıyor. İki yakın dost olan Sercan...
Gülay Güler
11 Tem 2020
SİNEMA
"Sansür, geçerli anlayışları ve var olan kurumları ve yasaları birilerinin sorgulamasını engellemek için var. Bütün iler...
Kardelen Uysal
10 Tem 2020
EDEBİYAT
TEKNOLOJİ
İzmir merkezli tasarım ajansı DotworkMedia tarafından yayınlanan E-debiyat App, son yıllarda dijital ortamda yakalanan i...
Otuzbeşlik
10 Tem 2020
BEACH CLUB
Deniz, kum, güneş ve eğlencenin merkezi Çeşme’nin beach club’ları lezzetli yemekleri, muhteşem kokteylleri, gün boyunca ...
Gülay Güler
10 Tem 2020
SAHİL
Tarihteki on iki İyon kolonisinden biri olan Çeşme, Ege Bölgesi'nin en güzel plajlara sahip ilçelerinden biri. Eşsiz doğ...
Gülay Güler
8 Tem 2020
EDEBİYAT
Geçmişle sohbet etmek, yeni sorulara sahip olmak, soruların yanıtlarını bulmak, kainatın seslerine kulak vermek... Edebi...
Kardelen Uysal
5 Tem 2020
GEZİ
Güzelliği ve bereketli toprakları ile bilinen Tire, tarihi dokusu ve yapıları ile Ege’nin eşsiz bölgelerinden biri konum...
Kardelen Uysal
3 Tem 2020
SİNEMA
Korku kavramı en insani yanlarımızdan biri. Temelde canlı olmakla ilgili olsa da evrimle beraber yüklediğimiz anlamlarla...
Nazım Kahramantürk
2 Tem 2020
SÖRF
Masmavi dalgaların arasında rüzgarla dans ettiğinizi hayal edin... Bu hayali gerçekleştirmek İzmir'de yaşadığımız için h...
Gülay Güler
1 Tem 2020
TASARIM
Local Makers, üreten insanları bir araya getiren, hikayelerinin anlatıldığı bir platform. Üretmenin gücüne inanan insanl...
Kardelen Uysal
1 Tem 2020
SAHİL
Masmavi denizi ve uzun kumluk plajları ile Ege Bölgesi’nin en ferah sahillerine ev sahipliği yapan Kuşadası’nın her köşe...
Gülay Güler
29 Haz 2020
EDEBİYAT
Yeraltı edebiyatı gezginleri, kaybedenleri, yolunu bulmak için yola çıkanları, uçuruma yuvarlananları, uçurumu ev belley...
Kardelen Uysal
28 Haz 2020
YÜRÜYÜŞ
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Yarımada Projesi kapsamında belirlenen toplam 709, ana hatlarıyla 450 kilometre uzunluğu...
Otuzbeşlik
27 Haz 2020
HAYVAN OTELİ
Patili dostlarımız ailemizin birer üyesi. Seyahate çıkarken, acil bir işiniz çıktığında, taşınırken kedi ve köpekleriniz...
Gülay Güler
27 Haz 2020
SİNEMA
BELGESEL
Bu yıl 2-28 Haziran'da gerçekleşecek Onur Ayı etkinlikleri 28’inci kez yapılacak. Ancak bu sene sokaktaki cümbüş, renkli...
Kardelen Uysal
24 Haz 2020
SAHİL
Karaburun dantel gibi işlenmiş, irili ufaklı birbirinden bakir koylara sahip. Karaburun'un virajlı yolları gözünüzü kork...
Gülay Güler
24 Haz 2020
SİNEMA
Hafta sonunuzu kanepenizden kalkmadan geçirmeyi planlıyorsanız, bir solukta izleyeceğiniz bu harika mini dizileri mutlak...
Gülay Güler
22 Haz 2020
SAHİL
Türkiye'de Cittaslow "Sakin Şehir" unvanını almaya hak kazanan ilk ilçe olan Seferihisar, doğal ve tarihi güzelliklerini...
Gülay Güler
20 Haz 2020
TİYATRO
Pandemi döneminde pek çok meslek grubu büyük zorluklarla karşılaştı. En çok zorlanan gruplardan biri de özel tiyatrolar ...
Kardelen Uysal
19 Haz 2020
SİNEMA
BELGESEL
İnsan ve doğa birbirine zıt şeylermiş gibi davranılsa da bir bütünüz aslında. Doğa bizim dayanağımız, bizim nefesimiz. E...
Kardelen Uysal
18 Haz 2020
SAHİL
Yel değirmenleri, beyaz evleri, mor begonvilleri, meyhaneleri, portakal bahçeleriyle herkesin tatil hayallerini süsler B...
Gülay Güler
17 Haz 2020
OTEL
KONAKLAMA
Doğa ile bütünleşebileceğiniz, sakin, huzurlu, ev konforunda bir Bodrum tatili düşlüyorsanız, Bodrum ile özdeşleşmiş, şi...
Gülay Güler
17 Haz 2020
SİNEMA
YARIŞMA
Hezarfen Film Galeri, Kentimiz İzmir Derneği ve TARKEM tarafından İzmir'in en değerli alanlarından biri olan Kemeraltı'n...
Otuzbeşlik
15 Haz 2020
MÜZİK
Volkan Öktem, müzikle çok erken bir yaşta tanışan müzisyenlerden. Henüz 11 yaşında bateri çalmaya başlayan Öktem, Sezen ...
Kardelen Uysal
13 Haz 2020
GÜNCEL
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonunu yürüttüğü İzmir Turizm Hijyen Kurulu, küresel pandemi sonrasında kenttek...
Otuzbeşlik
13 Haz 2020
,
Başa Dön
Bize ulaşın
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.
Satış Sözleşmesi
İptal ve İade