Dicle Çiftçi ve Yarım Kalan Kusurlu Kadınları

Paylaş
13-01-2018
Can Sue

Dicle Çiftçi resimlerinde kadın imgesini sorguluyor. ‘’Rutubet’’ adlı serisinde tuval üzerine yağlı boya ve kurşun kalem tekniklerini birleştirerek bir çok kadın portresi yarattı. Resimleriyle birileri tarafından dayatılan güzellik kavramını normalleştirmemizi eleştiriyor. Kusursuz kadın imgesi, Dicle'nin resimlerinde, yerini karakteristik fakat yarım kalmış kadınlara bırakıyor. "Çünkü kusur kadını diğer kadınlardan farklı kılan en belirgin özelliktir." diyor. Dicle kendini ve yarım kalan kusurlu kadınlarını Otuzbeslik.com'a anlatıyor.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Dicle Çiftçi

 

Dicle Çiftçi Kimdir? Eğitiminden bahseder misin?
Ben Dicle Çiftçi, 1989 Doğumluyum ve İzmir'de yaşıyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü 2015 mezunuyum.  


Kaynak: Dicle Çiftçi
 
Resim yapmaya ne zaman başladın, çocukluğunda ressam olacağına dair işaretler var mıydı? Seni resim alanında destekleyen özel birisi ya da birileri oldu mu?

Geçenlerde öğrendiğim, annem beni misafirliğe her götürüşünde önüme kağıt kalem koyarak susturabilirmiş; ama bunu özel bir durum olarak görmüyorum. Zaten birçok çocuğun içinden küçük yaşta resim yapmak gelir diye düşünüyorum. Bu yüzden benim için resim yapmaya başlama, ilkokuldan itibaren derslerde çok sıkılıyor olmayla ilintili. Bu alanda beni en çok destekleyen insan, okula hazırlanmak için gittiğim kurstaki hocam Başak Özkutlu'dur. Hem arkadaşlığı hem öğretmenliği hem de bana olan inancıyla hayatımın dönüm noktası olduğunu düşünmekteyim.


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Dicle Çiftçi
 

"Rutubet" adlı serinizde tuval üzerine yağlı boya ve kurşun kalem tekniklerinin birleşmesiyle birlikte pek çok kadın portresi yarattın. Fikir olarak nasıl doğdu? Neler anlatmak istedin? Vermek istediğin duygu neydi?  
 
Rutubet isimli seriyi kendimden yola çıkarak keşfettim diyebilirim. Tabii ki önceki çalışmalarımda da kendi derdimle ilgili anlatmak istediğim şeyleri başka kadınlar üzerinden yorumlayarak anlattım. Fakat teknik olarak kurşun kalem ve yağlı boya olmasının sebebi, mükemmeliyetçi bir insan olmamamdan kaynaklı. Kusursuz kadın bedeni imajının her daim albenili bir durum oluşturmasına karşın benim resmimdeki kadın portresi yarım yamalak diyebileceğimiz türden. Eksiklik ve tamamlanmamışlık izlenimi bırakmakta. Yerinde olmak için yeri geldiğinde estetik ameliyatlar olan medyatik güzellikteki kadınları kimi zaman deforme ediyorum, kimi zaman da çok daha karakteristik, kendine has güzellikteki kadın portrelerini resmediyorum. Bir kadın olarak üzerimde duyduğum bu rahatsız edici hissin sebeplerini araştırırken, yakınımdaki pek çok kadının da bu hislerle yaşadığını fark ettim ve kendimce resimlerimde bunu başkalarına da hissettirmek için bu seriyi oluşturdum.



 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Dicle Çiftçi
 
 
İdolüm diyebileceğiniz ünlü ressam var mı? Sevdiğin ilgi duyduğun sanatçılar kimler?
 
Boyayı kalın kullanan ve gerçeklikten biraz da olsa uzaklaşmış olan birçok sanatçıya hayranlık duyuyorum aslında. Eskilerden Fikret Mualla, Hale Asaf, Leutrec, Egon Schiele, Jean Micheal Basquiat... Daha yeni dönem ressamlarından ise Cian McLoughlinHenrik Uldalen, Tim Okamura... diyebilirim.
 
 
Resim yaratım sürecini bizlerle paylaşır mısın? Çalışacağın konuları nasıl belirliyorsun?
 
Çalışacağım konu şu an için kadın portresi olduğundan mütevellit genelde kadın portresi araştırıyorum, internet üzerinden ya da gittiğim herhangi bir yerde gözüme kestirdiğim bir kadına modellik teklifi ediyorum ve numarasını alıyorum. (Gülüyor.) Bana uygun olan pozu istiyorum ya da çekiyorum. Benim için fotoğraftaki en önemli detay donukluk, bakışlardaki ifade olduğu için, sosyal medya üzerinde gördüğüm ve de etkilendiğim birinin fotoğrafını da isteyebiliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Dicle Çiftçi

 
İzmir'deki sanat ortamını nasıl değerlendiriyorsun? Sanatın ve sanatçıların hak ettiği değeri gördüğüne inanıyor musun?
 
İzmir sanat konusunda inanılmaz kısır bir şehir. Bu sebepten midir bilmem İstanbul'da İzmirli bir sanatçı olmak önem taşıyor. Burada bütün sanatsal etkinlik ve ortamlardan uzak
yaşıyoruz gerçekten. Bireysel olmak zorunda kalıyoruz. Bu sebeple dünya kadar arkadaşım İstanbul'a taşındı. Burada kalmak mı İstanbul'a gitmek mi diye kendime sorduğum çok oluyor. Sergi gezmeden, bir açılışa katılmadan kimseyle tanışıklık sağlayamıyorsunuz ve bu işler biraz tanışıklıkla da yürüyor. Şu anda kendime seçtiğim yol daha sık İstanbul'a gidip gelmek, İstanbul'da yaşamak için buradakinin en az iki katı para harcamanız gerekmekte ve ben kendimde bu gücü göremiyorum açıkçası. Gerçekten çalışan bir sanatçı, sanatın merkezinden uzakta yaşasa bile ayakta kalabilir diye düşünüyorum. Kaldı ki sosyal medyanın oldukça sık kullanıldığı bir çağda yaşıyoruz ve bu inanılmaz etkili bir kanal.
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Dicle Çiftçi
 
 
Sizce Barrington Barber'in dediği gibi: ''Resim konusunda deneyimi ne olursa olsun herkes resim yapabilir'' mi? Yoksa yetenek şart mı?
 
Barrington Barber'a kısmen katılıyorum diyebilirim. Bence de herkes resim yapabilir; iyi ya da kötü. Benim ve pek çok resim yapan kişinin bugüne kadar en çok karşılaştığı benzetme ''çöp adam bile çizemiyorum'' olmuştur eminim. Elbette çöp adam bile çizemiyordur; çünkü gerçekten resim yapmak içinden gelmemiştir. Gelmişse ve denemişse de iki denemeden sonra yılmış ve kendine olan inancı kırılmıştır diye düşünüyorum. En yeteneksiz insanın bile işin matematiğini çözdükten sonra desen çıkartabileceğine inanıyorum belki bir hafta belki de bir yılda. Renkli bir şeyler ortaya çıkartabilir mi benim de kesin bir fikrim yok. (Gülüyor.)
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Dicle Çiftçi
 
 
Resim dışında başka yetenekleriniz var mı? Siz de olmayan hangi yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
 
Resim dışında yapabildiğim çok fazla şey olduğunu söyleyemem. Müzikle ilgili bir yönelmem olsaydı eğer herhangi bir enstrümanı çabuk çözerdim sanırım, bu konuda kendime gereksiz bir güvenim var. Sesimin güzel olmasını çok isterdim; ama yanından bile geçemiyorum. (Gülüyor.) Gezmeyi, farklı kültürler görmeyi, ilginç yemekler yemeyi çok seviyorum. Erkek arkadaşım sayesinde de değişik yerlere gittiğimizde ufak ufak tırmanıyorum.
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Dicle Çiftçi
 
 
Yeni projeler var mı?
 
Her zaman yeni projelerim ve bunları not aldığım defterimle geziyorum. Şu anda yapmış olduğum seri bile kendi içinde bir şeylere evriliyor. Zihnimi açık tutmaya çalışıyorum, herhangi bir durum bile fikir verebiliyor.
 
Son olarak söylemek istediklerin?

Teşekkürler.

Kaynak: Dicle Çiftçi
 
Dicle Çiftçi'yi takip etmek için İnstagramFacebook ve Behance hesapları.