R
GİRİŞ
TR
EN

M. Emek Özkan: "Ne aramadığımı buluyorum."

#SİNEMA
Kardelen Uysal
30 Dec 2018

 

Murat Emek Özkan, kısa filmler çeken bir yönetmen. Durmadan sorguluyor, eleştiriyor, arada huysuzlanıyor, bol bol okuyor, izliyor ve üretiyor. Son çektiği film Farmakon, İtalya’da Akdeniz Filmleri Festivali’nde, Nijerya’da ise Inshort Film Festivali’nde gösterildi. Emek’le okul döneminde film çekmesinin yasaklanışını, geçmiş projelerini, son filmini, gelecek projelerini hatta aradıklarını, bulamadıklarını konuştuk. Kendisini YouTube kanalından ve Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

 

Fotoğrafta Emek Özkan, gri bir duvarın önünde hafifçe gülümseyerek poz veriyor.


Okulda film çekmesi yasaklanan ilk iletişim öğrencisi oldun. Bunu anlatır mısın?
Ülkedeki ideolojik çatışmaların okula yansımasıyla başlayan bir süreçte oldu bu. Bu süreçten pek çok insan gibi ben de etkilendim. Fanzin çıkarmanın yasak olduğunu, çıkarılan fanzin için polislerin geldiğini düşün. Bir gazetecilik öğrencisine “Neden bunu çıkarıyorsun?" diye soru sorulduğunu düşün. Kendi ajansımız bile haber yapmamıza izin vermiyordu. Yaptığımız tek şey rektör ve profesör makalelerinden bahseden yazılar yazmak oluyordu. Hocalarımız diledikleri gibi makale yazamaz oldular. Bu Gezi olaylarından önce de böyleydi, Gezi sonrasında daha da şiddetlendi.
Okulda bir öğrenci öldü. Bizim okula duvarlar çekilmeye, bize suçluymuşuz gibi davranılmaya, okula bariyerler örülmeye başlandı. Sadece bir grup insan cezalandırıldı. Oturduğum yerde polisin gelip “Burada ne arıyorsun?” sorusuyla karşılaştım. Ben de okula örülen duvarların filmini çekmeye karar verdim. Şiddeti engellemenin yolu duvarlarmış gibi davranan, izole etmeye çalışan bir tavra karşı kara mizah türünde bir film çekmek istedim. Durumu Hitler Almanyası’na benzetiyordum. Arkadaşlarımla çekim yapmaya gittiğimde, terörle mücadele timleriyle karşılaştım. Elimde kamera ve tripod; oyuncu arkadaşlarımın üzerinde Nazi kıyafetleri olduğu için… Güvenlik şefi bana “Sana bu filmi burada çektirmem!” dedi. Ben de kendisine iletişim öğrencisi olduğumu hatırlattığımda dekanı aradı sabahın köründe. "O çocuklar film çekemezler.” dedi dekan da. O dönem bu olay Penguen’e de çıkmıştı. Okulda 3 ay boyunca fakülte öğrencilerinin dersler ve ödevler dışında fotoğraf makinesi kullanması yasaklandı. Hocalarımız öğrencilere sadece çevre ve engelli konulu kısa filmler çekmelerine izin vermeye başladı. Benim okuldan tripod almam dahi yasaklandı. Bu süreçten de Ceviz Ağacı filmi çıktı. Ardından on-on beş sene önce mezun olan öğrencilere de soruşturma açılınca Ceviz Ağacı 2 çıktı.

 

 

Kendini, bir şeyleri anlatma yolu olarak neden sinemayı tercih ettin?
Bencil, yok sayılmış, özgüvenleri yok edilmiş bir neslin yetiştirdiği çocuklarız biz. Sürekli kaybederken kazanmanın garip döngüsünü yaşayan akrabalara sahibim. Bunun ideolojilerden kaynaklandığını söylüyorlar ancak bana sorarsan nevrotik benliklerinden dolayı bu durumdalar. Bir taraftan da benim ailem gibi sürekli kaybeden insanlar var. 23-24 yaşına kadar sürekli aileme yaranmaya çalıştım. O yaşlara geldiğimde anlatmam gereken bir şey olduğunu düşündüm. Bu süreçte gazetecilik ile sinema arasında kaldım. Bu iki dalın yarattığı illüzyon, insanların ruhuna dokunabiliyor. Gazetecilik kimi zaman anlık olarak dokunabiliyor ancak sinemada insanlar, kendilerini özdeşleştirdikleri kahramanın çilesiyle çile çekip, sevinciyle de seviniyorlar. Kendini sorgulamaya başlıyor insan sinemada. Burada değiştiren bir etki var. Bir sinemacıyı alt etmek bir gazeteciyi alt etmekten çok daha zor ayrıca. Sinema koca bir evrene sinyal göndermek gibi. Bugüne, gelecek zamana bir işaret yollamak gibi.

 

NE ARAMADIĞIMI BULUYORUM ZATEN BENİ BULAMAMAK CEZBEDİYOR


Sürekli bir arayış içinde olduğunu söylüyorsun. Ne aradığını biliyor musun? Ararken bulabildin mi bir şeyler?
Ne aramadığımı buluyorum. (Gülüyor) Zaten beni bulamamak cezbediyor. Ne zaman bir şey bulsam bir başka soru çıkıyor karşıma. Bu sürecin güzel yanı da o; ne istemediğine karar veriyorsun. Bulamazsam trajedi olur, bulmuş gibi olursam dram olur.


Sinema sektörüne de sirayet eden bir ‘duygusal bakma’nın yasak olduğundan yakınıyorsun. Sence ne oldu da duygusal bakmalar yasaklandı? Profesyonel tavır bu yaşamın içine nasıl inleye inleye sokuldu?
“Ev almanız için çalışmanız lazım!” dediler bizlere. Evet, bugün teknoloji çok ilerledi ancak bu teknolojiyi kullanmak için de çalışmanız lazım. Bu durumda hayata eksilerde başlıyoruz. İnsanların zamanı yok. “Hayat kısa, kuşlar uçuyor.” diyorlar ya, Türk kapitalistler neden bu cümleyi çok seviyor? Cemal Süreya’nın şiirini okuduğunuzda "yaşamıyoruz, haberiniz olsun" gibi bir anlam çıkıyor ancak biz şiirden sadece o kısmı alıyoruz çünkü hayat çok hızlıymış gibi geliyor. Hayat hızlı filan değil. Ev almak zorunda değiliz, hastaneye para ödemek zorunda değiliz. Biz araba almak için ömrümüzden bu kadar vermek zorunda değiliz.
Duyguların oluşacağı, yaşanacağı zamanı insan para kazanmaya zaman veriliyor. Araba insan için kutsal olmaya başlıyor, ev, tatil kutsallaşmaya başlıyor. E, kutsallar nesneleşti. Hayatta kalmak için her zaman pragmatik davranışlarımız vardı ama bu kadar kapitalist pragmatik davranışlar yoktu.


Gelelim filmlerine… Kum Zamanı’nda kürtaj konusunu işliyorsun. Bunu ne oldu da dert edindin?
2012 yılında kürtajla ilgili tartışmalar yaşanmıştı. O dönem bir taraf “Kürtaj cinayettir.” derken diğer taraf “Size ne!” diyordu. Peki birey ne yaşıyor? Kadın ne yaşıyor? Kimse bunu tartışmıyordu. Herkes kadına “Sen cinayet işliyorsun!” deyip kadın bedeninde tahakküm kuruyordu. Savunurken de eleştirirken de kadına karşı ayrımcılık durumu vardı. Bir insan kürtaja giderken ne düşünür, neler yaşar? Neden bu insanların yanında aileleri olmaz? Aileler her zaman çocuklarını koruyacağını söyler ancak aile kurumu ikiyüzlüdür. Onların kurallarına uymadığında seni korumazlar. Bu tip düşünceler kafamda dönüp durdu o süreçte. İlk filmimdi ve teknik açıdan pek çok eksiklikleri vardı.

O dönem bir arkadaşım filmi çektikten sonra bana “Çok güzel düşünmüşsün de kürtaj tartışmaları bitti.” demişti. Ben propaganda filmi çekmedim ki. Orada düşündüğüm tek şey bireyin yaşadıkları, hissettikleriydi. Kürtaj hakkında insanlar konuşmak istemiyorlar çünkü onlara acıyacaklarını düşünüyorlar, kendi içlerinde o kadar kendilerini yargılamışlar ki… Konuşanlar ise sürekli yalnızlıktan bahsediyorlar.

  

 

Görselde yönetmenin Farmakon adlı filminin afişi bulunuyor. Afişin üzerinde künye bilgilerinin yanı sıra üzgün bakan bir kadın yüzü var. Ayrıca "Onlar doğmaz, büyümez, ölmezler. Huzur için sızarak yaşarlar." cümleleleri yer alıyor.

 

Son filmin Farmakon nasıl tepkiler aldı? Filmde bir kadın karakter kendisine değer vermeyen saçma bir adamla birlikte. Sence kadınlar neden kendilerine değer vermeyen adamlarla beraberler? Burada toplumun ve ailenin etkisi ne?
Farmakon keskin hatlarla sevilen ve sevilmeyen bir film oldu. Filmi sevmeyen, filmin yönetmenine ve ekibine de saldırdı. Filme karşı bir tepki oluştu. Senin aslında saçma dediğin karakter bugün onaylanan insan tipi. O karakter kendini var edemiyor, var edebildiği tüm kapılar kapanmış ve artık sıkışmış. Oraya bir aşk ilişkisi koymak istedim. Kadınlar artık iş hayatında da oldukça başarılılar. Oradaki kadın da işinde yükseliyor. Peki, hayatında yükselememiş biriyle neden birlikte oluyor? Hazdan dolayı.

Farmakon’u kendi adıma eleştireyim; kişilerin kendilerini özdeşleştirdikleri insanları kötü gösteremedik. İnsanlar Dilek karakteriyle özdeşleşiyorlarsa Melih gibi bir karakterle neden birlikte olduğunu, Melih karakteriyle özdeşleşiyorlarsa Dilek gibi bir karakterle neden beraber olduğunu sorduğunda cevap alamıyorlar çünkü insanlar kendileriyle yüzleşmiyorlar.

 

“Farmakon, Yunanca’dan gelen bir kelime. Hem zehir hem de ilaç demek. Farmakoloji de oradan geliyor; ilaç bilimi. İlaç dediğiniz şey sizi iyileştirdiği kadar zarar da verir. Yan etkileri de vardır. Çare olarak gördüğün şey bir yandan vücudunda kötü izler de bırakır. Bugün Türkiye’de benim de içinde bulunduğum gençliğin yaşadığı şey bu. Bana ‘iyi’ denilen şeylerin hiçbirinde yan etkiler söylenmedi.” İz Gazete’ye verdiğin röportajda böyle söylemişsin. Sana nelerin yan etkileri söylenmedi?  

İdeolojilerin, teolojilerin… Hepsi anlatılırken çok iyiydi. Kusur bile onun kusursuzluğundan kaynaklıydı. Dünyanın çoğu yerinde bu bencillik ve kibir hastalığı hepimizi buraya getirdi. Beni yetiştirdiğini söyleyen rehberlerin kendilerinin rehber olup olamayacaklarından haberleri yoktu.

 

 

Gelecek projelerinden bahseder misin?
"Yekta" adlı bir projem var. Agorafobiye sahip bir kişinin yaşadıklarını anlatacak, Yekta. Acılara karşı dirençlerimiz, hep kaçmak üzerine kurulu. Bu ister bir bombalı saldırının yarattığı travma olsun, ister bir ayrılık olsun… Biz sadece kaçmak ve saldırmak üzerine kuruluyuz. Kaçacak mısın, saldıracak mısın? Buna karar vermeye çalıştığın zaman diliminde de donuyorsun. Bizim yaptığımız da bu. Ya kaçıyoruz, ya saldırıyoruz. Yekta da bunun üzerine bir film olacak.  Yekta, yaşadığı bir olaydan dolayı evine kapanmış, dışarı çıkamıyor, agorafobi teşhisi konmuş. Hayatı değiştirmek isteyen bir kadınla karşılaştığında yaşanan olaylarla ilgili süreci anlatıyor.
Bir de dansla ilgili uzun metrajlı bir film projem var. Bir insan neden bencilleşir sorusu üzerine kurulu bir film. Star Wars’un tüm baba figürleri rehberlik eder ama baba karakterin gölgesidir, kötüsüdür. Bu filmde de dans bölümüne girmek isteyen muhafazakar bir ailenin kızının etrafıyla yaşadığı çatışmaları ve hırslarını konu alıyor.

Benzer yazılar
#TİYATRO
Tiyatro Kalemi ötekinin derdinin, hikayesinin üzerine titizlikle eğilen bir tiyatro grubu. Çok katmanlı metinleri, başar...
Kardelen Uysal
12 Nov 2019
#GEZİ
Şehir sizi bastıysa, hafta sonu için huzurlu bir tatil düşlüyorsanız Urla’ya 9 km uzaklıktaki Özbek Köyü keşfedilmeyi be...
Gülay Güler
9 Nov 2019
#YEMEK
#DİYET
Öğle yemeklerini Mistral Çarşı’da yiyor, sağlıklı beslenmek istiyorum ama çalışırken nasıl yapabilirim bilmiyorum diyors...
Gülşen Sarı
8 Nov 2019
#MÜZİK
Adnan Girgin (davul), Atahan Gökdel (gitar) ve Mert Deliktaşlıdan (gitar, vokal) tarafından 2018 yılında hayata geçirile...
Kardelen Uysal
7 Nov 2019
#TEKNOLOJİ
Ege bölgesinin en büyük yazılım teknolojileri konferansı 23 Kasım, Cumartesi günü Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde G...
Editör
6 Nov 2019
#EDEBİYAT
Berna Kumaş Sipahi, Arkas Holding Kurumsal İletişim Direktörü. Aynı zamanda da bir yazar. Daha önce Gökten Üç Elma Düşmü...
Editör
5 Nov 2019
#SİNEMA
İzmir kentinin tek sinema festivali olan İzmir Kısa Film Festivali, 4 Kasım günü başladı ve 10 Kasım'a kadar devam edece...
Editör
5 Nov 2019
#TİYATRO
Will Eno'nun yazdığı 2005 Pulitzer Ödülleri Dram Finalisti Thom Pain oyunu dün, çocukluk, bugün, gösterinin doğası ve do...
Seçil Şeker
4 Nov 2019
#KONSER
#TİYATRO
#SÖYLEŞİ
#ATÖLYE
Bu haftanın göze çarpan etkinlikleri neler? İzmir bu hafta hangi tiyatroya gidecek, hangi konserde eğlenecek bu listede!
Editör
4 Nov 2019
#VEGAN
#VEJETERYAN
Dünyanın her yerinde veganlığın yükselişe geçmesiyle birlikte işletmeler bu konuya daha duyarlı olmaya başladı. İzmir’de...
Gülay Güler
2 Nov 2019
#KOŞU
#SOSYAL SORUMLULUK
Ayrık veya açık omurga anlamına gelen spina bifida, dünyada en sık görülen doğuştan olma hastalıklardan birisi. 3 Kasım’...
Öykü Nur Akkol Avcı
1 Nov 2019
#YEMEK
Hani bir söz vardır muhtemelen aşinasınızdır; "Tekrarı yoktur bazı şeylerin hayat gibi, aşk gibi, ömür gibi…"
Zeren Tuğçe Erbil
31 Oct 2019
#KONSER
#MÜZİK
Kış yavaş yavaş kendini gösterip bizi üşütürken konser konser gezip içinizi ısıtmaya hazır mısınız?
Seçil Şeker
30 Oct 2019
#TİYATRO
#OPERA
Annie müzikali geçen sene Mozart Akademi tarafından İstanbul’da Zorlu’da sahnelenmişti. Bu sene Kasım ayında üç kez sahn...
Kardelen Uysal
29 Oct 2019
#TİYATRO
#STAND-UP
Kasım ayında İzmir'i birbirinden değerli oyunlar, performanslar ve stand-up gösterileri bekliyor. Sizi eğlenceli, komik,...
Kardelen Uysal
28 Oct 2019
#ATÖLYE
Hafta sonunu renklendirip hem eğlenmek hem de öğrenmek isteyenler için İzmir bu ay dopdolu!
Seçil Şeker
27 Oct 2019
#TİYATRO
Arthur Schnitzler’in La Ronde adlı eserinden Haluk Işık’ın uyarladığı, 1890’lu yıllarda Viyana’da geçen Atlıkarınca Hika...
Editör
27 Oct 2019
#EDEBİYAT
Deniz Kuyumcu, 22 yaşında genç bir yazar. Kuyumcu, kitabı Efsaneler Yıldırım Kuşu’nda gerçek efsanelerle kurmacayı birle...
Gülay Güler
26 Oct 2019
#PUB
Urla’nın ilk Irish Pub'ı açıldı. The Harp dekorasyonu, sıcak ortamı, bira çeşitliliği, uygun fiyatları ile tamamen Irish...
Gülay Güler
25 Oct 2019
#BALE
#OPERA
#ÇOCUK
Çocuklara opera, bale, klasik müziği sevdirmek ve çocukların okuma alışkanlığı kazanmaları için yazılan Şekeronya’da sol...
Editör
22 Oct 2019
#MÜZİK
#SANAT
#FESTİVAL
#YOGA
Yeşim Özbirinci, www.wearethehippies.com sitesinin kurucusu ve editörü. Site, sürdürülebilir yaşam, psychedelic kültür, ...
Kardelen Uysal
22 Oct 2019
#KUTLAMA
#MÜZİK
Yılın en eğlenceli günlerinden biri olan Cadılar Bayramı'na çok az kaldı. Her yıl dünyada rengarenk ve eğlenceli görüntü...
Gülay Güler
21 Oct 2019
#YOGA
Bu röportajı okurken siz de görünenin özüne yolculuk etmek isteyeceksiniz. Biz dinlerken Özlem Özülker hikayelerinden ve...
Editör
20 Oct 2019
#ÇOCUK
#ETKİNLİK ALANI
Ebeveyn olunca öncelik hep çocuklarımızın oluyor değil mi? Sizi de bunaltmadan, İzmir'in tadını çocuklarınızla hangi mek...
Gülay Güler
19 Oct 2019
#SEMİNER
5 Kasım tarihinde İzmir'in gelecek vadeden girişimleriyle yatırımcıları bir araya getirmek için düzenlenen Startup, Türk...
Editör
15 Oct 2019
#SİNEMA
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 2002 yılından beri düzenlenen Filmekimi, 18-23 Ekim tarihleri arasında İzmir’de g...
Kardelen Uysal
15 Oct 2019
#SANAT
#TASARIM
Bulduğu her türlü malzemenin üzerine çizim yapan Sadi Tekin leblebileri karakterleştirmesiyle, New York sokaklarına muzi...
Kardelen Uysal
14 Oct 2019
#MÜZİK
#KONSER
Scott Bradlee önderliğinde kurulan Postmodern Jukebox müzik grubu, Welcome to the Twenties 2.0 turnesi kapsamında 27 Eki...
Editör
12 Oct 2019
#SİNEMA
Otuzbeslik.com ve Birikim Atölyesi'nin düzenlediği Alternatif Kısa film etkinliğimizin 16’ncısıyla karşınızdayız. Bu seç...
Gülay Güler
11 Oct 2019
#TİYATRO
Oyun Hamuru Tiyatrosu sahne üzerinde doğaçlama performans yapan, seyirciyi de seyirci-oyuncu olarak oyuna interaktif bir...
Kardelen Uysal
11 Oct 2019
#MEYHANE
İzmir'de içkili pek çok restoran var ama siz o eski meyhane ruhunu mu arıyorsunuz? Samimi bir ortamda, fonda hafiften fa...
Gülay Güler
10 Oct 2019
#TİYATRO
#SANAT
Devlet Tiyatrosu sanatçısı Rüçhan Gürel tarafından 2007 yılında İzmir’de kurulan Han Tiyatrosu her yaştan öğrenciye üst ...
Seçil Şeker
8 Oct 2019
#SANAT
#ŞİİR
#FOTOĞRAF
#EDEBİYAT
İnanç Avadit’in Buradan Kurtulmak Bize Kaldı adlı şiir kitabı içinde yaşadığımız dünyanın gerçeklerini, gerçekleştiremed...
Kardelen Uysal
6 Oct 2019
#ATÖLYE
İzmir'in en çok sevilen atölyesi Atölyemiz Canımız'da sadece birbirinden güzel takılar ve seramikten objeler üretilmiyor...
Gülay Güler
5 Oct 2019
#SİNEMA
Film tutkunları, beyaz perde aşıkları buraya! Ekim ayında vizyona girecek filmleri listeledik.
Editör
4 Oct 2019
,
Başa Dön
Bize ulaşın
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.
Satış Sözleşmesi
İptal ve İade