Zeytin Okulu - Hayatı Hatırlatan Okul

Karaburun İnecik Köyü'nde bilgeliğin, aklın, bolluğun, adaletin, sağlığın, barışın sembolü olan zeytine yakışır, hayatı hatırlatan bir okul bulunuyor.  Zeytin Okulu, bir grup akademisyen tarafından kurulan Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'nin hayata geçirdiği başarılı projelerinden biri.  Zeytin ve zeytin ürünleri başta olmak üzere bölgedeki doğal ve kültürel varlığın korunmasına, zenginleşmesine ve tanıtımına katkı sağlamayı amaçlayan Zeytin Okulu'nda neler oluyor, Dernek Başkanı Akın Erdoğan anlatıyor.  

 

 

 

Akın merhaba, Zeytin Okulu'nun kuruluş hikayesini senden dinleyebilir miyiz?  

Zeytin Okulu'ndan önce Ege Üniversiteli bir grup akademisyen ile 2013 yılında Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'ni kurduk. Ben de Ege Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyorum. Bölüm iktisat olunca doğa ve çevre ilişkisini, ekonominin doğaya olan etkilerini, kaynak problemlerini tartışan, bunlar için alternatifler arayan, alternatif düşünmeye çalışan, tartışmalar yapan ekiplerdik.   

Prof. Dr. R. Funda BARBAROS ÖZAY kendisi İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Anabilim Dalı Başkanıdır.  Ege Üniversitesi'nde uzun yıllardır ekolojik iktisat üzerine çalışmalar yürütmektedir. Karaburun Yarımada Bölgesi'nde uzun zamandır çalışmalar yürütmektedir. Son beş yıldır da zeytin üzerine çalışmaktadır. Yarımadanın ekonomisi, tarihi ilişkileri hakkında zaten hocamızın ciddi bir bilgi birikimi vardı. Bizim gibi genç insanların da bir arayışı, bir umudu vardı. Bilgi ile umut bir araya gelince ortaya ürün çıkmaya başladı. Dayanışma oluşmaya başladı. Zeytin Okulu'nun ilk yapı taşı böyle atılmış oldu.  

Biz iyi bir bilgi mirasının üzerine konduk. Alt yapımız akademisyen hocalarımızın bilgi birikimleriyle doluydu. Bize sadece hayal kurmak kalıyordu. İşin en kolayı hayal etmek, en zor kısmı bu hayal üzerine dayanışıp ısrarla üzerinde durabilmekti. 

 Peki neden zeytin?  

Zeytin dedik çünkü aradığımız şey aslında doğada bir müştereklikti. Zeytin üzerinden kimyayı anlamak, zeytin üzerinden doğayı anlamak, zeytin üzerinden tarihi anlamak, zeytin üzerinden kültürü anlamak istedik. Zeytin burada bir odak, biz de etrafında müştereklikler kuruyoruz. Bu Karadeniz'de fındık, Aydın'da incir olabilirdi, fark etmez. O ilişkiyi doğayla kurmaya başladığında birçok kültürel değer geliştirebiliyorsun. Burası bir akademi. Tek bir hüküm vermek yerine hep birlikte oturmak, tartışmak, konuşmak üzere bir araya geliyoruz.  

Dernek olduktan sonra ekoloji alanında çalışan diğer topluluklarla bir araya gelmeye başladık. Hepsini ziyaret ettik mesela bunlardan birkaçı Buğday derneği, Doğa Okulu, Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi, Taş Mektep, Matematik Köyü… Farklı bir çalışma sahası yaratmış olan bütün toplulukları gezdik. Hemen hemen hepsinden de ilham aldık. O sene Akdeniz Akademisi'nin düzenlediği yarımadanın altı ilçesini kapsayan Zeytin Rotası Çalıştayı'na katılma kararı aldık. Zeytin rotasının en önemli ayaklarından birisi de Karaburun. Zaten hep aklımızda Karaburun Yarımadası'nda çalışmak vardı. İnecik Köyü tüm bu rotaların kesişimiydi ve burada aradığımız gibi bir okul vardı. İnecik; bio çeşitlilik bakmından zengin  lokasyon olarak korunaklı ve en önemlisi kırsaldaki azalmış nüfusun çok iyi bir örneği. Eskiden yüz haneye kadar çıkmış olan köy şu an yirmi hane. Köyün büyük kısmı Kaynarpınar denen safiye yerine taşınmış. Orada turizm ve balıkçılıkla uğraşmakta, tarımdan uzaklaşmış. Tüm bu sebeplerden dolayı İnecik, bizim için çok uygun bir çalışma alanıydı.   

Zeytin Rotası sayesinde coğrafyayı, zeytin ormanlarını anlama, zeytini tanıma, kadim zeytin ağaçlarını bulma, tarihsel ve endüstriyel miras diyebileceğimiz eski zeytinyağı içliklerini görme, bir zeytinin kendi coğrafyasındaki diğer ağaçlarla bitkilerle ilişkisini öğrenme fırsatı yakaladık. Artık bu bilgileri paylaşabileceğimiz bir merkeze ihtiyacımız vardı. Oturduk bir okulumuzun olması gerektiğini düşündük. Bu okulla canlılık yakalamak istedik. Hem biz öğrenci olmak hem de gelen ziyaretçilerle bilgilerimizi paylaşmak, tartışmak istedik. Bunun üzerine bu projeyi hazırladık. İzmir Büyükşehir Belediyesi de projemize destek verdi. Bizden de tüm rotaların bilgi ofisi olmamızı talep ettiler. Aslında Zeytin Okulu bu rotaların iletişim noktası. Bağ Rotası, Bisiklet Rotası, Efes Milas Rotası, Zeytin Rotası'nın bütün ziyaretçileri buraya gelip coğrafya ile ilgili, rotalarla ilgili bilgi alabilirler ve coğrafyayı gezebilirler.  

 

   

 

Zeytin Rotası haritası var mı?  

Yarımada kitapçıklarında rotanın haritası var. Daha büyük bir harita içinde Belediye'de şehir planlamacı olan Sultan ... arkadaşımız çalışıyor ve noktaları belirliyor. Anıt ağaçlarını biz GPS ile kodladık. Yaşlarını ölçtük, 2000 yaşında ağaç vardı.  
  

Anıt ağaçların çevresini korumaya alıyor musunuz?  

Biz korumaya almıyoruz, tabela koymuyoruz. Korumaya aldığınız zaman başka mülkiyet problemleri ortaya çıkabiliyor. Bahçenin sahibiyle sorunlar yaşanabiliyor.  

  

Peki rotadaki anıt ağaçlarını nasıl bulacağız?  

Zeytin rehberleriyle. Bir şeyin etrafını çevirmek, onu korumak demek olmuyor. Aslında onu korumak; o değeri, deneyimi yaşatarak oluyor. Bir ağaca tabela koyarsanız ertesi gün o ağacı süs bitkisi olarak başka bir yere alıp götürürler. Korumanın en doğal yolu; onunla birlikte yaşamak. Bunu da zeytin rehberlerimiz yapıyor. 5 tane zeytin rehberimiz var. Ben de onlardan birisiyim. Bunun için burada yetiştik. Amacımız rotada yürüyüşler düzenlemek, anıt ağaçlarını tanıtmak, hikayelerini, özelliklerini, yapısını, nasıl oluştuğunu anlatmak, onların nasıl bu günlere kadar geldiğini, aramızda nasıl bir müştereklik olduğunu ve diğer kültürlerle nasıl bağdaştığını göstermek. Bu bizim yaşatma yöntemimiz. Aynı zamanda zeytin rehberleri zeytin rotasında birçok farklı projeler yapabiliyorlar. Sanatsal, doğa ile ilgili projelere destek verebiliyoruz ve bu anıt ağaçlarının hepimize ilham olmasını amaçlıyoruz.  

 

Her zaman okulda bulunabiliyor musunuz? Sistem nasıl işliyor?  

Sururi arkadaşımız çoğu zaman burada oluyor. Hafta içi çoğumuz çalışıyoruz ama nöbetleşiyoruz, okulda mutlaka birileri oluyor. Her konuştuğunuz zeytin rehberi farklı bir hikaye anlatıyor, bu da işin dinamik bir güzelliği. Yine de bazen saha çalışmalarımız olabiliyor. Bu nedenle Instagram veya internet sitemizden önceden bize bilgi vermelerini istiyoruz.   

Bisiklet gurubu BUGEP ile tanıştık ve burada tematik rotalar düzenlemek istiyorlar. Rota bu gibi birlikteliklerle yaşıyor. Buraya farklı bir turizmin gelmesi; yaptığımız, ürettiğimiz değerler için iyi olmayabilir. Tarımın, doğanın bir değer olarak görünmesini istiyoruz. Bu değerin sözle satılan bir şey değil de yaşayarak, koklayarak, bilgi üreterek olmasını istiyoruz. Ekip olarak bunun için çalışıyoruz.   


 Zeytin Sineği Projesi'ni anlatabilir misin? 

İlk yaptığımız şeylerden biri de Zeytin Sineği Projesiydi. Bu aslında yerelden gelen bir talep ile ortaya çıktı. "Madem buraya böyle bir okul kuruyorsunuz, bizim zeytin sineği problemimiz var, ona çözüm bulun." dediler. Biz de toplandık, İzmir Büyük Şehir Tarımsal Daire ile beraber zeytin sineği tuzaklarını oluşturduk. Pet şişelerin içine Diamonyum fosfat koyduk. Diamonyum fosfat ilaç değildir doğal bir besin kaynağıdır, gübre yapımı için kullanılır ama biz saf halini kullandık. Su ile karıştırdık. Şişeleri dört, beş yerinden delip her ağaca bağladık. Üç köyde 50 000 ağaca bu tuzak sistemini kurduk.   

  

Proje başarılı oldu mu?  

Evet, projenin ilk ayağı başarılı oldu diyebilirim. Daha uzun süre gözlemlememiz lazım, projenin uygulanan ve uygulanmayan noktalarından gelen yağları karşılaştırmamız gerekiyor sonra proje başarılı oldu diyebiliriz. Çok tuzak kullanarak sinek sorununu en aza indirmeyi hedefliyoruz. Buradaki ekosistem bozulduğu için zeytin sineğinde artış olmuş. Endüstrinin gelişmesiyle zeytin sineğini yok eden canlılar yok olmuş, zeytin sineğinin yok olmasını sağlayan narenciye ağaçları azalmış ve zeytin sineği problemi oluşmuş. Gelecekte proje kapsamında; zeytin üretimine, zeytinyağı sıkımına, zeytinyağının korunmasına kadar ilgileneceğiz. Bölge halkının zeytinden belli oranda gelir elde etmesini ve bu gelirle yaşayabilmesini hedefliyoruz. Bu yüzden köy halkıyla imece usulü çalışıyoruz. Burada daha çok erkence türü olan hurma yetişir. Hurma endemik bir türdür. Buranın coğrafyasında, mantarı ve rüzgarı ile oluşur. Zeytinin ağaçta biraz beklemesi gerekir. Bu bekleme süresi zeytin sineğini arttırabilir. O yüzden uzun süre takip etmek ve dayanışmak lazım. Bizim köyümüzün nüfusu yaşlı. Onlara imece usulü yardım ettik. Kapanları ağaçlara astık. Bu da onlarda güven duygusu oluşturdu. Kamusal alanda sivil toplum örgütü ile yerel halk bir araya geldi. Bir projenin başarılı olması için bu üç öğenin bir araya gelmesi gerekiyormuş. Bu projeye bu yıl da devam ediyoruz. Tarımsal Şube Zeytin Sineği Projesi'ni kendi inisiyatifle genişletti. Bunu başarabileceklerine inandılar. Köylüler de projeyi destekliyor ve katkıda bulunuyor. Bu proje ortak çalışma motivasyonu sağladı.  
  

Burada etkinlikler de düzenliyorsunuz.  

Biz dış gruplarla eğitimler düzenlemek istiyoruz. Bu tip etkinliklerle network edinmiş oluyoruz. Zeytin okulu tüm eğitimlere ve etkinliklere açıktır. Bizim belli kuruluş kurallarımız var bu kurallara ve köyün düzenine dikkat edilmesini istiyoruz. Burada Robotel etkinliği düzenledik. Özellikle çocuklar olmak üzere el ve ön kol kaybına uğramış insanlara üç boyutlu yazıcılarda yapılmış protez konusunda yardımcı olmayı amaçladık. Akdeniz Akademisi'nin çalıştayları da burada gerçekleşmekte. Ayla Seyhun, "2 Günde 5 Bitki" çalışmasıyla coğrafyamızdaki bitkileri tanıtıyor. Farklı etkinliklerimiz de oluyor. Mesela masal gecelerimiz de oldu.  

  

Peki, hasat yapıyor musunuz?  

Biz hasat yapmıyoruz. Üretim ayağında dayanışma içindeyiz.  İyi ekipler, üreticiler var onlarla dayanışma içinde olmak istiyoruz. Biz işin akademik alanına konsantre olmaya çalışıyoruz. Proje yazmaya, iyi bilgi üretmeye, bilgi toplamaya çalışıyoruz. 

 

Burada ne tarz eğitimler veriyorsunuz?

İki çeşit eğitimler veriyoruz biri Sürdürülebilir Yaşam Eğitimleri diğeri de Ekolojik Okur Yazarlık.  Furma Çiftliği sahada ekolojik bir çiftliktir. Kurucusu Şadan Tütüncü altı yıldır canla başla permakültür ve ekolojik yaşam üzerine çalışmalar yapmaktadır ve birçok gönüllü yetiştirmiştir. Onlarla 2-3 Haziran'da birlikte sürdürülebilir yaşam eğitimlerine başladık. Ekiminden hasatına bütün doğa ile ilişkilerinde nasıl daha ekolojik ve sürdürülebilir olabiliriz bunlar üzerine çalışmalarımız oldu. Proje'nin sürekli olmasını planladık. Ekolojik Okur Yazarlık eğitimlerimiz de sürekli olacak. 

 

 

Burada nasıl bir çalışma sistemi var?

Burada 8, 9 kişi gönüllülük sistemi ile çalışıyoruz. Kurulduğumuzdan beri 20 kişiyiz. Ben derneğin kurucu başkanıyım ama biz de başkanlığın bir önemi yok. Biz aslında bölümlere bölünerek çalışan bir grubuz. Bölündüğümüz bölümler şunlar: proje grubu, eğitim grubu, tanıtım gurubu. Her grup kendi içinde çalışıyor ve karar alıyor. En aktif 12 üyemiz buluşur kararları hep birlikte alırız. Onun dışında diğer ekiple hep içli dışlıyız.   

  

Dernek herkese açık mı?  

Tabii ki herkes sitemiz üzerinden başvuru yapabilir. Daha sonra üye değerlendirme sürecine alınırlar. Bir kriterimiz yok. Gönüllük topluklarında uyuma bakılır. İsteyen herkes buradaki etkinliklere katılabilir, fikirlerini sunabilir.