Aysel Akaay – Atlas’ın Renkli Dünyasının İnsanları

Paylaş
12-09-2017
Oğuzhan Oğuz
Bir işe ilgilimiz ya vardır ya yoktur. Peki herhangi bir eyleme bizi rahatlatması için hobi olarak başlamanın ardından, o eylem severek yaptığımız işe dönüşürse ne olur? Aysel Akaay, tam da bu sorunun canlı karşılığı. Onun hobisi işine dönüştüğünde, en büyük kazancını; yani insanları, artık daha farklı bir gözle görmeye başlıyor. En önemli özelliği insanları renklerinden tanıyabilmesi olan Aysel Hanım ile sizler için sohbet ettim.  



Asıl mesleğiniz nedir? 
Mesleğim terzilik. Çocukluğumdan beri el sanatlarıyla uğraşıyorum aslında. Hani genlerde var denir ya, bizim ailede de öyle. Bütün ailem el sanatlarına çok yatkın. Mesela erkeklerin de tamir işlerinde ustalığı vardır. Ben de çocukluğumdan beri çok sevdiğim için el işini, terziliği hep severek yaptım. 



Ahşap boyamaya nasıl başladınız? 
Ahşap boyamaya önce hobi olarak başladım. Dediğim gibi el sanatlarını çok seviyorum. Sonra bu hobim büyük bir sevgiye dönüştü. Hobim yaklaşık 10 sene kadar sürdü. 10 yıl sonrasındaysa bu işin öğreticiliğine başladım ve bundan çok büyük keyif aldım. Zaman geçtikçe başkalarına öğretmek için bilgilerimin bana az geldiğini fark ettim. 

Peki bilginizi arttırmak için kendinizi nasıl donanımlı hale getiriyorsunuz?
Bu sektörde her ay yeni bir ürün-malzeme çıkıyor ve bütün trendlerin takip edilmesi gerekiyor. Ahşap boyama alanına bakarsak şu anda ev dekorasyonu sektörüne dönüştü. O nedenle bu dekorasyon modasının da devamlı olarak takip edilmesi gerekiyor. Bundan geri kalmamak ve kendimi geliştirmek için özel kurslara gittim. Daha sonra bu bilgilerimi öğrencilerime aktardım. Belli bir süre geçtikten sonra da bu sefer konuşma yapmak üzere birçok firma beni seminerlerine davet etmeye başladı. Çünkü benim yaptıklarımı, yaptırabildiklerimi ve bilgiyi nasıl paylaştığımı gördüler. Ben de piyasada Aysel Hoca olarak kabul gördüm. (Gülüyor.) 


Atölyenizi hangi yıl kurdunuz? Açılış sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?
Atlas’ı açalı bir sene oldu. Önceleri kuruluş ve derneklerde de dersler verdim. Malzemeleri arabanın bagajında taşıyordum ama bu bana hiçbir zaman yeterli gelmedi. Dedim ki bir atölye açmalıyım. Birkaç sene hep bunun hayalini kurdum. Bir gün karar verip “Ne olur ki ya batarım ya çıkarım.” Dedim kendi kendime. Hiç kimseye danışıp fikir de almadım. Önce uygun bir iş yeri arayışına girdim. Benim için en önemli şey vitrindi. Ondan sonra rahat çalışabileceğim bir atölye ortamı... Huzurlu, enerjisi güzel olan bir yer önemliydi. Şu anki atölye ortamı her dakika herkesin ayak üstü gireceği bir yerde değil. O yüzden çalışmak için çok uygun. Benim amacım; bilinçli şekilde bu işe ilgi duyan, seven kişilerle çalışmak. 


Ahşap boyamayı hiç bilmeyen bir kişi için öğrenme aşaması nasıl ilerliyor?
Benim için gelen kişilerin hiçbir şey bilmemeleri daha iyi. Çünkü sıfır gelen insana çok daha rahat öğretebilirsiniz. İnternetten, arkadaşından ya da konu üzerine çok yetkin olmayan kişilerden öğrendikleriyle boyama yaparak gelen öğrenci benim için makbul değil. Çünkü o kişi bir şeyleri bildiğini zannediyor ya da iddia ediyor. Ben doğrusunu anlatırken de önceden gördüklerinin daha doğru olduğunu düşünme hatasına kapılıyor. O yüzden benim için ne kadar az bilgiyle gelinirse o kadar verimli geçiyor.

İlk dersinizde neler yapıyorsunuz?
Öncelikle gelen öğrencime neye ihtiyacı olduğunu ve ne yapmak istediğini soruyorum. Benim gözlemlerime göre yapmaları gereken ilk şey; düz bir satıhta boyamaya başlamak. Derse başlamadan önce objeyi seçiyoruz. Mesela bir kutu olabilir bir tepsi olabilir; düz bir zemin... Çünkü orada boyayı nasıl sürmesi, yedirmesi gerektiğini öğrenecek. Zımpara yapmayı öğrenecek. Yani sırasıyla obje, desen ve boyalar belirleniyor. Ahşap boyamada en önemli şey de renk uyumudur. Uyum yakalanmazsa bütün emek, boşa gider. Yapılan iş ortaya çıkmaz. 


Öğrencilerinizin atölyeye getirmesi gereken araçlar var mı?
Ben atölyeye dışarıdan malzeme kabul etmiyorum. Sadece benim dışarıdan kabul ettiğim malzemeler, eğer öğrenci için manevi bir değeri varsa, daha önceden kullanılmış ve bozulmuş bir obje varsa; onun tamiri ve bakımı yapılmasına izin veriyorum. 

Atölye olarak işlerinizi sergiliyor musunuz?
Yıl sonunda mutlaka sergi yapıyoruz. Nisan ya da mayıs ayı gibi... Bu da öğrencilere ve bana çok büyük bir keyif veriyor. Herkes 7-8 ay boyunca verdiği emeklerin karşısına geçip seyrediyor. Kazanılan manevi haz çok büyük oluyor. 

Bu işteki en büyük kazancınız nedir? 
Benim en büyük kazancım insan. Ahşap boyama bir rehabilitasyon gibi. Çalıştıkça insan kendi içindeki huzura kavuşuyor. Atölyeye gelen kimi öğrencilerim de psikolojik açıdan sıkıntılar yaşamış insanlar. Bunu anladığım yer; onların çalışırken seçtiği renkler. Sadece ya siyah ya da kahverengi renkler kullanıyorlar. Bazen “Bu teknik koyu rengin üzerine çalışılmaz.” Diyorum. O da “Koyu rengin üzerine çalışacak bir tekniğe geçmek istiyorum.” Diye cevaplıyor. Tabii ki kimseyi kırmıyorum, kişiyi yaptığı işten soğutmamak için kullanmak istediği renklerle çalıştırıyorum.

Atölyenin sonuna kadar sürekli aynı renkle mi çalışıyorlar?
Hayır. Birkaç ay sonra bakıyorum ki “Hocam ben artık başka bir renkle çalışsam...” diyorlar. Tamam deyip, kırmızı, pembe, açık yeşil; daha canlı renklerle çalışma yaptırıyorum. Siyahtan bu renklere geçildiğinde anlıyorum ki, o kişide düzelme var. İşte bu en mutlu olduğum an. Zaten mutlu olduklarını kendileri de sık sık dile getiriyorlar. 

Atölyenizden ayrıldıktan sonra sizin gibi başkalarını eğiten öğrencileriniz var mı?
Tabii. Bir buçuk yıllık öğrencilerimden biri öğretmenlik yapmaya başladı şimdi. Başka bir öğrencim de evlerinin altındaki bodrum katını atölyeye çevirerek komşularına öğretmeye karar vermiş. Kendilerini yetiştiren öğrencilerim kermeslere katılıp sipariş bile almaya başladılar. Ben de sık sık öğrencilerimi yönlendiriyorum, onlara yardımcı olmaya çalışıyorum maddi gelir olması açısından. 

Atölyenizde yalnızca ahşap boyama üzerine mi çalışıyorsunuz?
Sadece ahşap boyama değil. Aynı zamanda kokulu mumlar, sabunlar da yapılıp boyanıyor. Bunların dışında atölyede seramik boyama, ayna yapımı ve kokulu taş yapımlarımız da oluyor. Aynı zamanda bu malzemelerin satışını da yapıyorum. Çalışma yapmak isteyenler, atölyeden diledikleri malzemeleri de temin edebilirler. 

Son olarak bu atölyeye katılmak isteyen öğrencilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Öncelikle çok istemeleri gerekiyor. “Ben çok boşta kaldım, gideyim, bakayım ne yapıyorlar... Yaparsam yaparım, yapmazsam bırakırım.” Diye düşünenlerin yarısı zaten başarısız oluyor. Bu, sevilerek yapılması gereken bir iş. Zaman ayırmak gerekiyor, kafa yormak gerekiyor, bütçe ayrılması gerekiyor... Açıkçası çok ucuz bir iş değil. Ortalama bir ürünün maliyeti 25-30 TL civarında. Tabii herkesin kendi bütçesine ve zevkine göre işler çıkarması mümkün. Tek yapmaları gereken başlamak için bir adım atmak. Gerisi zaten ürettikçe gelecek ve üretmenin verdiği mutluluğu tarif etmekse çok zor.


Eğer "Ben de yazmak istiyorum" ya da "Bir arkadaşım çok iyi yazar" diyorsan info@otuzbeslik.com'a e-mail at, iletişime geçelim.
Yazmamızı istediğiniz bir konu mu var? info@otuzbeslik.com'a e-mail at, yazalım.

Yazıdaki mekanlar

En son Yazılar

  • İzmir'in En İyi Kitap Kafeleri

  • İzmir Milli Kütüphanesi

  • Sağlık ve Huzur Bizim Bahçe'de

  • Kendi atmosferini yaratan Ayanbeyan

  • Atölye Bir Sanat İnisiyatifidir

  • Efes, İlk Uluslararası Opera ve Bale Günleri'ne Ev Sahipliği Yapıyor