R
GIRIŞ
TR
EN

Burçak Güner: "İnsan öyle bir tür ki yaşadığımız evi yok eden bir zihniyete sahip"

#SANAT
Kardelen Uysal
19 Eyl 2018

Burçak Güner Gölgeli, “Bugünden yarını daha iyiye taşımanın en masum yoludur sanat.” diyen bir ressam. Görünenin ardındakini deşmek adına kendine sorular türeten, iyi bir dünya için üreten bir sanatçı. İkinci kişisel sergisini geçtiğimiz günlerde açtı. 28 Eylül’e kadar 18.30 - 22.00 saatleri arasında ‘Gauguin Hiç Gelmeyecek’ adlı sergisini Çetin Emeç Sanat Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca çalışmalarını Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

 

Öncelikle bu köpekler üzerine olan Paryalar serisinden bahseder misin?

Ben köpeklere Paryalar diyorum. Tarih ve dil üzerine kafamızı yorduğumuz zamanlarda mesela köpek başka bir anlam taşıyor toplumumuzda, küfür anlamında kullanılabiliyor. O yüzden burada mesele Paryalar meselesi. Bir yandan da eskiden kölelerden daha beter durumda olan o sınıfın canlanması, hatırlanması söz konusu.

Aslında esas hedef insanı eleştirmek, ana düşüncesi de şu: Biz öyle bir toplumuz ki hatta insan öyle bir tür ki sürekli kontrol merkezli, hayatın dengesini bozan, yaşadığımız bu evi yok eden bir zihniyete sahip. Paryalar serisi böyle başladı.

 

  

Bilmeyenler için Paryalar’ı anlatman mümkün mü?

Aslında çok geniş bir konu ancak ben özetlemeye çalışayım. Bu Hindistan’da görülen bir kast sistemi. Bu sınıfın insanları mülkiyet hakkına sahip değil, çalışabilecekleri iş alanları çok sınırlı. Çok berbat işlerde çalışıyorlar ve bu işlerin de saatleri var, o saatlerin dışında çalışamıyorlar. İnsan önüne çıkmadan çalışmaları gerekiyor. Bir eşek, bir de köpeğe sahip olabiliyorlar. Tarihte birçok rejim, mücadele görüyoruz. Günümüze geldiğimizde aslında çok da bir şeyin değişmediğini görmek mümkün. Özgürlük, demokrasi gibi kavramları yaşadığımızı zannediyoruz ama aslında Paryalar’dan farklı olmayan bir yanımız var hala. İktidarın bize ne yapıp yapamayacağın ne düşünüp düşünemeyeceğin ile ilgili konularda her zaman müdahalesi var. Doğru soruları sormuyoruz mesela. Sıkıntı hep kolektif olma sıkıntısı.

 

Senin doğru soruları sorabilmek için bir yöntemin var mı? İktidarın manipülasyonundan kurtulabilmek, doğru soruları sorabilmek için ne yapmalıyız sence?

Doğru soruyu sormak için belki de kültürün bizi kodladığı alanlardan elimizden geldiğince kendimizi ayıklamalıyız. Bu ayıklanma bazen çok içsel olabilir. Öfke, sevgi gibi duygularımız ilk etapta hoş ya da hoş olmayabilir ama bunların derinlerine inebilmek, kendinle kalabilmek bu bağlamda birey kimliğini yeniden inşa edebilirsek o zaman “bankada kaç param var”, “kaç maaş alıyorum” gibi sorular yerine başka sorular sorulabilir. Hepimizin hayatta kalmakla ilgili sıkıntısı var çünkü her yerden kuşatılmışız. Bir banka ya da hukuk sistemine baktığımız zaman kime göre hukuk, kimin hukuku, kimi koruyor, kimi korumuyor gibi sorular sorup tekrar tekrar sorgulamak gerekiyor.

Marx’a bakacak olursak mülkiyet en büyük hırsızlık. Halbuki biz hiç mülk sahibi olmadan dünyaya geliyoruz. Bize ait bir alan var ama sınırlar var. Bize ait olmayan korkuları besliyorlar mesela. Bizi nereden kuşattıklarını sormak, nasıl engellediklerini sormak doğru sorular.

İhtiyaçtan doğan bir hiyerarşisi var insanın. Göçebe hayatların çoğuna baktığımız zaman eninde sonunda onlar yerleşik hayata geçmiştir. Sanılır ki kültür, yerleşik hayatın üzerine kurulur. Hayır, göçebe toplumun da sanatı var, aynı zamanda işlevsel.

 

 

 

Köpekler ile Paryalar’ı nasıl bağdaştırdın, ortak noktada buluşturdun?

Başlangıçta sokak köpekleri daha çok ilgimi çekiyordu. Sanki onlar sınıfsal hiyerarşinin en altındaki tabaka gibiydi. Kimse sokak köpeklerini beslemeyi pek tercih etmez, tek bir cins üzerine kurgular hikayeyi.  Sokak köpeklerinin genetiğiyle de yine biz oynamışız, cins hayvanların kökenine baktığımızda da bu çıkıyor ortaya. Onları istediğimiz ve istemediğimiz formlara sokmuşuz. Zeki olsun, hızlı koşsun, avcı olsun gibi istekler doğrultusunda yeni köpek cinsleri oluşturmuşuz. 

Kızılderililer’in sevdiğim bir lafı var: “Doğaya baktığınız zaman kare yoktur” diyor. Aslında yuvarlak bir forma sahiptir. Doğa yuvarlak olduğu için her şeyi kendi içinde bir forma kavuşturabiliyor ancak insan inatla Tanrıcılık oynuyor. Aslında insanı sorguluyorsun. Ben ne zaman bir köpek anatomisi inceleyip çizmeye kalksam eninde sonunda insana çarpıyorum.

 

Nasıl bir çarpma bu?

Genetiğiyle oynamasından tut, insanın köpeği sevmediği zaman göndereceği barınağa kadar her şey bir çarpma hali… Barınakların halini, köpeklerin şehrin içindeki köpeklerin yaşama halini bir görmeniz lazım.

 

 

 

Bir dönem çocuklara da ders verdin. Çocukların sana kattığı, seni şaşırttığı noktaları anlatabilir misin biraz?

Ingres mesela en iyi eleştirmenlerin çocuklar olduğunu söyler. Bir gün atölyeme bir çocuk gelip ressam olup olmadığımı, resimlerime bakıp bakamayacağını sordu ardından da “Ama sizin resimlerinize bakmama gerek yok, sizin paletiniz zaten mükemmel, yeterli benim için.” dedi ve gitti. Ben de bu çocuğun peşine düştüm kim bu çocuk diye. Meğerse benim üst kattaki büfeci adamın çocuğuymuş. Çocuk henüz okula gitmiyormuş, evde ressam da yokmuş. Bu çocuk 200 sene önce Ingres’in söylediği bir lafı birebir bana söyledi. Ingres diyor ki: “Bir ressam paletinden anlaşılır”. Bu olay beni o dönem çok motive etmişti.

 

Beslendiğin diğer kaynaklar neler?

Kimden ne zaman ne ara, hangi köşede besleneceğimi bilmiyorum. Seninle tanışma evremi düşünüyorum ya da okuduğum bir metin ya da makale…

 

 

 

Çizmesi en keyifli olanlar ne?

Çizmesi acil olan ne diye soracak olsan politik olanlar tabii ki.  Bir kampüsün kütüphane duvarına çiziyorum, arkada polis öğrenci birbirine girmiş. Dekan soruyor “Oğlum sen ne yapıyorsun?” diye. “Hiiç” demişim. Malzeme olarak tebeşir seçmiştim. Elimle silince suç ortadan kalkıyor. En keyiflisi eylem içinde erkin görünür kılındığı çizimdir benim için.

 

Otoportre yaparken kendini nasıl yorumluyorsun? Gerçek hayattaki hallerinle mi yoksa başka bir biçimde mi?

Aslında öğrencilik yıllarımdan beri gelen bir alışkanlık. Öncesinde canlı model bulmakla ilgili sıkıntımız oluyordu ve anatomi de gözlenerek öğrenilen bir şey. Aynanın karşısında elimi, ayağımı çizmek zorunda kaldım. Tabi en sonunda kendi yüzünüze bakmaya başlıyorsunuz. Ama yıllar geçiyor ve her türlü dönemeç size başka bir tecrübe ve duygu veriyor. Askerden döndüğümde bile yüzüme bakıp o günü not ettim. Bunu hayatımın sonuna kadar yapmayı düşünüyorum. Herkes gibi ben de içsel yolculuğumda bir şeyleri çözmek istiyorum. Kendimle barış imzalayacağım anlarım var. Otopotrelerim daha çok şey söyleyecek ama bu sadece benimle ilgili bir şey, başka bir kaygısı yok aslında.

 

 

Benzer yazılar
#KONSER
Her pazartesi olduğu gibi bu pazartesi de size bu haftanın kaçırılmayacak etkinliklerini listeledik. İyi eğlenceler İzmir. 
Editör
24 Haz 2019
#KAMP
Kuşadası Merkez'e yakın, doğa içinde yapacağınız bir tatil mi arıyorsunuz? İster kamp ister bungalov evlerde kalın Dereli Kamp sizi huzuruyla ve eşsiz...
Zeynep Öztürk
23 Haz 2019
#AQUAPARK
Tabanlarınız patlayana kadar merdiven çıkmaya, mayonuz yırtılana kadar kaymaya var mısınız? Deşarj olmak isteyenler için İzmir'e yakın en iyi aquapark...
Gülay Güler
21 Haz 2019
#DÖVME
Ezgi Beyazıt handpoke, yani makine kullanmadan iğneyle yaptığı dövmelerle ilkelliği modernize etmiş. Üstelik atölyelerine katılarak siz de bu yöntemi ...
Seçil Şeker
21 Haz 2019
#SANAT
Sadi Tekin Ankara’da doğan, İzmir’de büyüyen bir illüstratör. 1994’te Marmara Üniversitesi GSF Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde okumak için İstan...
Kardelen Uysal
20 Haz 2019
#TARIHI YAPI
Tarih sevenleri şöyle alalım. Otuzbeşlik ailesi olarak İzmir'deki antik kentleri ve açık hava müzelerini listeledik. Haydi durmayın! İzmir’in antik do...
Zeynep Öztürk
17 Haz 2019
#TIYATRO
#KONSER
   
Editör
16 Haz 2019
#KAMP
  Üzerinizi yıldızların örttüğü, ağaçların, denizin kokusuyla uyuyup uyanabileceğiniz, denize girebileceğiniz muhteşem kamp alanları var İzmir’de. Ner...
Kardelen Uysal
15 Haz 2019
#CAFE
Siyah dondurma ya da içecek gördüğümüzde ilk aklımıza gelen gıda boyası oluyor ki bu çok normal. Alsancak'ta bulunan Wavy, ön yargılarımızı yıkmamızı ...
Zeynep Öztürk
15 Haz 2019
#HEDIYELIK EŞYA
Çocukluğumuzdan itibaren kahramanımız olan babalarımız için naçizane bir hediye listesi düzenledik. Ne alsak, ne kadar sevsek az... Bir gülümsesek onl...
Seçil Şeker
13 Haz 2019
#BEACH CLUB
Deniz, kum, güneş ve eğlence merkezi olan Çeşme'de birçok beach club bulunmakta. Hem denizin hem eğlencenin tadını çıkarmak isteyenler için Çeşme'nin ...
Gülay Güler
13 Haz 2019
#KITABEVI
#KITAP
#CAFE
Alaçatı'nın hareketli hayatına bir kitap kafe molası vermek ister misiniz? Sizin için harika bir keşfimiz var!    Alaçatı'ya hoş geldiniz. Sizi biraz...
Seçil Şeker
12 Haz 2019
#RESIM
Fotoğrafta sanatçının eserinin fotoğrafı mevcut. Eserde ikiye bölünmüş bir daire var. Dairenin içinde sarı, turuncu, kırmızı, renkli noktalar beyaz f...
Kardelen Uysal
11 Haz 2019
#KONSER
Bu hafta İzmir'de gidilebilecek en iyi etkinlikleri derledik. Can sıkıntısına son veriyoruz!      Selda Bağcan, 7 Haziran günü Musicorium Alaçatı Sa...
Editör
9 Haz 2019
#KONSER
Şehrin ritmi içinde bir perküsyon üstadı; Hamdi Akatay, bütün projelerini “Hamdi Akatay in The City” adı altında topladı. Şehirdeki ritmleri caz ve kl...
Editör
9 Haz 2019
#SAHIL
Şirin bir beldemiz olan Foça; Eski Foça ve Yeni Foça olmak üzere iki kısımdan oluşmakta. Eski Foça'nın mimari yapısı çok hoştur. Taş evleri, kalesi, y...
Gülay Güler
9 Haz 2019
#OTEL
  Ege balıkları, roka, Rum mezeleri ile rakı keyfi sürmek isterseniz adresiniz Foça’dır. Kendine has bir havasıyla Foça; gittiğinize asla pişman olmay...
Zeynep Öztürk
8 Haz 2019
#GEZI
                                                            Masallara inanır mısınız, peki ya efsanelere? Bir rivayete göre Eski Foça'da nerede old...
Zeren Tuğçe Erbil
8 Haz 2019
#OTEL
  Karaburun-Mordoğan'ın sahilleri öyle temiz, denizi öyle mavi ki anlatılmaz yaşanır. Suyu ne sıcak ne soğuk, adeta "gel bana" diyor. "Karaburun'da ne...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#GEZI
Keşfedilmesine ramak kalmış bir yerden bahsedeceğiz bugün sizlere. Bir kere gittiğinizde sizi kendisine aşık edecek olan bu yer; Karaburun. Denizinin ...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#YÜZME
  Karaburun; dantel gibi işlenmiş, irili ufaklı birbirinden bakir koylara sahip. Karaburun'un yolları virajlı ama bu sizi korkutmasın, inanın her vira...
Gülay Güler
7 Haz 2019
#CAFE
Kış geldi diye Alaçatı’dan vazgeçecek değiliz! Minik hafta sonu kaçamaklarınızda bir kahve içip kırk yıl hatır alın diye sizlere Alaçatı’nın kahve dur...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#YEMEK
Dondurma denince aklımda da kalbimde de akan sular duruyor. Hatta donuyor ve koca bir top dondurmaya dönüşüveriyor. Şimdi “Hepsini mi denedin, yok art...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#OTEL
   İzmir Seferihisar, Türkiye’nin ilk Citta Slow’u yani “Sakin Şehri”. Bu ünvanı 2009 yılında almış. ¨Peki nereden alınıyor bu unvan? ¨ derseniz açıkl...
Zeynep Öztürk
5 Haz 2019
#SAHIL
Ülkemizde slow city (sakin şehir) unvanına sahip olan ilk ilçemiz Seferihisar'a, hafta sonu rahatlıkla gidebilirsiniz. Sakin bir tatil geçirmek isteye...
Gülay Güler
5 Haz 2019
#GEZI
#YEMEK
Seferihisar’a bir kere gidip “Bana yetti buralar.” diyen henüz görülmedi. Bir giden bir daha gidiyor, sakinliğine alışan beyaz yakalılığı bırakıp bura...
Seçil Şeker
5 Haz 2019
#SAHIL
İzmir merkezden denize girebileceğiniz en yakın ilçe Urla'dır. Hoop merkezden yarım saatte Urla'dasınız. Kalabak sahilinden, Balıklıova sahillerine...
Gülay Güler
4 Haz 2019
#YEMEK
Kahvaltı, Türk kültüründe hatırı sayılır bir yere sahip. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı özellikle pazar günleri bir başka önemseriz. Bu keyifli...
Bensu Tekin
3 Haz 2019
#GEZI
 Huzurun adresi Urla'da kuş sesleriyle uyanırsınız. Urla rüzgarı ile de meşhurdur. İzmir cayır cayır yanarken Urla püfür püfür esmektedir. En güzel...
Gülay Güler
3 Haz 2019
#KONSER
Bayram haftasında konserlere doymaya hazır mısınız? Kenan Doğulu'dan Selda Bağcan'a, Gülşen'den Yıldız Tilbe'ye uzanan gecelerde bağıra bağıra şarkı s...
Editör
2 Haz 2019
#OTEL
  Ah ne güzeldir, Çeşme şimdi! Çeşme planınız varsa ve nerede kalacağım diye kara kara düşünüyorsanız bu liste tam size göre. Bayram tatilinde Çeşme k...
Zeynep Öztürk
2 Haz 2019
#KAMP
Şehir ahalisi, apartman çocukları için betondan kurtulmanın, egzoz dolmuş ciğerleri, stresten pelteleşmiş zihinleri iyileştirmenin en iyi yolu doğaya ...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SAHIL
 Tatil başladı, Çeşme'de hangi plajlarda serinlesem diye düşünüp duruyor musun? Sana bu konuda yardımcı olabilmek için bu serinletici listeyi düzenled...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SPOR
¨Suyu sevin ve sizi değiştirmesine izin verin.¨ diyor Gizem Çalışkan. Gizem Çalışkan kim mi? Kendisi 1988 doğumlu, Ege Üniversitesi Amerikan Kültürü v...
Zeynep Öztürk
31 May 2019
#OPERA
Kaynak: İzmir Devlet Opera ve Balesi   Operadan Müzikale; Unutulmayan Melodiler 13 Haziran’da Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda…   İzmir Devl...
Editör
31 May 2019
,
Başa Dön
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası
,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.
(