Can Bolel ile “Taşlarla İçsel Dengeyi Bulmak”

Paylaş
01-11-2018
Can Sue

 

Bolluk Bereket Festivali sayesinde siz de Can Bolel ile tanışabilir,  keyifli bir sohbet edebilirsiniz. “Taşlarla İçsel Dengeyi Bulmak” denge oyununun da fazlasıyla ilginizi çekeceğini düşünüyoruz, keyifli okumalar. 

 

 

Dokuz Eylül Üniversitesi eğitiminizinden sonra Barcelona’daki eğitiminiz size neler kattı?

İlk defa farklı bir yaşam küresinin içinde kendimi buldum. İnsanların, alıştığımız yaşam modellerinden çok daha farklı ve özgür şekillerde benliklerini keşfedip hayallerini gerçekleştirebildiklerini, mutlu ve özgür olabileceklerini görmüş oldum. Bana kanatlarımı farketme ve açma fırsatını sundu.

 

Geçmişten bir kişi ile tanışabilme şansınız olsaydı bu kim olurdu?

Hmm... Dünyaya gelmeden önceki benlerden bazılarıyla iki laflasak hiç fena olmazdı.

 

Sizi en çok etkileyen sanat akımı ve sanatçıyı bizimle paylaşabilir misiniz?

Sanat akımından ziyade insan bilincinin evrimsel sürecinin sanatsal yansımaları daima gönlümü heyecanla dolduruyor. Bu bağlamda günümüzde “visionary art” şeklinde karşımıza çıkmakta ve Alex Grey, Krystleyez, Android Jones, Amanda Sage, Emma Watkinson gibi ustalar favorilerim arasındadır.

 

Can Bolel’in Bolluk Bereket festivali ile buluşması nasıl oldu?

Sevgili dostum Didem Ayas ile uzun bir süredir bir araya gelmek ve beraber bir şeyler yaratmak üzerine ektiğimiz tohumlar sonunda bu güzel etkinlik sayesinde can buldu ve ilk defa bir arada olmanın neşesini beraberine taşıdı. 

 

Bolluk Bereket festivali hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bir süredir çeşitli dostlarımdan adını ve parıltılarını duyuyordum ancak bu güne kadar denk gelememiştik etkinlik sürecine. Açıkçası benim için de ilk birlikteliğimiz olacağından, bu sorunun yanıtını festival sürecinde ve sonrasında yanıtlamak daha tutarlı olacaktır.

 

Festivalde nasıl bir eğitim vereceksiniz? İçeriğinden bahsedebilir misiniz?

“Taşlarla İçsel Dengeyi Bulmak” kişisel ve kolektif bölümleri olan bir denge oyunu. Kısacası “taş taş üstüne” koyacağız. Çalışma bir o kadar basit olan ve kendi içinde yaşamın birçok kesitinden yansımalarıyla bizim kendi benliğimizi ve tutumlarımızı yüzeye vuran çok boyutlu bir süreç olacak. Devamı ve derinlemesine paylaşabilmek için oyun oynamaya bekleriz.

 

 

 

Tasarım, sanat ve kültür kavramları sizin için ne ifade ediyor?

Sanat, insan bilincini taşıyan ve boyutlar arası aktarımını sağlayan azgın bir nehir gibidir. Tasarım kavramı için, nehir yatağındaki su moleküllerinin bu yolculukta izleyeceği çeşitli yollar ve şekiller dizisi dersek, kültür de bu su moleküllerinin değişmekte olan zaman içinde izlediği yolların ve oluşturduğu şekillerin kolektif bir dizisi gibi görülebilir.  

Bu bağlamda gelişmiş ve bilişsel olarak zenginleşmekte olan kültürleri, mevcut nehir yataklarını genişletip her mevsim su akışını sağlayan ve ayın zamanda da kendine yeni yollar açan çok kollu bir ırmak olarak canlandırabiliriz. 

Diğer taraftanda “sığ” tasarım/kültür gibi kavramlar da kendiliğinden bu metaforda yerini ve anlamlarını kolayca bulacaktır.

 

Kaybetmek istemeyeceğin en önemli özelliğin nedir; neden?

Çoğunlukla yüzümde (ve kalbimde) tuttuğum gülücük. Neden mi? Genelde her işi çözmeme yardımcı oluyor da ondan. (Gülüşmeler)

 

Multi Dimensionality kavramını bizler için biraz açabilir misiniz?

Uuuuuu... Çok boyutluluğu “biraz” açmak bile kendi içinde bir paradoks olmadı mı?

Kısa ve öz tutmak gerekirse, bilinçli ve çok boyutlu bir evrende bulunuyoruz. Kısacası her şey çok boyutlu bir fonksiyon olarak vuku bulmakta ve bunun içine hücrelerimiz, bedenimiz, düşüncelerimiz, ağaçlar, kuşlar ve hatta taşlar bile dahil. Bizim limitli algımız bir objeye baktığı zaman bir yerde sabit görürken, aslında kuantum boyutlarında o objeyi oluşturan parçacıklar sürekli bir harekette ve dönüşümde. Hatta günümüz bilim insanlarını şok eden biçimde aynı anda birden çok yerde, kaybolup belirmekte ve mesafeden bağımsız biçimde iletişim halinde.

Henüz yeni yeni farketmeye ve varlığını sindirmeye başladığımız çok boyutluluk kavramının algısı geleceğimizi şekillendirecek ve insan deneyiminde çığır açacak kadar büyük ve önemli bir bilgi sistemi niteliğini taşımaktadır.  

 

Eserlerinizi incelediğimizde hayran kalmamak mümkün değil. Sevgi olmadan sadece tasarımcı kafasıyla yapılabilecek işler olduğunu düşünmüyoruz. Sizin içinizdeki tasarım sevgisi tohumları ne zaman ekildi?

Evrendeki tüm yaşamın özünde tasarım sevgisi tohumları bulunmaktadır. Hatta “Sevgi Tasarımı Tohumları” demek daha doğru olacaktır. Yaşamın temel fonksiyonunun sonsuz sevgi tasarımları yaratarak, tüm yaşama ışık, ilham ve bilgelik saçmak olduğuna inanmaktayım. 

Bu bağlamda sorunuza geri dönersek, bu tohumların her şeyin en başından beri orada olduğunu söylemem gerekecektir. Hatta henüz biz bu dünyada bedenlenmemişken bile.