R
GİRİŞ
TR
EN

Can Gürgül Sanatı Bedenlere İşliyor

#DÖVME
Kadir Sarıkaya
23 Oca 2019

Fotoğrafta Can Gürgül röportajı gerçekleştiren kişinin koluna dövme yapıyor.

 

Daha önce yaptığım röportajlarda en fazla üşümüşümdür, sıcaktan bayılmışımdır, susamışımdır, acıkmışımdır, en olmadı heyecanlanmışımdır. Bu defa fiziki bir acı hissederek yaptım röportajımı. Evrende bir gedik açıldı ve üç kişi de kendi işini yaparken ortaya bu röportajı çıkardı. Ben sordum, Can Gürgül yanıtladı, Onur Pullukçu fotoğrafladı.

Can Gürgül dövme yapmayı kendi kendine öğrenmiş. "Alaylı mı, mektepli mi?" tartışmalarının bazı alanlarda geçersiz olduğunun ispatı niteliğinde adeta. Nitelikli bir müzisyen, yetenekli bir yazar ya da usta bir dövme sanatçısı olabilmek için eğitim gerekli midir yoksa salt yetenek yeterli midir? Bazen bu sorunun cevabı geçersizdir. Yetenek her şeydir ama azmin gücü yadsınamaz.

Can Gürgül, yaklaşık 11 yıldır İzmir'de yüzlerce bedene kabiliyetini aktarırken aynı zamanda kalıcı olma mottosuyla hareket ediyor. Alsancak'taki home office Bear Boss Tattoo'da onlarca farklı insanın hikayesini bedenlerine işlemeye devam ediyor.

Dövme sanatının sırrı da şu cümlede gizli değil mi zaten?

"We all do have scars, telling different stories."

Dövme makinasının cızırtıları kulağınızda olsun bu röportajı okurken. Bizim için öyleydi en azından. Can Gürgül'ü Instagram üzerinden takip edebilirsiniz.

 

Çok uçuk dövme istekleriyle gelenler oluyor mu sana?

Kafasına dövme yaptırmak isteyenler bile çıkıyor. Her yere dövme yapmam ama.

 

Kendine göre kıstasların mı var?

Evet. Bazı yerler doku olarak bazı yerlerden mürekkebi tutma konusunda daha başarısız. Daha pütürlü yüzeyler var. Mesela arka kol gibi ya da daha zor iyileşen yerler var. Ayak üstü ve ayak bileği bunlardan bazıları. Bunlar da tasarımın ne olduğuna göre bakmak gerekiyor. Her dövme her yerde yapıldığı gibi kalamaz.

 

 

 

Senin bir dövme sanatçısı olarak "Her dövmeyi yapmam" gibi bir kriterin var mı? "Bana da hitap etmeli, dövmeyi yaptıracak kişi nasıl beni tercih ettiyse ben de dövmeyi seçmeliyim" diyor musun?

Kesinlikle öyle. başka türlü ortaya özgür ve özel bir şey çıkma ihtimali çok düşük. Ne kadar diretirse dövme yaptıracak kişi sonuç o kadar olumsuz olabilir. Mesela Google'dan bir görsel buluyor, aynısı olsun diye geliyor, aynısı olur ama ne kadar özgür bırakırsa o kadar iyi olur çünkü Google'da gördüğü görsel zihni kısıtlayan bir faktör. Yapılmış olan bir dövmeyi görüyor ve onun aynısını isterse hata payının azaldığını düşünüyor. Ama burada esas hikâye dövmeyi yaptıracağın sanatçıyı iyi araştırmış olman. Ancak öyle güvenebilirsin.

 

"Her dövme sanatçısı her dövmeyi yapamaz." diyorsun.

Benim için de aynısı geçerli. Mesela geometrik dövmeler yapmayı pek sevmiyorum. Alanıma girmiyor.

 

Gustave Dore tarzı çalışmalar mı yapıyorsun?

Ben estetiği kanıtlanmış şeyleri seviyorum. Sanat eserleri röprodüksiyonları yapmayı seviyorum. Bir heykeli heykel fotoğrafındaki gibi yapmak çok kolay bir şey değil. Bir şey ne kadar zorsa ben onu tercih ediyorum. Bu demek değil ki geometrik dövmeler kolay olduğu için yapmıyorum. O iş ayrı zor ama her iş kendi pratiğini ve tecrübesini istiyor. Yapmadığım bir şeyi yapmak her zaman yaptığım bir tarzı yapmaktan daha zor tabii. Genel itibariyle estetiği kanıtlanmış şeylerin havasını yansıtmak da kolay değil.

 

 Can Gürgül'ün yaptığı dövmelerden biri yer alıyor görselde. Bu bir geyik dövmesi.

 

Daha girift, daha karmaşık işleri mi seviyorsun?

Bazı işler sadeliği gösterir ama sadeliği yansıtmak da zordur. İçeriğine göre değişir. Ben kusursuz bir işçilik yapmaya çalışıyorum. Yıldız dövmesi yaparken alacağım zevk yok ama heykel ya da başka bir sanat eserinin röprodroksiyonunu yaparken daha çok zevk alıyorum.

 

Beş yıl sonra da o dövmeye baktığı zaman aynı hazzı duyabilmeli mi insan? Motton kalıcı olmak mı?

Onun için rötuş yapıyoruz, onun için ekstra vakit harcıyoruz. Dövmeyi sadece yapıp bırakmak değil mesele. Yıldız yaparsın sonra onun rötuşunu yapsan ne olur yapmasan ne olur? Bu işlerde gölgeyle birlikte realistik gölge ve ışık kullanımı da önemli. Haliyle katman sayısını ne kadar artırırsan o kadar sağlam ve kalıcı duruyor. Ben de o kısmına üşenmiyorum. Kimsenin uğraştığı bir şey değil genelde bu kısım. Dövmenin yapıldığı gibi kalması taraftarıyım. Dövmeyi yapıp fotoğrafını çektikten sonra photoshop yapıyorlar üstüne sonra paylaşıyorlar ama millet nereden bilsin nasıl kalacağını?

 

Türkiye'de son yıllarda dövmeci sayısında artış oldu. Senin de dikkatini çekiyordur sosyal medyada. Eskiye nazaran bu iyiye işaret mi? Türkiye'de dövme kültürüne bakış değişti mi?

Tabii ki kötü değil. Rekabet ortamı kızışıyor. Bu da haliyle sanatın daha da çeşitlenmesi anlamına geliyor. İnsanların bakışı değişiyor. Pozitif anlamda yansıması olabilir dövmeci sayısının artmasının. Bunun dışında bu işe sadece gelir gözüyle bakmakla ve sanat gözüyle bakıp yapmak arasında fark var. O da tamamen dövme yaptıracak kişinin sahip olması gereken bir vizyon. Haliyle kim reklam yaparsa o kadar iş alabilir. Kimisi daha underground takılır, kendini göstermeyi sevmez. Düzgün bir şekilde sanatını icra eder. Bu tamamen müşterinin keşfedip karar vermesi gereken bir şey. Ömür boyu kalacak bir şey yaptırırken de birazcık aklı başında tercihler yapmak lazım.

 

Gürgül'ün yaptığı bir Red Kit dövmesi.

 

Hiç beklemediğin, farklı mesleklerden, farklı alanlardan insanlar gelip sana dövme yaptırıyor mu?

Eskiye göre hikaye değişti. Teknoloji de gelişiyor haliyle. Bundan 10 sene önce yapabileceklerinizin sınırıyla şimdi yapabileceklerinizin sınırı aynı değil. İşin sanatsal yönünü takdir etme becerisine sahip insanlar da var. Bu insanlar bundan 10 sene önce dövme yaptırmayı hiçbir şekilde tercih etmek istemeyecek insanlardı belki. Toplumun okumuş sınıfı çok da yanaşmak istemiyordu çünkü yapılan işleri görüyorlardı. Yapılabileceklerin sınırından haberdarlardı artık işler çok değişti. Yapılabileceklerin limiti arttı. Böyle olunca kitle kendi vücuduna saygı duyan bir kitleye dönüştü. Daha önce benim de renkli dövmeler yaptığım yıllarda (renkli dövmeye bir şey dediğimden değil) o zamanki en iyi dövme yapan adamın bile yaptığı şey aşağı yukarı belliydi. O zaman bu işe yanaşmayanlar şu an diledikleri şeyin gerçek olabileceğini bilerek bu işe sarılıyorlar. Yaş sınırının arttığını söyleyebilirim bilhassa benim müşteri portföyümde. Orta yaş ve daha üstü gelip dövme yaptırıyor.

 

Geri dönüşü olmayan bir şey. Geri dönüşü var ama daha da uğraştırıcı, Bu kadar kalıcı bir şey yapmak bir nevi canlı yayın yapmak gibi değil mi? Hata payı sıfıra yakın...

İnsanlar genelde ekonomik sebeplerden ya da sabırsızlık gibi faktörlerden elinin daha kolay ulaşabildiği dövme sanatçılarından medet umuyor. Bu da araştırmadan gerçekleşince dövme yaptırmaya giderken en iyisini dileyerek gidiyor. Ne kadar kötü olabilir diye düşünüyor. İşin realistik kısmı şu ki bu ömür boyu kalan bir şey. Kalemi bile saplasam koluna, -ki ilkokuldan kalem izi bile kalabilir kolunda- izi kalabilir. Ve üstelik bunu makinayla, boyayla yapıyorsun. Tasarım yaptırıyorsun. Bu yüzden belli niteliklere sahip olması gerekiyor. Belli bir kalitede olmasını dileyerek giriyorsun kapıdan içeri. Ama çoğu zaman bu hikaye başka türlü sonlanabiliyor. Bu tamamen yaptıranın sorumluluğunda. Belki daha çok araştırsaydı daha farklı olurdu. Sonra çok daha masraflı bir şeye dönüşüyor pişman olununca. Kapatmasıyla, lazeriyle. Bunlar az kalemler değil.

 

Astarı yüzünden pahalıya geliyor yani?

Bir an gaza geliyorsun, sonra gidip dövme yaptırıyorsun. Ömür boyu kalıyor ve iyileşince daha kötü oluyor. Sonra ne olacak bu dövme diyorsun. Arıyorsun adamı, adam sana diyor ki "Gel rötuş yapalım."Gider üstünden geçersin, sonra kapatılmayacak noktaya getirir, koyulaştırırsın dövmeyi. Bu sefer artık tamamen geri dönüşü olmayan bir senaryo ortaya çıkıyor.

 

Bu dövmede dağ ve çevresinde gezegenler bulunuyor.

 

Burada sanatçı faktörü de önemli tabii. İyi bir dövme sanatçısı iyi bir ressam mı olmalı?

Teknik bir bilgiye sahip olman gerekiyor. Kullanacağın dövmenin tarzına ve dokusuna göre malzeme seçimini bilmen gerekiyor. Teknik kullanım becerisini bilmen gerekiyor. Bunları tecrübe ederek öğreniyorsun. Birine dövme yapmadan öğrenemiyorsun. Ben de öyle öğrendim.

 

O yol ayrımı nasıl oldu? Çocukluktan beri var mıydı böyle bir isteğin? Bir anda mı karar verdin?

Bu tamamen vakit ayırmakla alakalı. 11-12 senedir her gün bu işi yapıyorum. Tutup da ressam olduğun zaman bu dövme yapabileceğin anlamına gelmez. Buradaki olay tamamen tecrübe, tasarım, teknik ve malzeme bilgisi. Yatkınlık ve el becerisi de lazım. Desen bilginin olması gerekir. Bunu okuldan da kazanabilirsin, kendi başına da... O yüzden yeni başlayan birini töhmet altında bırakmak istemem ama yaptıran kişinin de bunun bilincinde olması gerekir. Ben de kimsenin canını rastgele tasarım ve dövmelerle yakmak istemem. Sırf pratik olsun diye dövme yapmam kimseye. Bu saatten sonra benim kitlem vücudunda bir sanat eseri taşımak bilinciyle dövme sanatçısı araştırma işine girmiş ve beni bulmuş insanlar olmalı.

 

Bu işe başlamadan önce işin bu noktaya geleceğini tahmin ediyor muydun?

Hayalim gerçek olmadı henüz. Her zaman daha büyük hayaller ve istekler oluyor insanın hayatında. Ama hayalini kurduğum tarzda dövmeler yapıyorum şu an. Bunun ne kadar pratik gerektirdiğini söylemeye gerek yok. Gökten düşmüyor hiçbir şey. Uğruna çalışmak, denemek ve yanılmak zorundasın. Her dövmede öğrenmeye devam ediyorum.

 

Yurt dışıyla kıyaslandığında Türkiye'deki dövme sanatını nasıl görüyorsun?

Türkiye'deki dövme sanatı şu an gayet iyi. Pik noktasını yaşıyor. Benim bir sürü meslektaşım ABD'de, başka ülkelerde, dünyanın en iyi dükkanlarında çalışabilecek konumda. Çalışanları da var, çalışma seviyesinde olan insanlar da var. Fark şu olabilir: Yurt dışındaki insan ne yaptığını daha iyi biliyor. Orada bir çıraklık ustalık sistemi var. Ona uymak zorundasın. Gidip belgesiz bir dövme yapamıyorsun. Buna başvurabilmenin tek yolu da bir dövme dükkanında çalışmak oluyor. Yurt dışındaki fark bu. Burada binlerce takipçisi olan birçok dövmeci Almanya'da, İngiltere'de stajyer bile olamaz.

Sosyal medya mı şişiriyor bunu?

Sosyal medya birçok şeyin dengesini bozmuş durumda. Dövmecilik de bunlardan biri. İki çizgi atsan onun adı dövme oluyor. Tarz sahibi olmadan, çizgin oturmadan örneğin İngiltere'de bir dükkanda, kendisine dövme sanatçısı denilecek seviyeye getirmezler kolay kolay.

Sosyal medyaya bakışın ne bu anlamda? Her şeyi biraz daha mı kötüleştirdi yoksa avantajı daha mı büyük?

Sosyal medyayı sürekli kötüleyen yaşlı dövmecilerden gibi görüneceğim ama ben onlardan biriyim. Instagram'ın varlığının tartışmaya açık bir yanı yok. Bizim işimizde bilhassa kullanımı gerekli. Şahsım adına diğer insanların nasıl bu kadar vakit bulabildiğine de şaşırıyorum Instragram kullanmak için.

 

Dövmede en önemli faktör hijyen. Her operasyonda değiştirmek zorundasın iğneyi. Merdivenaltı yerlerde insanların enfeksiyon, hastalık kapma ihtimali de artıyor. Dövmeyi seçmek ayrı iş, dövmeciyi seçmek ayrı iş. Bu işin adım adım pratiği nasıl olmalı?

Biraz kıl olmakta fayda var. Kullandığı iğneler sorulabilir, yüzeyi nasıl dezenfekte ettiği sorulabilir. Ben bunların eğitimini Almanya'da aldım. Ayrıca kendim de takıntılı bir adam olduğum için her şeyi titiz bir şekilde yapmaya çalışıyorum. Bunu dövme yaptırmaya gelen insanın takip edebilmesi kolay değil. İstemeyen onu göstermez. Başka birine aynı iğneyi kullanmak zaten adilikten başka bir şey değil. Ama bunu bile yapan çaktırmadan yapar. Türkiye'de Emrah'tan başka kimseye dövme yaptırmadım ama şimdi yaptıracak olsam kılı kırk yarardım. Hepatit-C vazelinin içinde altı aya kadar yaşayabilen bir virüs. Kanla iş yapıyorsun. Benim kullandığım iğneler Almanya'dan (cheyenne ve kwadron) geliyor, tek kullanımlık ve sonra atılıyor. Bunun bir de Çin versiyonu var.

 

Bu işin de mi Çin ayağı çıktı?

Çin çok büyük bir endüstri bu işte. Sürekli alıcısı var, malzemeleri daha ucuz. İğne senin işinin kalitesini en çok etileyen faktör. Bunu da Çin'den alıyor. Adamın derdi para kazanmak. Yapıştırıyor Çin malı iğneyi, Çin malı boyayı, dövme yaptıran sanki bu işin peşine düşmeyecek gibi.

 

Bu işte çok ucuza kaçmamak lazım o zaman?

Bu demek değil ki her pahalı olan en iyisi olacak. ABD'deki adam da çin malı malzeme kullanıp dövme yapabilir sana. Yine araştırmanın önemi burada karşımıza çıkıyor.

Bu işin bir eğitimi ya da okulu olmalı mı?

Bu işin çıraklık ve ustalık sistemiyle olması gerektiğini düşünüyorum. Ama ben hiç çırak olmadım. Kendi kendime öğrendim. İlk başlarda ev arkadaşlarıma yaptım. İlla ki birilerinin canı yanıyor. Hele ki dövme gibi bir şeyi öğrenirken. Çıraklık-ustalık ilişkisi en uygun yöntem. Böyle bir işin okulunu kurandan şüphe ederim.

 

Dövme konusunda kırmızı çizgilerin var mı?

Ben daha çok siyah-gri ve figüratif şeyleri yapmayı seviyorum. Onun dışında pek bir şey yapmıyorum. Sulu boya tarzı dövmeler yapmıyorum mesela. Renk pigmetinin deride ne kadar kalmasını istiyorsan onun etrafını o kadar siyah örmen gerekir. Siyah renk dövmenin tuğlasıdır ve siyah her zaman en tutucu renktir. Dövmenin etrafında siyah bir renk yoksa o dövme erime eğiliminde oluyor. Hiçbir sulu boya dövmesinin yapıldığı gibi kaldığını görmedim. Renkli dövme tamamen yapılış şekline bağlı olarak dağılır ya da dağılmaz. Ama bunda deri tipinin de etkisi var. Güneşe çıkılıp çıkılmamasıyla da ilgili.

 

Gürgül'ün yaptığı bu dövmede bir erkek portesi var.

 

Dövme yaptırmanın belli bir mevsimi var mı?

İşi bilen insanlar  genelde bu işi kışın yapıyor. Yazın da yaptıranlar var. Tişört mevsimi geldi, dövme yaptırayım da göstereyim derdiyle dövme yaptıranlar da var. Kışın bunun bakımı yaza nazaran daha kolay. Ter ve sıcak gibi bir faktör yok. Sıcak hava iyileşmekte olan bir dövmede en çok isteyeceğimiz şey değil. Ne kadar serin bir ortamda bakımını yaparsan o kadar iyi olur. Yaz olmayan çoğu mevsim dövme yaptırmak için daha uygun.

 

Bu işin bir de güven boyutu var. Oturuyorsun koltuğa. Sen dövmeciyi ilk defa görüyorsun, dövmeci seni ilk defa görüyor ve iki taraf da birbirine güvenmek zorunda. Enerjinin tutmadığı insanlar oluyor mu?

Olmaz olur mu? "Ben seni başka birine yönlendireyim" dediğim insanlar da oluyor. Aşırı ısrarcı insanlar oluyor. Yaptırmak istediği şeyin olmayacak bir dövme olduğunu anlattığım halde ısrarla yaptırmak isteyenler çıkıyor mesela. Bazen saygısız insanlar da çıkabiliyor karşına. Evimde çalışıyorum ve buraya gelecek insanın nasıl biri olduğu önemli. O saatleri bir arada geçiremeyeceğim insanlar denk geldiği zaman "Sizinle çalışmaya ilgi duymadım" deyip başkalarına yönlendirmeye çalışıyorum.

 

Çok uzun sürede yapılan dövmeler de var. En uzun süren çalışmanı hatırlıyor musun?

Bazıları o kadar uzun sürüyor ki belli bir rakamı yok. 10 seans üstü gelenler de oluyor. Kapatma dövmeleri böyle oluyor. Önceki dövme ne kadar koyu ve kötüyse onu kapatmak da o kadar uzun sürüyor.

 

En zorlayan yer neresi?

Kaburga, karın, boyun,dirsek içi ve dışı... Dirsek göğüsten bile zor bir bölge ve kalıcı da sayılmaz, benim dirseğimde var mesela çoktan silinmiş durumda.

 

Çırak almayı düşünüyor musun kendine?

Şu an için öyle bir niyetim yok, belki yıllar sonra.

 

Gürgül, röportaj yapan kişinin koluna dövme yaparken.

 

Daha önce dövme yaparken hiç röportaj vermiş miydin?

Bu ilk oluyor. Sırtını bana doğru dön, arka koluna başlıyorum.

 

Dövme yapımı sırasında çekilen fotoğraf ve video Onur Pullukçu'ya aittir.

 

 

Benzer yazılar
#KONSER
Her pazartesi olduğu gibi bu pazartesi de size bu haftanın kaçırılmayacak etkinliklerini listeledik. İyi eğlenceler İzmir. 
Editör
24 Haz 2019
#KAMP
Kuşadası Merkez'e yakın, doğa içinde yapacağınız bir tatil mi arıyorsunuz? İster kamp ister bungalov evlerde kalın Dereli Kamp sizi huzuruyla ve eşsiz...
Zeynep Öztürk
23 Haz 2019
#AQUAPARK
Tabanlarınız patlayana kadar merdiven çıkmaya, mayonuz yırtılana kadar kaymaya var mısınız? Deşarj olmak isteyenler için İzmir'e yakın en iyi aquapark...
Gülay Güler
21 Haz 2019
#DÖVME
Ezgi Beyazıt handpoke, yani makine kullanmadan iğneyle yaptığı dövmelerle ilkelliği modernize etmiş. Üstelik atölyelerine katılarak siz de bu yöntemi ...
Seçil Şeker
21 Haz 2019
#SANAT
Sadi Tekin Ankara’da doğan, İzmir’de büyüyen bir illüstratör. 1994’te Marmara Üniversitesi GSF Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde okumak için İstan...
Kardelen Uysal
20 Haz 2019
#TARİHİ YAPI
Tarih sevenleri şöyle alalım. Otuzbeşlik ailesi olarak İzmir'deki antik kentleri ve açık hava müzelerini listeledik. Haydi durmayın! İzmir’in antik do...
Zeynep Öztürk
17 Haz 2019
#TİYATRO
#KONSER
   
Editör
16 Haz 2019
#KAMP
  Üzerinizi yıldızların örttüğü, ağaçların, denizin kokusuyla uyuyup uyanabileceğiniz, denize girebileceğiniz muhteşem kamp alanları var İzmir’de. Ner...
Kardelen Uysal
15 Haz 2019
#CAFE
Siyah dondurma ya da içecek gördüğümüzde ilk aklımıza gelen gıda boyası oluyor ki bu çok normal. Alsancak'ta bulunan Wavy, ön yargılarımızı yıkmamızı ...
Zeynep Öztürk
15 Haz 2019
#HEDİYELİK EŞYA
Çocukluğumuzdan itibaren kahramanımız olan babalarımız için naçizane bir hediye listesi düzenledik. Ne alsak, ne kadar sevsek az... Bir gülümsesek onl...
Seçil Şeker
13 Haz 2019
#BEACH CLUB
Deniz, kum, güneş ve eğlence merkezi olan Çeşme'de birçok beach club bulunmakta. Hem denizin hem eğlencenin tadını çıkarmak isteyenler için Çeşme'nin ...
Gülay Güler
13 Haz 2019
#KİTABEVİ
#KİTAP
#CAFE
Alaçatı'nın hareketli hayatına bir kitap kafe molası vermek ister misiniz? Sizin için harika bir keşfimiz var!    Alaçatı'ya hoş geldiniz. Sizi biraz...
Seçil Şeker
12 Haz 2019
#RESİM
Fotoğrafta sanatçının eserinin fotoğrafı mevcut. Eserde ikiye bölünmüş bir daire var. Dairenin içinde sarı, turuncu, kırmızı, renkli noktalar beyaz f...
Kardelen Uysal
11 Haz 2019
#KONSER
Bu hafta İzmir'de gidilebilecek en iyi etkinlikleri derledik. Can sıkıntısına son veriyoruz!      Selda Bağcan, 7 Haziran günü Musicorium Alaçatı Sa...
Editör
9 Haz 2019
#KONSER
Şehrin ritmi içinde bir perküsyon üstadı; Hamdi Akatay, bütün projelerini “Hamdi Akatay in The City” adı altında topladı. Şehirdeki ritmleri caz ve kl...
Editör
9 Haz 2019
#SAHİL
Şirin bir beldemiz olan Foça; Eski Foça ve Yeni Foça olmak üzere iki kısımdan oluşmakta. Eski Foça'nın mimari yapısı çok hoştur. Taş evleri, kalesi, y...
Gülay Güler
9 Haz 2019
#OTEL
  Ege balıkları, roka, Rum mezeleri ile rakı keyfi sürmek isterseniz adresiniz Foça’dır. Kendine has bir havasıyla Foça; gittiğinize asla pişman olmay...
Zeynep Öztürk
8 Haz 2019
#GEZİ
                                                            Masallara inanır mısınız, peki ya efsanelere? Bir rivayete göre Eski Foça'da nerede old...
Zeren Tuğçe Erbil
8 Haz 2019
#OTEL
  Karaburun-Mordoğan'ın sahilleri öyle temiz, denizi öyle mavi ki anlatılmaz yaşanır. Suyu ne sıcak ne soğuk, adeta "gel bana" diyor. "Karaburun'da ne...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#GEZİ
Keşfedilmesine ramak kalmış bir yerden bahsedeceğiz bugün sizlere. Bir kere gittiğinizde sizi kendisine aşık edecek olan bu yer; Karaburun. Denizinin ...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#YÜZME
  Karaburun; dantel gibi işlenmiş, irili ufaklı birbirinden bakir koylara sahip. Karaburun'un yolları virajlı ama bu sizi korkutmasın, inanın her vira...
Gülay Güler
7 Haz 2019
#CAFE
Kış geldi diye Alaçatı’dan vazgeçecek değiliz! Minik hafta sonu kaçamaklarınızda bir kahve içip kırk yıl hatır alın diye sizlere Alaçatı’nın kahve dur...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#YEMEK
Dondurma denince aklımda da kalbimde de akan sular duruyor. Hatta donuyor ve koca bir top dondurmaya dönüşüveriyor. Şimdi “Hepsini mi denedin, yok art...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#OTEL
   İzmir Seferihisar, Türkiye’nin ilk Citta Slow’u yani “Sakin Şehri”. Bu ünvanı 2009 yılında almış. ¨Peki nereden alınıyor bu unvan? ¨ derseniz açıkl...
Zeynep Öztürk
5 Haz 2019
#SAHİL
Ülkemizde slow city (sakin şehir) unvanına sahip olan ilk ilçemiz Seferihisar'a, hafta sonu rahatlıkla gidebilirsiniz. Sakin bir tatil geçirmek isteye...
Gülay Güler
5 Haz 2019
#GEZİ
#YEMEK
Seferihisar’a bir kere gidip “Bana yetti buralar.” diyen henüz görülmedi. Bir giden bir daha gidiyor, sakinliğine alışan beyaz yakalılığı bırakıp bura...
Seçil Şeker
5 Haz 2019
#SAHİL
İzmir merkezden denize girebileceğiniz en yakın ilçe Urla'dır. Hoop merkezden yarım saatte Urla'dasınız. Kalabak sahilinden, Balıklıova sahillerine...
Gülay Güler
4 Haz 2019
#YEMEK
Kahvaltı, Türk kültüründe hatırı sayılır bir yere sahip. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı özellikle pazar günleri bir başka önemseriz. Bu keyifli...
Bensu Tekin
3 Haz 2019
#GEZİ
 Huzurun adresi Urla'da kuş sesleriyle uyanırsınız. Urla rüzgarı ile de meşhurdur. İzmir cayır cayır yanarken Urla püfür püfür esmektedir. En güzel...
Gülay Güler
3 Haz 2019
#KONSER
Bayram haftasında konserlere doymaya hazır mısınız? Kenan Doğulu'dan Selda Bağcan'a, Gülşen'den Yıldız Tilbe'ye uzanan gecelerde bağıra bağıra şarkı s...
Editör
2 Haz 2019
#OTEL
  Ah ne güzeldir, Çeşme şimdi! Çeşme planınız varsa ve nerede kalacağım diye kara kara düşünüyorsanız bu liste tam size göre. Bayram tatilinde Çeşme k...
Zeynep Öztürk
2 Haz 2019
#KAMP
Şehir ahalisi, apartman çocukları için betondan kurtulmanın, egzoz dolmuş ciğerleri, stresten pelteleşmiş zihinleri iyileştirmenin en iyi yolu doğaya ...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SAHİL
 Tatil başladı, Çeşme'de hangi plajlarda serinlesem diye düşünüp duruyor musun? Sana bu konuda yardımcı olabilmek için bu serinletici listeyi düzenled...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SPOR
¨Suyu sevin ve sizi değiştirmesine izin verin.¨ diyor Gizem Çalışkan. Gizem Çalışkan kim mi? Kendisi 1988 doğumlu, Ege Üniversitesi Amerikan Kültürü v...
Zeynep Öztürk
31 May 2019
#OPERA
Kaynak: İzmir Devlet Opera ve Balesi   Operadan Müzikale; Unutulmayan Melodiler 13 Haziran’da Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda…   İzmir Devl...
Editör
31 May 2019
,
Başa Dön
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası
,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.