R
GIRIŞ
TR
EN

Elif Çatlıoğlu:" İnsanın yıkımlarıyla, geçmişten ders çıkarma anlarıyla ilgileniyorum."

#SANAT
Kardelen Uysal
2 Eki 2018

 

Sanatçı kuluçka merkezi McArt.ist sanatçılarının eserleri, İzmir’de Decozone Sanat Galerisi’nde Cliche adlı sergide buluştu. Serhat Alparslan, Bilal Yılmazel, Nazan Pamuk, Onur Ayan, Elif Çatlıoğlu,  Fatih Şimşek ve Ömer Mirdemir’in eserlerini 19 Ekim’e kadar ziyaret edebilirsiniz.

Cliche’de İstanbullu genç ve yetenekli sanatçı Elif Çatlıoğlu ile resimlerini, farklı sanat dalları arasındaki beslenme kaynaklarını, X House Project’i konuştuk. X House Project’i buradan takip edebilirsiniz.

 

 

Daha çok duygu, psikanaliz resimleri yapıyorsun. Üzerinde daha çok yoğunlaştığın bir duygu var mı?

Psikanaliz dediğimiz şey iç benlik ve sıkıştırılmış olduğumuz duygular. Spesifik olarak bir duyguyla adlandırmak çok zor çünkü toplumsal gerçekçilik diye bir şey var. Mahalle kültürüne, aile yapılarına göre o kadar çok değişen iç baskılara sahibiz ki…  Benim için önemli olan tek bir kelime ile adlandırabileceğim bir duygu değil. Aslında insanın o dışa vurduğu andaki o ifadeyi yakalayabilmek amacım. O yüzden kendimizi sıkıştırdığımız, dışarıya atamadığımız ve normal bir sohbet esnasında kendimizi gösterdiğimiz halleri değil de kendi başımızayken dalıp gittiğimiz, bir şey düşünürken takındığımız ifadeleri yakalamak istiyorum.

 

Kendi yaşadıklarının, duygularının, yaşantının etkisi nasıl oluyor?

Hem oyuncu hem ressamım. Oyunculuk eğitimi alırken, okuduğum oyunlar, girdiğim roller, büründüğüm karakterlerde de çok fazla empati yapma, anı yaşayabilme ve gerçekleştirme, dışarıya dökme hissi yaşadığım için empati aslında benim için çok önemli. Yani karşımdakinin duygusunu hissedebiliyor ya da o karakteri hemen gerçekleştirebiliyor olmam lazım ki onu iyi bir biçimde aktarabileyim.

Resim de benim için öyle aslında. Geçirgen bir yapım var, yani karşıda gördüğüm şeyi direkt aktarabiliyorum ya da senin suratındaki ifadeyi tuvale aktarabiliyorum. Her geçen gün de gelişmeye devam edecek bir şey, bu yüzden heyecanlıyım. Hangi aşamaya kadar ilerleyebileceğimi ben de merak ediyorum. Tabii ki benim de yaşadığım bir toplumsal gerçeklik, bir aile yapısı olduğu için tuvallerime yansıyor. Bu da benim resimdeki en büyük savaşım çünkü fazla duyguyla bir resim ortaya koyduğum için anlatmak istediğim o duyguyu veya karakterleri, yüz ifadelerini o an hissetmem, yaşamam gerekiyor ardından boyalara yansıtıp tuvale aktarmam gerekiyor dolayısıyla o bir savaş oluyor benim için muhakkak benim duygum da oraya geçiyor, o kontrollü bir süreç değil tabii ki.

 

 

 

Tiyatro ve resim birbirini nasıl besliyor?

Kesinlikle çok besliyor. Sadece tiyatro değil tabii ki de reklam oyunculuğu da yapıyorum ve bu reklam oyunculuğu tiyatrodan biraz farklı; bir gün başka, ertesi gün başka bir karakter oluyorum. Bunların hepsi 50 saniye içerisinde yayınlanıyor ancak o süreçlerde beni çok besliyor. Sahne arkası, set arkası, oradaki insanların halleri de beni besliyor. Hiç olmadığım bir karakter olduğumda onun gözünden bakabilmeyi öğreniyorum. Bu öğrendiğim deneyim resimde bana çok şey katabiliyor. Kolektif bir yapıya sahibim aslında, birçok şeye yöneliyorum, hepsi de benim için bir ağacın kökleri gibi, hepsi tek bir yere bağlanıyor.

 

Bu kadar çok karaktere bürünmek, empati kurmak insanlara bakış açını nasıl etkiliyor? Daha esnek, katı ya da kırılgan hissediyor musun?

Kırılganlık değil ama sanırım insan sarrafı dediğimiz belki de mesleki deformasyonlardan biri oluyor. Birini çabuk çözebilmek her zaman iyi bir şey değil çünkü yaşayamıyorsun bazı şeyleri. Mesela hemen erkenden yargılayabiliyorum. Sonunu bulmuş değilim çünkü insan sınırsız bir şey, beyin sınırsız bir şey. Her beyin bir başka macera insan için dolayısıyla gelebildiğim yere kadar insanları yargılayabiliyorum ya da onlarla empati kurabiliyorum. Olabildiğince psikanaliz okumaları yapıyorum, oyun tiratları okuyorum. Bu deformasyon insan ilişkilerine de yansıyor ancak pek çok şey kattığına da inanıyorum.

 

 

 

Düşlerinden yararlanıyor musun?

Aslında düş demeyelim ama insanın tam anlamıyla hayal ettiği ve ulaşamadığı ya da ulaşıp hayal kırıklığına uğradığı duygularla uğraşıyorum. Her sanatçının bir hayal dünyası var ve yaşadığı bir hayal dünyası olması gerektiğine inanıyorum fakat ben birazcık daha bir insanın yıkımlarıyla, hayal kırıklıklarıyla ya da geçmişten ders çıkarma anıyla ilgileniyorum. Hayal dünyasındansa bu süreç beni daha fazla besliyor.

 

Doğayla arandaki deneyim sanatına nasıl yansıyor?

Her türlü malzemeyi resimlerimde ya da kendi karakterlerimde olabildiğince kullanmak istiyorum. Aslında biz doğanın bir parçasıyız, sadece duygularımızı fazlasıyla dışarı belli edebiliyoruz. Bir insanı okuyabilmek bir başka canlıyı okuyabilmekten birazcık daha kolay. Sürekli bir hikaye okumak gibi bir insana bakmak, onunla yaşamak, tanımak… Dolayısıyla doğa da şöyle destekleyebilir beni: Doğanın değişimine insanoğlu nasıl adapte olabiliyor. Bu da kendini ve doğayı kabullenebiliyor olma meselesi… Şu an mesela insanoğlu çok fazla kendini doğanın üstünde tutuyor. Bu da bir kabullenememe durumu aslında, insanın acizliği diyelim.

 

 

Ailen seni sanatın konusunda çok destekleyip, özgür bırakmış. Günümüzde özellikle Türkiye’de desteklenmeyen pek çok sanatçı var. Bu sanatçılar aileden veya çevreden destek almadan kendilerini nasıl özgür bırakabilirler, istedikleri yola nasıl girebilirler?

Pedagojik Formasyon eğitimi almış biri olarak velilere görüşmelerimde danışmanlık da veriyorum. Bu süreçte hep söylediğim şey şu: Birinin çok para kazanmasının hiçbir önemi yok. Çok iyi maaşlı bir yerde çalışabilirsiniz ama o maaş sizi ruhani anlamda hiçbir şekilde beslemiyorsa o paranın ne kadar çok olduğunun hiçbir önemi de yok. Hayatta sevdiğin işi yaptığın zaman o senin ruhunu doyurduğu için aslında ömrünü geçirebileceğin bir alanı da bulmuş oluyorsun.

 

Eğer ki desteklenmiyorlarsa bile hayallerinin peşinden gitsinler. Bu her şeyi bırakıp illa ki resimle ilgilenmek demek değil. Ben tiyatro eğitimi aldıktan sonra hemen tiyatroya yönelemedim. Araya eğitim girdi, atölye girdi ben sahne dekorları tasarlamaya başladım, dramaturji dersleri aldım. Ardından oyunculuk kısmı gelmeye başladı. Önemli olan kendini rahat bırakmak ve bir yerden işe başlamak. O kapı, o yol zaten seni bekliyordur. Sen onu tercih ettiğin andan itibaren o kapılar açılmaya başlayacak zaten.

 

Bir yandan öğretiyorsun, dersler veriyorsun. Öğretmek, üretim sürecini nasıl etkiliyor?

Ben aslında kendime öğretmen demeyi tercih etmiyorum, rehberlik yapan, deneyim aktaran bir kişiyim. Olabildiğince saf bir gerçeklikle insanlara bir şeyler aktardığınızda insanlar bilgiyi kolayca alıyor. Psikanaliz ve psikolojiyle de ilgili olduğum için insana ulaşmayı çok daha iyi bilebiliyorum veya herkese göre ayrı bir eğitim sunabiliyorum. Ne yazık ki bizler “öğretmen ne derse odur” mantığında bir eğitimden geçtik. Aslında herkesin farklı bir öğrenme yapısı var. Eğer birini tanırsanız onun dilinden öğretmeye başlarsınız.

 

 

 

X House Project’te sukabağı oymaktan resim derslerine kadar pek çok ders veriliyor. Böyle çeşitli bir sanat alanı oluşturmayı nasıl başardın?

X House Project 9. yılını doldurmak üzere. Çalışma hayatına çok erken başladım. Atölyemi açmada nuzun yıllar boyunca bir ressamın asistanlığını yaptım.18 yaşından sonra da iş hayatına atıldım. Eksisiyle artısıyla bana çok şey öğreten biriydi.

X House Project ilk kurulduğunda bir ressamın kişisel atölyesiydi fakat kişiliğimden kaynaklı olarak kapım her zaman herkese açıktı. Beslenme arzum olduğu için hep yeni insanlarla tanışıp yeni projeler ürettikçe atölye dolmaya başladı. İnsanlar fikir paylaşmaktan, üretmekten, danışmaktan hoşnuttu ve bu şekilde kuruldu. X House’nin anlamı benim için aslında X bir yerde sanatı inşa edebilmek veya o alanı hemen sanatsal bir alana dönüştürebilmek anlamına geliyor. X House Project’e sponsor olan Elif Çatlıoğlu Atölyesiydi ancak bu alanda insanlara  hafif bir sponsorluk sunarak kazan-kazan mantığıyla onların alanı kullanmalarını sağlayarak, günümüz ekonomisinde markalaşamayan, şirketleşemeyen tasarımcılara fatura kesme hizmeti vererek yani sanatçıyı daha yüksek bir platforma taşıyarak piyasaya daha kolay atılabilmelerini ve bir çatı altında toplanabilmelerini sağlıyorum. Bizim için önemli olan pozitif enerji. Bu enerji korunduğu ve insanlar öğrenmeye geldiği sürece kapımız çocuk, yetişkin herkese açık. X House talepler doğrultusunda istenilen atölyeleri de sunabiliyor. X House Project’i bir şekle sokmadan o şekli sizin yaratmanızı sağlıyoruz.

X House Project’in bugüne kadar gelmesinde tabii ki de benim bu zamana kadar kurduğum insan ilişkileri, karakteristik özelliğim, tamamen dışarıya dönük olmam, tamamen insandan besleniyor olmamdan da kaynaklanıyor. İnsan bilimi çok zordur ama her meslekten insanın ilgilenmesi gerektiğine inandığım bir konu. X House disiplinlerarası bir çalışma alanı.  

 

Benzer yazılar
#KONSER
Her pazartesi olduğu gibi bu pazartesi de size bu haftanın kaçırılmayacak etkinliklerini listeledik. İyi eğlenceler İzmir. 
Editör
24 Haz 2019
#KAMP
Kuşadası Merkez'e yakın, doğa içinde yapacağınız bir tatil mi arıyorsunuz? İster kamp ister bungalov evlerde kalın Dereli Kamp sizi huzuruyla ve eşsiz...
Zeynep Öztürk
23 Haz 2019
#AQUAPARK
Tabanlarınız patlayana kadar merdiven çıkmaya, mayonuz yırtılana kadar kaymaya var mısınız? Deşarj olmak isteyenler için İzmir'e yakın en iyi aquapark...
Gülay Güler
21 Haz 2019
#DÖVME
Ezgi Beyazıt handpoke, yani makine kullanmadan iğneyle yaptığı dövmelerle ilkelliği modernize etmiş. Üstelik atölyelerine katılarak siz de bu yöntemi ...
Seçil Şeker
21 Haz 2019
#SANAT
Sadi Tekin Ankara’da doğan, İzmir’de büyüyen bir illüstratör. 1994’te Marmara Üniversitesi GSF Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde okumak için İstan...
Kardelen Uysal
20 Haz 2019
#TARIHI YAPI
Tarih sevenleri şöyle alalım. Otuzbeşlik ailesi olarak İzmir'deki antik kentleri ve açık hava müzelerini listeledik. Haydi durmayın! İzmir’in antik do...
Zeynep Öztürk
17 Haz 2019
#TIYATRO
#KONSER
   
Editör
16 Haz 2019
#KAMP
  Üzerinizi yıldızların örttüğü, ağaçların, denizin kokusuyla uyuyup uyanabileceğiniz, denize girebileceğiniz muhteşem kamp alanları var İzmir’de. Ner...
Kardelen Uysal
15 Haz 2019
#CAFE
Siyah dondurma ya da içecek gördüğümüzde ilk aklımıza gelen gıda boyası oluyor ki bu çok normal. Alsancak'ta bulunan Wavy, ön yargılarımızı yıkmamızı ...
Zeynep Öztürk
15 Haz 2019
#HEDIYELIK EŞYA
Çocukluğumuzdan itibaren kahramanımız olan babalarımız için naçizane bir hediye listesi düzenledik. Ne alsak, ne kadar sevsek az... Bir gülümsesek onl...
Seçil Şeker
13 Haz 2019
#BEACH CLUB
Deniz, kum, güneş ve eğlence merkezi olan Çeşme'de birçok beach club bulunmakta. Hem denizin hem eğlencenin tadını çıkarmak isteyenler için Çeşme'nin ...
Gülay Güler
13 Haz 2019
#KITABEVI
#KITAP
#CAFE
Alaçatı'nın hareketli hayatına bir kitap kafe molası vermek ister misiniz? Sizin için harika bir keşfimiz var!    Alaçatı'ya hoş geldiniz. Sizi biraz...
Seçil Şeker
12 Haz 2019
#RESIM
Fotoğrafta sanatçının eserinin fotoğrafı mevcut. Eserde ikiye bölünmüş bir daire var. Dairenin içinde sarı, turuncu, kırmızı, renkli noktalar beyaz f...
Kardelen Uysal
11 Haz 2019
#KONSER
Bu hafta İzmir'de gidilebilecek en iyi etkinlikleri derledik. Can sıkıntısına son veriyoruz!      Selda Bağcan, 7 Haziran günü Musicorium Alaçatı Sa...
Editör
9 Haz 2019
#KONSER
Şehrin ritmi içinde bir perküsyon üstadı; Hamdi Akatay, bütün projelerini “Hamdi Akatay in The City” adı altında topladı. Şehirdeki ritmleri caz ve kl...
Editör
9 Haz 2019
#SAHIL
Şirin bir beldemiz olan Foça; Eski Foça ve Yeni Foça olmak üzere iki kısımdan oluşmakta. Eski Foça'nın mimari yapısı çok hoştur. Taş evleri, kalesi, y...
Gülay Güler
9 Haz 2019
#OTEL
  Ege balıkları, roka, Rum mezeleri ile rakı keyfi sürmek isterseniz adresiniz Foça’dır. Kendine has bir havasıyla Foça; gittiğinize asla pişman olmay...
Zeynep Öztürk
8 Haz 2019
#GEZI
                                                            Masallara inanır mısınız, peki ya efsanelere? Bir rivayete göre Eski Foça'da nerede old...
Zeren Tuğçe Erbil
8 Haz 2019
#OTEL
  Karaburun-Mordoğan'ın sahilleri öyle temiz, denizi öyle mavi ki anlatılmaz yaşanır. Suyu ne sıcak ne soğuk, adeta "gel bana" diyor. "Karaburun'da ne...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#GEZI
Keşfedilmesine ramak kalmış bir yerden bahsedeceğiz bugün sizlere. Bir kere gittiğinizde sizi kendisine aşık edecek olan bu yer; Karaburun. Denizinin ...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#YÜZME
  Karaburun; dantel gibi işlenmiş, irili ufaklı birbirinden bakir koylara sahip. Karaburun'un yolları virajlı ama bu sizi korkutmasın, inanın her vira...
Gülay Güler
7 Haz 2019
#CAFE
Kış geldi diye Alaçatı’dan vazgeçecek değiliz! Minik hafta sonu kaçamaklarınızda bir kahve içip kırk yıl hatır alın diye sizlere Alaçatı’nın kahve dur...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#YEMEK
Dondurma denince aklımda da kalbimde de akan sular duruyor. Hatta donuyor ve koca bir top dondurmaya dönüşüveriyor. Şimdi “Hepsini mi denedin, yok art...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#OTEL
   İzmir Seferihisar, Türkiye’nin ilk Citta Slow’u yani “Sakin Şehri”. Bu ünvanı 2009 yılında almış. ¨Peki nereden alınıyor bu unvan? ¨ derseniz açıkl...
Zeynep Öztürk
5 Haz 2019
#SAHIL
Ülkemizde slow city (sakin şehir) unvanına sahip olan ilk ilçemiz Seferihisar'a, hafta sonu rahatlıkla gidebilirsiniz. Sakin bir tatil geçirmek isteye...
Gülay Güler
5 Haz 2019
#GEZI
#YEMEK
Seferihisar’a bir kere gidip “Bana yetti buralar.” diyen henüz görülmedi. Bir giden bir daha gidiyor, sakinliğine alışan beyaz yakalılığı bırakıp bura...
Seçil Şeker
5 Haz 2019
#SAHIL
İzmir merkezden denize girebileceğiniz en yakın ilçe Urla'dır. Hoop merkezden yarım saatte Urla'dasınız. Kalabak sahilinden, Balıklıova sahillerine...
Gülay Güler
4 Haz 2019
#YEMEK
Kahvaltı, Türk kültüründe hatırı sayılır bir yere sahip. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı özellikle pazar günleri bir başka önemseriz. Bu keyifli...
Bensu Tekin
3 Haz 2019
#GEZI
 Huzurun adresi Urla'da kuş sesleriyle uyanırsınız. Urla rüzgarı ile de meşhurdur. İzmir cayır cayır yanarken Urla püfür püfür esmektedir. En güzel...
Gülay Güler
3 Haz 2019
#KONSER
Bayram haftasında konserlere doymaya hazır mısınız? Kenan Doğulu'dan Selda Bağcan'a, Gülşen'den Yıldız Tilbe'ye uzanan gecelerde bağıra bağıra şarkı s...
Editör
2 Haz 2019
#OTEL
  Ah ne güzeldir, Çeşme şimdi! Çeşme planınız varsa ve nerede kalacağım diye kara kara düşünüyorsanız bu liste tam size göre. Bayram tatilinde Çeşme k...
Zeynep Öztürk
2 Haz 2019
#KAMP
Şehir ahalisi, apartman çocukları için betondan kurtulmanın, egzoz dolmuş ciğerleri, stresten pelteleşmiş zihinleri iyileştirmenin en iyi yolu doğaya ...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SAHIL
 Tatil başladı, Çeşme'de hangi plajlarda serinlesem diye düşünüp duruyor musun? Sana bu konuda yardımcı olabilmek için bu serinletici listeyi düzenled...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SPOR
¨Suyu sevin ve sizi değiştirmesine izin verin.¨ diyor Gizem Çalışkan. Gizem Çalışkan kim mi? Kendisi 1988 doğumlu, Ege Üniversitesi Amerikan Kültürü v...
Zeynep Öztürk
31 May 2019
#OPERA
Kaynak: İzmir Devlet Opera ve Balesi   Operadan Müzikale; Unutulmayan Melodiler 13 Haziran’da Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda…   İzmir Devl...
Editör
31 May 2019
,
Başa Dön
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası
,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.