Elif Çırak ile Büyülü Yoculuklara Çıkıyoruz!

Paylaş
02-11-2018
Gülay Güler

Bolluk Bereket Festivali’nde 4 Kasım Pazar günü 14.00’da çocuklar için “Elif’le Masallara Büyülü Yolculuklar” etkinliği düzenlenecek. Elif Çırak büyülü şallar takan ve büyülü kitaplar yazan şahane bir masalcı. Kendisini ve büyülü kitaplarını merak ediyorsanız buyrun röportajımıza...  

 

 

 

İstanbul’dan İzmir’e nasıl taşınmaya karar verdiniz? 

Ben aslen İstanbulluyum, yeni İzmirli oldum. Karşıyaka 35 buçukluyum. (Gülüşmeler). İzmir benim çocukluğum. Mutluluk başkentime geri döndüm. Yedi, sekiz yaşıma kadar burada yaşadım. İlk okula burada başlayıp Antakya Hatay’da bitirdim. İzmir’de geçirdiğim yıllar bende büyük bir İzmir ve Atatürk aşkı yarattı. Ben Almanya Berlin Ataşeliğinde çalışırken aynı zamanda bir Alman okullarında Türkçe ve Türk Kültürü öğretmenliği yaptım. Almanya’dan İstanbul’a döndüğümde İstanbul’da yaşayamayacağımı anladım. O ara annemi kaybettim bunun da büyük etkisiyle İzmir’e şifalanmaya geldim. Emekli olup İzmir’e döndükten sonra benim de bir şifacı olduğum ortaya çıktı ve kitaplarımı yazmaya başladım. Koçlukla başlayan hikayem yazarlıkla devam ediyor ve hikayeme şiirler, masal anlatıcılığı, spiritüel danışmanlık, mistik ve spiritüel çalışmalar eklendi. İzmir beni şifalandırdı. Teşekkür ediyorum İzmir’e. (Gülüşmeler) 

 

İzmir'in büyülü bir havası var değil mi? 

Evet, bunu birebir yaşayan biriyim ve bunu kitaplarımda da anlatıyorum.  

 

Yeni bir kitap geliyor mu peki? 

Evet, yeni kitabım geliyor. İkinci kitabım Mavi Ay’ın Büyülü Yolcuğu”nun devamı niteliğinde olacak adı Aşkın Büyülü Yolculuğu olacak.  

 

Kitaplarınızın konularından kısaca bahsedebilir misiniz? 

İlk kitabım “Büyülü Bir Doğa Yolculuğu”nda çocuklarla büyülü bir evren yolculuğuna çıktım. Üniversite okutmanlığından liseye, liseden orta okula, ilk okula, ana okuluna inerek bütün çocuklarla kendime; masallar, hikayeler, mitolojilerle dolu bir dünya kurdum. Edirne Kitap Fuarı’nda çocuklar bana kitabın üç boyutlu olduğunu söylediler. Ben farkında değildim ama çocuklar farklı perspektiften bakmayı başarıyorlar. Sonradan ben de öyle olduğunu fark ettim. 

 

Üç boyutlu diyerek neyi kastetmişler? 

Onlara sorduğumda olayları yukarıdan seyrettiğimi söylediler aslında kitapta da uçuyoruz. Bu çok hoşuma gitmişti. 

 

Uçmakla astral seyahatti mı kastediyorsunuz? 

Evet, ben kitaplarımı şamanik yolculuklar, astral seyahatler, meditasyonlar sırasında yazdım. Bunu kitaplarımda belirtmemiştim ama çocuklar bunu hissetmişler. 

 

İlk kitapta iki geyik ve iki güvercin yolculuğa çıkıyoruz. Söyleşilerimde bir çocuk Nuh’un gemisine mi gönderme yaptığımı sordu. Çok şaşırmıştım hiç Nuh’tan kitapta bahsetmemiştim. Ben hep kolektif bilinçten yazıyorum ve bunu algılamış. O yüzden okurlarıma mesajlarımın gittiğini görmek çok hoşuma gidiyor. İlk kitabımda masallarla mitolojiyi kaynaştırdım. Bu kitaplar okullara gidiyor o yüzden dini, şamanik öğeler bu kitabımda yok. 

 

İlk kitabınız sadece çocuklara yönelik değil, değil mi? 

Tabi, çocuklar okuyor sonra anne, babalar okuyor hatta nineler, dedeler okuyor. Kitabı alan annelere, babalara “Önce siz okuyun kitabı.” diyorum çünkü Küçük Prens tadında bir kitap yazdım. Evrensel bir kitap olsun istedim. İçinde Küçük Prens, Dedem Korkut hikayeleri, Noel Baba var hatta bütün evreni topladım diyebilirim. Kitabım 64 sayfa ve bazı çocuklara ince geliyor ve “Ben bunu okumam.” diyorlar ben de diyorum ki onlara “Ama bu kitabın içinde evren var.” (Gülüşmeler) 

 

İlk kitabım orta sona kadar çocuklara yönelikken ikinci kitabim Mavi Ay’ın büyülü Yolculuğu lise öğrencilerine hitap ediyor. Üçüncü kitap yetişkinlere hitap edecek. İkinci kitabım da ilk kitabımın devamı niteliğinde. İlk kitabımda mitolojiyle masalları nasıl ilişkilendirdiysem ikinci kitabımda mitolojiyi felsefe ile ilişkilendirdim. İkinci kitabımda gençlere masallar, hikayeler, mitoloji ve destanları öğretmek istedim. Burada da bir pegasus ve bir tavşanla yolculuğa çıkıyoruz. Demek ki hep okurlarımı astral seyahate çıkarmak amacıyla yazmışım. 

 

 

 

Yazmaya nasıl karar verdiniz? 

Yazmaya başlamadan önce mitoloji kitapları okurken çocuklara yönelik mitoloji kitaplarının olmadığını fark etmiştim. “Keşke mitolojiyi çocuklara sevdirecek kitaplar olsa.” demiştim ve tabi bu kitapları o zaman benim yazacağımı bilmiyordum. ( Gülüşmeler ) 

Melek Koçu Beki İkala Erikli’dan eğitim alıyordum. Kendisi iki sen önce ışığa gitti. Onla çalışırken bana “Sen neden çocuklar için bir kitap yazmıyorsun?” dedi. O bir tavsiyeyken bir ay sonra öldürülmesiyle benim için bir vasiyet oldu. O zaman çocuklar için kitap yazmaya karar verdim. Tabi, o zaman bu işin bu kadar ilerleyebileceğini bilmiyordum. Sürekli bilgi akışı olduğu için yazma işini bırakamadım. Ben oturup “Ne yazayım?” diye düşünmüyorum. Kahramanlarımı da ben seçmiyorum, onlar beni seçiyorlar. Kitaplar şifa odaklı kitaplar oldukları için bu kitabın içindeki kahramanlar da şifalanması gereken insanlar oluyor. Kitapta geçen tüm kahramanların şifalandıklarını, iyi olduklarını duyuyorum. Kitaplarımdaki karakterleri gerçek isimleriyle kullanıyorum. O yüzden herkesten izin istiyorum. Bu kitap bana “İsimlerimiz kimliğimizdir.” diye geldi. İsimlerimizin de büyülü olduğunu düşünüyorum ve bu kitaplar hem kahramanlar açısından hem de okuyucular açısından şifa dağıtan büyülü kitaplar oldu. Kahramanlar, olaylar hepsi gerçek sadece kurguyu büyülü yaptım. Kitapların bu kadar başarılı olmalarının sebeplerinden birinin de kitaplarda işinde çok başarılı kişilerin bulunmasına, onların bu kitapta enerjilerinin bulunmasına bağlıyorum.  

 

İkinci kitabımdaki Selena; Amerika’da genetikçi bir bilim kadını ve kitapta da aynı rolde. Kitaptaki hiçbir şey uydurma değil aslında. Kitaptaki tüm olaylar gerçekleşti. Kitabın sonunu da gerçekleştirdik. Fotoğrafını çektik ve Facebook’ta da paylaştık. Gerçek ama büyülü.  

 

Kitaplarımda rakamları ve şifreleri kullanıyorum. Numeroloji benim ilgi alanlarımdan bir tanesi. İlk kitabım çocuk kitabı olduğu için çocuklar merak etsinler, her şeyden bir şey çıkarsınlar diye kitaplarımda kullandım. Meraklı olsunlar istedim. Alttan alta da doğa, hayvan, insan, kardeş sevgisi; selamlaşma, hediyeleşme, teşekkür etme gibi duyguları aşılamaya çalıştım.  

 

Üçüncü kitap final olacak ve o kitapta da şifreler olacak. 

İlk kitabım 23 Nisan İzmir doğumlu, ikinci kitabım 8 Mart Kadınlar Günü’nde çıktı, üçüncü kitabım için 19 Mayıs 2019’u bekliyoruz. İlk Kitabım 3’ün sırları üzerine, ikinci kitap 7’nin sırları üzerine, üçüncü kitap 9’un ve 19’un sırları üzerine olacak. Şöyle anlatayım: üç gün, üç gece gidiyorlar, üç ay geçiyor, üç yol karşılarına çıkıyor gibi... 

 

Herkes bu şifreleri çözebiliyor mu? 

Okuyucularımdan bazıları “Tam umduğum gibi çıktı.” bazıları “Çözmek için son sayfayı okumamak için kendimi zor tuttum.” dediler. Tabii, çok zor şifreler değiller ben sadece merak duygusunu uyandırmak için kullanıyorum.  

İkinci kitabım birincinin iki katı, üçüncü kitabım da ikinci kitabımın iki katı olacak. 

 

Bu üçlemenin dışında başka bir kitap yazacak mısınız? 

 Bu üçlüden sonra fantastik tarzda bir kitap yazmayı düşünüyorum. Ben romantik aşk romanları yazmıyorum. O kadar çok kitap okudum ki artık değişik bir şeyler yazmak istiyorum ama öğretici de olsun istiyorum.   

 

Kitaplarınızın resimleri de çok etkileyici? 

Kitaplarımın ikisi de resimli. Özellikle ilk kitabım çok renkli. İlk kitabın ressamı İzmir’den Özlem Altınbilek, ikinci kitabın ressamı İstanbul'dan ressam Aygül Öveç Avcı. İkisi de çok başarılı ressamlar ve ikisi de kitabı ben bitirmeden resimlerini çizdiler. Tasvir ettim ve tam da kafamdakini karşıma getirdiler. 

 

“Mavi Ay’ın Büyülü Yolculuğu” kitabımın kapak fotoğrafının hikayesi de çok ilginç. Bir öğrencimin annesi bana bu melek tablosunu yapmıştı. Daha Ay Meleği öyküsü yokken, kitap ortada yokken kitabın kapağını yapmış. Tablo kitabı yazarken evdeydi ama farklı odadaydı. Tabloyu görür görmez yazmaya başladım. Aslında ay meleği Cebrail’dir ve lakabı Ulak’tır. Kitabın Ulak Yayınları’ndan yayınlanacağını bile bilmiyordum. Kitabı ilk kez İzmir fuarında gördüm. Türk filmlerindeki gibi koşa koşa gittim. Ulak Yayını adını görünce çok sevindim. Yani kitap kendini gerçekleştiriyor. Mesela Edirne Kitap Fuarına gitmek benim için uzak bir düşünceydi ama gittim. İkinci kitabımda Edirne Camii’ndeki Kutsal Geometri olan Yaşam Çiçeği’ni anlatmıştım. Orada olduğunu biliyordum ama gözlerimle görmemiştim. Fuara gittiğimde orayı da ziyaret ettim ve resimlerini çektim. Kitapta Adana da geçiyor. Şimdi Adana’da bir etkinliğe davet edildim. Adana’dan sonra Antakya ve Ankara’ya gidiyoruz. Üçüncü kitapta Gordion’un düğümü, İskender, Atatürk, Ankara’daki okullar var. Hepsi gerçekleşiyor. 

Bundan sonra hayatım yazarlık ile geçecek, öyle gözüküyor. Yolculuk kitapları bunlar ve kitaplarımla çok geziyorum. Kitaplar yolculuk kitabı olunca ben de büyülü büyülü yolculuklar yapıyorum.