25 Sep 2018
Gülay Güler

Emre Ezelli - Bir İki Delilik

Emre Ezelli heykeltraş ve tasarımcı olarak başladığı üretim hayatına hem sergileriyle hem de Survivor için oyun ve konsept tasarımlarıyla devam etmekte. Bir akşam Survivor için oyun tasarımı yaparken dinlediği Sezen Aksu'nun İki Delilik şarkısını bestesini mırıldanırken aklına Bir İki Delilik'in konsept fikri gelmiş; çocukluğunu düşünmeye, karalamaya başlamış. Konseptin temelinde çocukken sahip olduğu oyuncakları olsun istemiş ve onları tekrar yaşatarak hayat bulmalarının gerekliliğini hissederek önce çizerek sonra da malzemeye dökerek boyutlandırmış. Bir İki Delilik'te sanatçı pozitif mesleki deformasyonla ve içindeki yaş almayan çocukla oyun kültürüne odaklanmış. Heykeltraşın arkeolojik kazılarda çıkan Antik Anadolu Çağı oyuncaklarını ahşap, metal, kilim gibi malzemeleri kullanarak yeniden yorumladığı sekiz parçadan oluşan koleksiyonu İstanbul Soul'n Art Akaretler'de sergilendi.

Kendinizi tanıtmak adına neler söylemek istersiniz?

Merhaba, ben Emre Ezelli. 22 Kasım 1986’da İzmir’de doğdum. İlkokuldayken rahmetli Süleyman Alasya’nın ön ayak olması ile Hürriyet Gazetesi Çocuk Kulübü'ne kayıt oldum. '93-'94 yılları arasında TÜBİTAK'tan aldığım resim ödülü, kalem ve kağıdı bende bir tutkuya dönüştürdü. Ortaokul ve lise hayatım İzmir’de devam etti, sonrasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nü bitirdim. Şimdi ise bildiğiniz üzere üretim hayatıma hem sergilerim ile hem de oyun ve konsept tasarımlarımla devam etmekteyim. 

Profesyonel hayatınızda Survivor adlı yarışma programı için oyun tasarlarken "Bir İki Delilik" adlı projenizi oluşturmuşsunuz. Fikir yaratımınız nasıl gerçekleşti?  

Bir akşam vakti tasarımlar��mı yaparken dinlediğim Sezen Aksu – İkili Delilik bestesini mırıldanırken aklıma fikir olarak konsept gelmişti, çocukluğumu düşünüp karalamaya başladım. Türkiye’ye dönünce geliştirip maketlerini yaptım.  

“Bir İki Delilik” projesini bize anlatabilir misiniz?  

Konseptin temelinde çocukken sahip olduğum oyuncaklarım olsun istemiştim. Onları tekrar yaşatarak hayat bulmalarının gerekliliğini hissederek önce çizerek sonra da malzemeye dökerek boyutlandırdım. Tekrar çocukluğuma dönmek çok keyifliydi. 

"Aslında hepsi  çocukken sahip olduğum ara ara rüyalarımda karşılaştığım, istemeden arkamda bıraktığım şeylerdi! Yeniden hayat bulmalarının, tekrar rüzgara yön olmalarının zamanı gelmişti. Kömür külünün içerisinde, kapısı ve tekerleri olmayan mavi arabamı hala ararım. Şimdi rüyalarımı sizinle paylaşıyorum.” Emre Ezelli - Bir İki Delilik

Çalışma hayatınızın yaratıcılığınızı hangi yönde etkilediğini düşünüyorsunuz?  

Şöyle söyleyebilirim, tasarlamaktan ve üretmekten uzaklaşmıyorum, sürekli malzemenin içindeyim. Kısacası beslendiğimi düşünüyorum. 

Şimdiye kadar hangi sergilerde yer aldınız? 

Yurt içi ve yurt dışında olmak üzere toplamda dokuz karma, üç kişisel serginin Türkiye’de olanları ise Yolunda Gitmeyen Şeyler Var, Ütopya (Olmayan Yer) ve Bir İki Delilik. 

Heykel yaratma sürecinizi anlatır mısınız? 

Genelde aynı anda birçok şey ile ilgilenirim, yolda yürürken bir şeyler yerken ya da bir şeyler izlerken... Aynı kitabı iki kere satın alıp yarım yarım okuduğumdan bahsetmiyorum bile. Yanımdan ayırmadığım defterime aklıma geldikçe bir şeyler karalarım sonra tekrar aklıma geldiğinde üzerinden geçerim.

Nelerden ilham alıyorsunuz? İlham perisi gerçek mi?   

Yaşamaktan ilham alıyorum diyebilirim, güzel bir gün gibisi yok. Eğer bir de güzel uyuduysam gerçekten çok keyifli oluyorum.

Çalışırken tuhaf takıntılarınız veya ritüelleriniz var mı?  

Var, genelde aynı kalemleri kullanmaya özen gösteririm. Başka kalemlerle pek çizemiyorum.

Eserlerinizle aranızda duygusal bir bağ oluşuyor mu? 

Eskiden daha şiddetliydi fakat baktım ki bu beni eleştirilere karşı tamamen ön yargılı ve korumacı yapıyor, kendime çeki düzen verdim. Şimdi eserlerimi ürettikten sonra biraz ara verip tekrar bakıyorum, bu da hatalarımı tecrübe etmemi sağlıyor.

Eserlerinizin insanlar üzerinde nasıl bir etki bırakmasını istiyorsunuz? Günün sonunda vermek istediğiniz mesaj nedir?

Kesinlikle çok soru sormaları gerektiğini düşünüyorum, örneğin malzeme seçimimde ve fikir uygulamamda ince detaylara takılabiliyorum. Onların fark edilmesini çok isterim. 

 

Yaptığım işlerimde altını çizdiğim şey genellikle dikkatimi çeken bir konu ve veya bir başlık olabiliyor. Üstüne giderek çözmek yerine daha fazla soru sorarak kaos’u büyütmeyi seçiyorum haliyle bu da beni canlı ve meraklı tutuyor. 

Bir gününüzü anlatabilir misiniz?  

Yaptığım işleri dünya izliyor, o yüzden gün içindeki özen ve stresimi kelimelerle ifade etmem zor. Genelde olduğum yerde bir şeyler karalar, okur ve veya sevdiğim arkadaşlarım ile vakit geçiririm. 

Takip ettiğiniz, hayran olduğunuz heykeltraşlar kimler? 

Klasik sanatçıların birçoğu fakat Bernini heykelleri bana çok büyüleyici geliyor, günümüz sanatçılarından da Koray Ariş, Azade Köker ve Tammam Azzam diyebilirim.

Bir İzmirli olarak İzmirlilere neler söylemek istersiniz? 

İzmir, kesinlikle dünyanın en medeni ve en güzel şehri. İzmir’i çok özlüyorum. 

Emre Ezelli'yi web sitesinden ve Instagram sayfasından takip edebilirsiniz.