R
GIRIŞ
TR
EN

Gülşah Elikbank - "İhtimal" Bir İhtimalsizlik Romanı

#SANAT
Zeynep Öztürk
5 Tem 2017
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 Kaynak: Gülşah Elikbank
 
Şiir gibi romanların sahibi Gülşah Elikbank, İstanbul doğumlu. İlkokulu bitirdiği son yıl annesi ve babasının ayrılması üzerine babasız yıllar başlamış onun için ve belki de bu eksikliği onun en güçlü yanı olmuş. 11 yaşından 21 yaşına kadar babasını hiç görmemiş bir kız çocuğu büyümüş, aşk için ailesini terk eden babasını yazarak affetmiş. ‘İhtimal’ kitabında da dediği gibi ‘İnsan yaralarını yazar’ cümlesinin doğruluğu biraz içimi burksa da, acıyı böyle güzel anlatan insanları tanımak yalnız olmadığımı hissettiriyor.
 
Kim bilir kaç farklı hayat, kaç farklı kişi okudu onun şiirimsi romanlarını, ama ben de dahil hepimiz bir parça yer bulabildik kendimize onun cümlelerinde. Bulmayıp da ne yapacaktık ki? Böyle gerçeklikten kim kaçabilir. Gülşah Hanım dürüstçe korkmadan yazıyor her cümlesini, lakin nasıl yazabiliyor anlayamıyorum. Özeniyorum, imreniyorum ve daha fazlasını öğrenmek istiyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Gülşah Elikbank
 
Bir firmada üst düzey yöneticilik yaparken bir anda her şeyi bırakmak nasıl bir cesaret?
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okurken maddi zorluklardan 3. sınıfta iken çalışmaya başladım. Benim için bir avantajdı. Üniversiteden mezun olur olmaz çalıştığım şirkette üst düzey yönetici olarak çalışma hayatıma devam ettim. Yeni başlangıcın tek koşulu eskiyi yıkıp geri dönülemez hale getirmekti. Bu sebepten dolayı istifa ettim. Cesaret mi denir buna bilmiyorum ama atmam gereken bir adımdı. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Martidergisi
 
Çalışma hayatınızın yazarlığınıza nasıl bir katkısı oldu?
Yalancılar ve Sevgililer romanımı Romanya’da firma aracılığı ile gittiğim iş seyahatinde yazmaya karar vermiştim. Tabii o zamanlar bir yazar değildim, gözlemciydim. Aşkın diğer ülkelerdeki yaşanış biçimlerini görme şansını yakalamıştım. Aşkı iyi yazdığımı biliyorum (gülüşmeler). Tüm romanlarımda zaten aşk baş roldedir. Bunun sebebi çok fazla aşık insanla tanışıp benim de sağlam bir aşık olmam zannedersem.
 
Mesleğim bir şekilde dönüp dolaşıp sonunda yazarlığa geldi. Hayalim hiçbir zaman yazar olmak değildi; çünkü bir yazarla tanışmamıştım ve yazarlığın bir meslek olabileceğini bilmiyordum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Csbookshelf
 
 
Peki yazarlığa ilk adım nasıl gerçekleşti?
2009’da ağır depresyon tedavisi gördüm. Bir yıl boyunca tedavi hiçbir işe yaramayınca, psikoloğun karşısına geçip şu cümleyi kurmuştum ‘Gülşah sen bu adamdan daha zekisin, sen kendi sorununu kendin çözebilirsin.’ Sonra gittim Yönetim Psikolojisi Yüksek Lisansı’na yazıldım ve oturdum Siyah Nefes romanını yazmaya başladım. Yüksek lisansın bitmesine yakın Siyah Nefes, Mavi Dağ, Kızıl Ölüm üçlemesi ile benim depresyonum da bitmişti. Kendimi yazarak tedavi ettim.
 
İhtimal kitabınızda; Yeşim karakteri kendisini yazarak anlatıyordu. O zaman siz bu romanın içinde varsınız.
Aslında ben daha çok Siyah Nefes’te varım. İhtimal de benim toplumda itiraz ettiğim bir davranış biçimi var, yani yalancılık, sahte ilişkiler, aşka sahip çıkamamak… O eleştirilerin hepsinde ben varım. Genellikle Yeşim'i bana yakıştırıyorlar ama Yeşim ben değilim. Zaten 8. roman, artık bir karakter olabilecek halim kalmadı. (Gülüşmeler.) Kendini yazamazsın, kendini yazarsan objektif olamazsın.
 
Kitapta objektif olmak önemli mi?
Bence evrensel kitaplar, objektif kitaplardır. Kitapta kriterim, kitabın 50 yıl sonra da aynı zevkle okunuyor olunabilmesi.
 
Kitabı yazdıktan sonra okuyor musunuz? 
Çok, 50 kere okumuşumdur. İlk okuyuşumda düzeltmeler için okuyorum sonra ise aynı tadı aynı merakı alabilecek miyim diye okuyorum. Kendimi de değerlendiriyorum. 
 
İlham periniz var mı?
İlham dediğimiz şey hayatta gördüğüm şahit olduklarım. 
 
 

 

Kaynak: Mehtapvekitap
 
Şahit olduklarınızın kitaplarınızda yeri neresidir?
Aşkın Gölgesi diye bir romanım var, Arapça'ya ve İtalyanca'ya çevrildi. Konusu, 13 yaşında ananemin kürtajına şahit oluşum üzerinedir. Bir kadının çaresizce kendi kendini şişle kürtaj yapmaya çalışması, buna şahit olduğumda 13 yaşındaydım ve bu kitabı yazdığımda 32. Hiç unutmadım o hikayeyi. Zihnimde o kadının çaresizliği benimle birlikte yaşıyor ve bu duyguları kalemimle birlikte içimden atabiliyorum. O yüzden ilham perim sanırım şahit olduğum acılar.
 
Her kitapta sizden bir parça görmek mümkün. Peki kendinizden en çok kattığınız şey ne?
Babasızlık, çünkü o duygu ne kadar yazarsam yazayım geçmeyen bir boşluk. Diğer romanlarıma nazaran İhtimal’de daha az baba karakteri var çünkü babama ithaf ettim. İhtimal’i yazdıktan sonra babamı affetmememin nedeni ise babam bizi aşk için terk etmişti, başka bir kadına aşık olduğu için gitmişti ve bu kitabı yazdıktan sonra babamı anladım.
 
Sizin paylaştığınız her cümle insanların söyleyemedikleri var sanki. 
Edebiyatın en güçlü yanının "Yalnız değilsin." cümlesi olduğuna inanıyorum. Mesela ben İhtimal’i yazdıktan sonra çok fazla Yeşim ve çok fazla Mahir bana ulaştı. "Ben yazsam da böyle yazardım ancak." diyen bir çok okurum oldu ve bu çok hoşuma giden bir cümle.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Doğan Kitapevi
 
Birbirlerinin tek ihtimalleri oldukları için mi kitabın adı ihtimal?
Aslında İhtimal bir ihtimalsizlik romanı. Kitabı okurken Yeşim’in Mahir’le olan ihtimaline odaklanıyorsun ama kitabı bitirdiğinde aslında Mahir’in Yeşim'den başka ihtimali olmadığını görüyorsun çünkü onu iyileştirecek tek kadın Yeşim. 
 
Ne yazık ki çok heba edilmiş aşk var toplumumuzda. Aşkın özel olduğunu vaktinde fark etmek çok önemli.
 
Anlatamadıklarınızı mı anlatıyorsunuz yoksa sahip olmak istediklerinizi mi anlatıyorsunuz?
İkisi de var ama sanırım yaşayamadıklarımı anlatıyorum ve anlatılması gerekenleri… Kendimi kadın hakları savunucusu olarak görüyorum. Duygu Asena’ya ve İnci Aral’a hayranım. Kendimi de onların bir parçası ya da devamı olarak bu hakları savunacak romanlar yazma yolunda görüyorum.
 
Peki ya kitaptaki erkek gözünden olan cümleler… Nasıl bir erkek gözünden yazabildiniz? Yardım aldınız mı?
İki yazar arkadaşıma o bölümü okuttum. Onlar da, "Aşktan korkan bir adam böyle yazar." dediler ve o kısmı doğru cümleler ile anlattığımı anladım.
 
Yazarlara verilen değer sizce ne ölçüde? 
Yayıncılık camiyası olarak çok parlak değil durum. Makedonca'ya çevrilen bir çocuk romanım var. İstanbul Kitap Fuarı’nı gezerken Makedon yayıncının standını gördüm ve "Bakın bu romanın yazarı benim." diye yanına gittim. Bir ayağı fırladı adam inanamadım heyecanına. Maalesef bu durumu Türk yayıncılarda göremezsiniz. Bazı yayıncılar için sen kutsalsın lakin Türkiye’de "Aman yazıyorlar işte canım." şeklindesin. 
 
Bu cümleleri yazabilmek, araştırmak, emek vermek nasıl hissettiriyor size?
İnsanın yalnız bir varlık olduğuna inanıyorum. Doğumla ölüm arasındaki o arada bir şeyler yapmak için burdayız, öylesine gelmiş olabileceğimize asla inanmıyorum. Hepimize düşen belli paydalar var. Hayat böyledir, seni sen yapar. Bu olduğum halimle, kendi acımla birine gerçekten dokunabildiğimi biliyorum ama bunun için ben gerçekten acı çektim, bedelini ödedim. Her okurumla sohbet etmeye özen gösteriyorum. Kötü de düşünebilirler, o da bir geri dönüş.
 
Bir insan neden mutlu olduğunda yazamıyor da acı çektiğinde yazabiliyor?

Mutluluğu bilmezsen eksikliğinin bu kadar acı olduğunu bilmezsin zaten. Mutluyken yazmak aklımıza gelmiyor; çünkü anın içinde yaşıyoruz. Mutsuzken dipten çıkman lazım, onun için de bir şeye tutunman lazım. Benim için tutunacak dal yazı, başkası için resim, bir başkası için müzik… Tutunduğumuz dallar değişiyor ama bir dala tutunma isteği değişmiyor.

Bir kitabı yazmadan önce kitabın içeriğine nasıl karar veriyorsunuz?
İçimden geldiği gibi yazıyorum. Bir anda kitabın 8. bölümünü daha sonra 2. bölümünü yazabiliyorum. Yapboz gibi oluyor. Ayrıca karakterleri o kadar iyi biliyorum ki en başından sonunu bilerek yazıyorum.
 
Bugüne kadar okuduğunuz en değer verdiğiniz kitaplar nelerdir? 

Nietzsche Ağladığında ve istifa etmeme neden olan Tanrılar Okulu kitapları benim için çok değerliler.

 
Peki siz, bir kez mi aşık oldunuz? Daha doğrusu insan bir kaç kez aşık olabilir mi?
Benim sorunum şu (Gülüyor.) bir ilişkiyi yaşarken onun aşk olduğuna inanıyorum. İlişki bittiği zaman bir başkasına aşık olunca ‘Aaa o aşk değilmiş.’ diyorum. her aşkı ilk ve o en özelmiş gibi yaşıyorum. Bir çok kez aşık oldum ama hepsini ilk kez aşık oluyormuşum gibi yaşadım.
 
 
 
Benzer yazılar
#MIMARI
İzmir Mimarlar Odası Başkanı Halil İbrahim Alpaslan ile "İzmir Elektrik Fabrikası Ne Olmak İster" Ulusal Öğrenci Mimari Fikir Projesi Yarışması ve İzm...
Seçil Şeker
25 Haz 2019
#KONSER
Her pazartesi olduğu gibi bu pazartesi de size bu haftanın kaçırılmayacak etkinliklerini listeledik. İyi eğlenceler İzmir. 
Editör
24 Haz 2019
#KAMP
Kuşadası Merkez'e yakın, doğa içinde yapacağınız bir tatil mi arıyorsunuz? İster kamp ister bungalov evlerde kalın Dereli Kamp sizi huzuruyla ve eşsiz...
Zeynep Öztürk
23 Haz 2019
#AQUAPARK
Tabanlarınız patlayana kadar merdiven çıkmaya, mayonuz yırtılana kadar kaymaya var mısınız? Deşarj olmak isteyenler için İzmir'e yakın en iyi aquapark...
Gülay Güler
21 Haz 2019
#DÖVME
Ezgi Beyazıt handpoke, yani makine kullanmadan iğneyle yaptığı dövmelerle ilkelliği modernize etmiş. Üstelik atölyelerine katılarak siz de bu yöntemi ...
Seçil Şeker
21 Haz 2019
#SANAT
Sadi Tekin Ankara’da doğan, İzmir’de büyüyen bir illüstratör. 1994’te Marmara Üniversitesi GSF Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde okumak için İstan...
Kardelen Uysal
20 Haz 2019
#TARIHI YAPI
Tarih sevenleri şöyle alalım. Otuzbeşlik ailesi olarak İzmir'deki antik kentleri ve açık hava müzelerini listeledik. Haydi durmayın! İzmir’in antik do...
Zeynep Öztürk
17 Haz 2019
#TIYATRO
#KONSER
   
Editör
16 Haz 2019
#KAMP
  Üzerinizi yıldızların örttüğü, ağaçların, denizin kokusuyla uyuyup uyanabileceğiniz, denize girebileceğiniz muhteşem kamp alanları var İzmir’de. Ner...
Kardelen Uysal
15 Haz 2019
#CAFE
Siyah dondurma ya da içecek gördüğümüzde ilk aklımıza gelen gıda boyası oluyor ki bu çok normal. Alsancak'ta bulunan Wavy, ön yargılarımızı yıkmamızı ...
Zeynep Öztürk
15 Haz 2019
#HEDIYELIK EŞYA
Çocukluğumuzdan itibaren kahramanımız olan babalarımız için naçizane bir hediye listesi düzenledik. Ne alsak, ne kadar sevsek az... Bir gülümsesek onl...
Seçil Şeker
13 Haz 2019
#BEACH CLUB
Deniz, kum, güneş ve eğlence merkezi olan Çeşme'de birçok beach club bulunmakta. Hem denizin hem eğlencenin tadını çıkarmak isteyenler için Çeşme'nin ...
Gülay Güler
13 Haz 2019
#KITABEVI
#KITAP
#CAFE
Alaçatı'nın hareketli hayatına bir kitap kafe molası vermek ister misiniz? Sizin için harika bir keşfimiz var!    Alaçatı'ya hoş geldiniz. Sizi biraz...
Seçil Şeker
12 Haz 2019
#RESIM
Fotoğrafta sanatçının eserinin fotoğrafı mevcut. Eserde ikiye bölünmüş bir daire var. Dairenin içinde sarı, turuncu, kırmızı, renkli noktalar beyaz f...
Kardelen Uysal
11 Haz 2019
#KONSER
Bu hafta İzmir'de gidilebilecek en iyi etkinlikleri derledik. Can sıkıntısına son veriyoruz!      Selda Bağcan, 7 Haziran günü Musicorium Alaçatı Sa...
Editör
9 Haz 2019
#KONSER
Şehrin ritmi içinde bir perküsyon üstadı; Hamdi Akatay, bütün projelerini “Hamdi Akatay in The City” adı altında topladı. Şehirdeki ritmleri caz ve kl...
Editör
9 Haz 2019
#SAHIL
Şirin bir beldemiz olan Foça; Eski Foça ve Yeni Foça olmak üzere iki kısımdan oluşmakta. Eski Foça'nın mimari yapısı çok hoştur. Taş evleri, kalesi, y...
Gülay Güler
9 Haz 2019
#OTEL
  Ege balıkları, roka, Rum mezeleri ile rakı keyfi sürmek isterseniz adresiniz Foça’dır. Kendine has bir havasıyla Foça; gittiğinize asla pişman olmay...
Zeynep Öztürk
8 Haz 2019
#GEZI
                                                            Masallara inanır mısınız, peki ya efsanelere? Bir rivayete göre Eski Foça'da nerede old...
Zeren Tuğçe Erbil
8 Haz 2019
#OTEL
  Karaburun-Mordoğan'ın sahilleri öyle temiz, denizi öyle mavi ki anlatılmaz yaşanır. Suyu ne sıcak ne soğuk, adeta "gel bana" diyor. "Karaburun'da ne...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#GEZI
Keşfedilmesine ramak kalmış bir yerden bahsedeceğiz bugün sizlere. Bir kere gittiğinizde sizi kendisine aşık edecek olan bu yer; Karaburun. Denizinin ...
Zeynep Öztürk
7 Haz 2019
#YÜZME
  Karaburun; dantel gibi işlenmiş, irili ufaklı birbirinden bakir koylara sahip. Karaburun'un yolları virajlı ama bu sizi korkutmasın, inanın her vira...
Gülay Güler
7 Haz 2019
#CAFE
Kış geldi diye Alaçatı’dan vazgeçecek değiliz! Minik hafta sonu kaçamaklarınızda bir kahve içip kırk yıl hatır alın diye sizlere Alaçatı’nın kahve dur...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#YEMEK
Dondurma denince aklımda da kalbimde de akan sular duruyor. Hatta donuyor ve koca bir top dondurmaya dönüşüveriyor. Şimdi “Hepsini mi denedin, yok art...
Seçil Şeker
6 Haz 2019
#OTEL
   İzmir Seferihisar, Türkiye’nin ilk Citta Slow’u yani “Sakin Şehri”. Bu ünvanı 2009 yılında almış. ¨Peki nereden alınıyor bu unvan? ¨ derseniz açıkl...
Zeynep Öztürk
5 Haz 2019
#SAHIL
Ülkemizde slow city (sakin şehir) unvanına sahip olan ilk ilçemiz Seferihisar'a, hafta sonu rahatlıkla gidebilirsiniz. Sakin bir tatil geçirmek isteye...
Gülay Güler
5 Haz 2019
#GEZI
#YEMEK
Seferihisar’a bir kere gidip “Bana yetti buralar.” diyen henüz görülmedi. Bir giden bir daha gidiyor, sakinliğine alışan beyaz yakalılığı bırakıp bura...
Seçil Şeker
5 Haz 2019
#SAHIL
İzmir merkezden denize girebileceğiniz en yakın ilçe Urla'dır. Hoop merkezden yarım saatte Urla'dasınız. Kalabak sahilinden, Balıklıova sahillerine...
Gülay Güler
4 Haz 2019
#YEMEK
Kahvaltı, Türk kültüründe hatırı sayılır bir yere sahip. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı özellikle pazar günleri bir başka önemseriz. Bu keyifli...
Bensu Tekin
3 Haz 2019
#GEZI
 Huzurun adresi Urla'da kuş sesleriyle uyanırsınız. Urla rüzgarı ile de meşhurdur. İzmir cayır cayır yanarken Urla püfür püfür esmektedir. En güzel...
Gülay Güler
3 Haz 2019
#KONSER
Bayram haftasında konserlere doymaya hazır mısınız? Kenan Doğulu'dan Selda Bağcan'a, Gülşen'den Yıldız Tilbe'ye uzanan gecelerde bağıra bağıra şarkı s...
Editör
2 Haz 2019
#OTEL
  Ah ne güzeldir, Çeşme şimdi! Çeşme planınız varsa ve nerede kalacağım diye kara kara düşünüyorsanız bu liste tam size göre. Bayram tatilinde Çeşme k...
Zeynep Öztürk
2 Haz 2019
#KAMP
Şehir ahalisi, apartman çocukları için betondan kurtulmanın, egzoz dolmuş ciğerleri, stresten pelteleşmiş zihinleri iyileştirmenin en iyi yolu doğaya ...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SAHIL
 Tatil başladı, Çeşme'de hangi plajlarda serinlesem diye düşünüp duruyor musun? Sana bu konuda yardımcı olabilmek için bu serinletici listeyi düzenled...
Gülay Güler
1 Haz 2019
#SPOR
¨Suyu sevin ve sizi değiştirmesine izin verin.¨ diyor Gizem Çalışkan. Gizem Çalışkan kim mi? Kendisi 1988 doğumlu, Ege Üniversitesi Amerikan Kültürü v...
Zeynep Öztürk
31 May 2019
,
Başa Dön
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası
,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.