Yazılar

İzmir'in “MEDİCİ”leri; Olten Filarmoni Orkestrası

Paylaş
10-09-2016
Başak Karataş
Mühendis olan Fatma ve Ceyhan Olten çiftinin müzikle olan ilişkileri sadece iyi dinleyici olmalarıymış. Müziğe gönül veren çift orkestra kurma hayaliyle çıktıkları bu yolculuk kısa sürede Türkiye'nin en başarılı sanat olaylarından birisi haline dönüşmüş. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Otuzbeşlik yazarı Başak Karataş, Olten çiftinin aile dostu, Olten Filarmoni Orkestrası'nın kurucularından Akgün Çavuş ile röportaj yaptı.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Akgün Çavuş 1975 yılında Gaziantep'de doğmuş. Başarılı Konservatuar hayatı yaşayan ve ardından mezun olan Akgün kariyeri boyunca Fazıl SAY, İdil BİRET, Gülsin ONAY, Gilbert VARGA, Demis ROUSSOS, Zülfü LİVANELİ, Sezen AKSU gibi ünlü şef ve solistle konserler vermiş.

Akgün Çavuş aynı zamanda 1994 yılında kurulan İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ve İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından oluşan Ephesus Bras grubunun koordinatörlüğünü yürütmekte. Akgün Çavuş İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'nın 2 sene Müdürlüğünü yapmış şu anda İZDSO Vurmalı Çalgılar Grup Şef Yardımcısı olarak sanat hayatına devam ediyor.

 

Olten Ailesi’ni bize tanıtabilir misiniz?

 Olten Filarmoni Orkestrası, elektrik ve endüstri mühendisi bir çift olan Fatma ve Ceyhan Olten ile dost sohbetinde ortaya çıkan bir fikirle başladı. Biz aile dostuyuz. Bir gün bir sohbette Ceyhan Bey bana bu fikirle geldi. "Sence yapabilir miyiz?" diye sordu. Belki de benden "yapamayız" dememi, bu işin zorluklarının altında ezileceğimizden bahsetmemi bekliyordu. Ama ben "yaparız" dedim. O da sanırım aradığım insanı buldum diye düşündü ve birlikte bu işe soyunduk.



 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir aile neden parasını başka bir yatırım aracına ya da gelir getirecek bir alana değil de filarmoni orkestrasına yatırır?
 
Bu sorunun yanıtından önce, Olten Ailesi’nden bahsetmek istiyorum. Aile kimilerine son derece varlıklı görünebilir ama aslında birçok sanayici ile karşılaştırıldığında mütevazı bir mal varlığı olan bir aile var karşımızda. Ama esas olan mal varlığı değil, bu işe olan inanç. Biz bu işi gönülden yapıyoruz. Zaten sanata yapılan yatırımda kazanç kaygısı olduğu zaman, ortaya çıkan işin bir ruhunun olmasını beklemek saflık olur. Ruhu olmayan iş de öyle ya da böyle, bir vadede yok olmaya mahkumdur. Dolayısıyla, Ceyhan Bey için farklı bir ailenin farklı bir ferdi desek abartmış olmayız.  

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Her şeyden önce iyi klasik müzik dinleyicileri...
 
Kesinlikle. Dünyanın farklı yerlerindeki organizasyonları takip eden, konserleri izleyen, ilgili, kültürlü bir kişilik. Bir Rönesans insanı. Ceyhan Bey’in bu vasıfları onda bir filarmoni orkestrası kurma fikrini oluşturmuş; "yeni bir araba almak yerine ülkeme, şehrime, insanlara nasıl faydalı olurum" diye düşünmüş olmalı. Yani "gelecek nesiller, sanatçılar için ne yapabilirim" kaygısının onu bu noktaya taşıdığını düşünüyorum.
 
Bu aynı zamanda bir farkındalık projesi. Türkiye’de bu çapta bir sanat faaliyetine soyunan, taşın altına elini koyan diğer özel sektör firmaları (Borusan, Tekfen gibi) ve bu firmaların hacimleri ile Olten Ailesi’nin ve şirketlerinin hacimlerini karşılaştırdığımız zaman, ailenin yaptığı hizmetin büyüklüğünü daha iyi anlıyorsunuz, takdir duygunuz katlanıyor.
 
Bir de okulunuz, öğrencileriniz var... Okulunuzun öyküsünü anlatır mısınız?
 
Öyle zannediyorum ki, okul fikrinin gelişmesinde mühendis ve sanatçı birlikteliği var. İki sanatçı ya da iki mühendis bu işi çok zor yapabilir. Ama bir sanatçı ve bir mühendis, şayet iyi dostsa ve birbirlerinin iyiliğini istiyorsa, çıkar ilişkisi olmadan bu işi keyifle yapabiliyor. Bizimkisi de böyle bir birliktelik.
 
Okul fikri şöyle ortaya çıktı: Konser biletlerinden başka gelirimiz yok; fakat konser biletiyle bu işi yürütmemiz de mümkün değil. Kendi kendini yürüten bir düzene ihtiyacımız var. Ve sonunda organizasyonun sürekliliğini sağlamak adına bu okulu açtık. 300 öğrencimiz var. Son derece ciddi bir eğitim alıyorlar. Dahası, konserlerimize katılan bütün sanatçılarla doğrudan iletişim imkanı buluyorlar. Çocuklar Fazıl Say, İdil Biret, Ali Poyrazoğlu, Gülsin Onay ve yurt dışından gelen birçok sanatçı ile buluştu. Mesela Alexander Marcov ile yaptığımız "Baroktan Rock'a" adlı konsere çocuk korosunu dahil ettik. 200 çocukla beraber "Lets have fun" adlı şarkıyı seslendirdik. Bu gibi örnekler okulu mahalli bir okul olmaktan çıkarıp uluslararası bir okul haline getirdi.
 
Bunun yanında okulumuz senfoni orkestralarında ya da operalarda iş bulamayan genç arkadaşlarımız için de yeni bir iş alanı yarattı. 20 kişilik bir eğitim kadromuz var. Hem orkestra hem de okulla istihdam yaratıyoruz. Türkiye’nin sadece mühendise, doktora, bilim adamına değil, en az onlar kadar sanatçıya da ihtiyacı olduğunun farkındayız.  
 
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra adeta enkaz haline gelen Almanya’nın yeniden inşa ettiği ilk binalar arasında opera binaları var. İki büyük dünya savaşı atlatmış bir ülkenin bu korkunç yıkıma rağmen kaldığı yerden devam etmesinin sırlarından biri de bu olsa gerek.
 
Söylemeye çalıştığım da aslında tam olarak bu. Bu iş aslında bir inanç meselesi. Özellikle Fatma Olten ve ben bu işe ciddi bir mesai harcıyoruz. Ve öncelikli motivasyonumuz da para kazanmak değil. Bizleri köylere götüren, burada eğitim konserleri yaptıran şey bu işe olan inancımız.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Nasıl tepkiler alıyorsunuz köylerde?
 
Büyük şehirlerdekine göre daha fazla ilgi görüyoruz. İnsanların sanatçıya çok büyük sevgisi ve saygısı var. Mesela çocuklar güzel sorular soruyor. Senelerce klasik müziğin anlaşılmaz, arada mesafe olması gereken bir sanat olduğu telkin edilmiş insanlara. Oysa hepimiz aynıyız, biz de halkın içinde olmalıyız. Dahası, klasik müzik dinleyicisi yetiştirmek gibi bir misyonumuz var. Fakat gelecek kaygısı olan bir insanın yaratıcı olmasını bekleyemezsiniz.
 
Haklısınız.  Kültürel donanım için, araştırmak, okumak, dinlemek, kendimizi geliştirmek ve kişisel çalışmalarımızı yapmak için zamana ve daha kaygısız bir ortama ihtiyacımız var. Kaygıyla yaşayan bir insanın bunları yapması oldukça zor.
 
Bu sahada üreten kişileri desteklemek devletin asli görevlerinden biri. Kültür Bakanlığı’nın bu konuda daha aktif bir rol alması gerekiyor kanaatimce. Müziğin dili, dini, ırkı yok. Bizler hizmet sektörü içinde yer alan kişileriz ve ülkemize hizmet ediyoruz. Harmandalının yeni aranjmanını yapıp, icra etmenin zamanı geçti artık.  Bu pek çok defa denendi ve bayatladı. Yeni fikirlere ihtiyacımız var. Bir yandan da bu topraklarda yetişen son derece önemli müzisyenler var. Bu insanların desteklenmesi, daha fazlasının yetiştirilip uluslararası sanat camiasına kazandırılması gerek.


Olten Filarmoni’nin amaçlarından biri de bu değil mi?  
 
Kesinlikle. Mesela, Olten Filarmoni’nin varlığı ve çalışmalarının başkaca oluşumların hayat bulmasını tetikleyeceğini söyleyebiliriz. Karşıyaka Oda Orkestrası’nın, Yaşar Üniversitesi bünyesinde kurulan Oda Orkestrası’nın kuruluşu. Bunlar tetiklemedir, reaksiyondur.
 
Dahası, bu ve benzeri oluşumlar sayesinde insanlar çok önemli sanatçıları çok düşük fiyatlara izleme fırsatı buluyor. Daha önce hiç klasik müzik konserine gitmemiş insanlar bu sayede klasik müzik ile tanışıyor ve onu seviyor. Bunu bizzat gözlemleyebiliyoruz. Igudes man & Jo konserimize aldığımız tepkiler harikaydı. Klasik müziği, komediyle birleştiren çok popüler, inanılmaz bir grup. İki kişiler, orkestrayla birlikte interaktif bir gösteri hazırlıyorlar. Bu konsere gelen bir insanın sonrasında bizim konserlerimize gelmemesi mümkün değil. Mesela bu konserin tetiklemesiyle yaklaşık 500 abonman satışı yaptık.
 
Fazıl Say konserleri, Ali Poyrazoğlu ile yaptığımız konser. Queen Classical konseri gibi etkinliklerin tamamı seyirciyle klasik müziği yakınlaştırmak için düşünülmüş projeler. Eleştirenler de oluyor elbet. Nihayetinde klasik müzik eğitim ve alışkanlıkla ilgili bir kültür. Yapmaya çalıştığımız da bu eğitime aracı olmak, böyle bir alışkanlığı teşvik etmek ve nihayetinde klasik müzik ile geniş halk kitleleri arasındaki mesafeyi mümkün olduğu ölçüde kısaltmak.

Olten Filarmoni hakkında daha fazla bilgi için;
http://filarmonisanat.com