R
GİRİŞ
TR
EN

Mario Çıkman: Doğa bana sabrı öğretti

#MÜZİK
Kardelen Uysal
12 Aug 2018

Mario Çıkman, bir sanatçı. Çok güzel şarkılar söylüyor, etkileyici tasarımlara sahip ve güçlü videolar yapıyor. Gizlenip saklanmayanlardan, maskesiz insanlardan Mario. Zihni özgür, kalbi özgür. İçinden gelirse bir çiçeğe gitar çalıyor. Doğayı yuvası bellemiş bu güzel insanla yastan müziğe kadar pek çok konuyu konuştuk. Kendisini Soundcloud'dan, Facebook'tan, Instagram'dan, YouTube'den takip edebilirsiniz.

 

 

 

Artık hiç yas tutamadığımızı yazmışsın blog'unda. Sence neden yas tutamıyoruz artık? Sen nasıl yas tutuyorsun?

İnsanlar artık çok değişti, televizyon kültürü insanları çok değiştirdi. Her gün korkunç haberlerle karşılaşıyoruz; ölüm haberleri, yasa değişiklikleri, tecavüz haberleri… Bundan on beş yıl önce birisi şehit olduğunda insanlar oturup ağlardı, bu konuşulurdu, bir hafta-iki hafta boyunca bu duruma mahalle aralarında bile çözüm üretmeye çalışılırdı. Şimdi her şey o kadar hızlı değişiyor ki yas tutacak zamanımız bile yok. Bir gün bir kediye vuran adamı tartışırken, akşam olmadan bir tecavüz haberini konuşmaya başlıyoruz. Artık umursamamaya başladı insanlar, kimse yas tutmuyor.

 

Yas tutamayacağımız kadar çok acı var aslında.

Bu zaten bir teknik, bunun adı toplum mühendisliği. Seni iyice duyarsızlaştırıp, nasırlaştırıp, korkaklaştırıp, paranoyak hale getirip artık sesini çıkaramayacak kadar etkisiz hale getiriyor bu sistem.

 

Sen nasıl tutuyorsun yasını? Kimler, neler için tutuyorsun?

Ben yasımı önce tüm dünya için tutuyorum, doğa için tutuyorum. Tek bir insan için, tek bir hayvan için değil. Geçen gün yazdığım yazıda da söylediğim gibi biz aslında doğayla evli olan canlılarız. Tüm canlılar doğayla, bu dünyayla evli aslında ilk başta.

Yas tutma yöntemim ise faydalı olmak. Sadece oturup ağlayarak da bir şey yapamayız. Önemli olan biraz da faydalı olabilmek. Biz o kadar küçük canlılarız ki soğuk bir çağ gelmiş olsa şu an, bütün insanlık paramparça olur. Dünyada şu anda elektrikler kesilse, herhangi bir manyetik dalganın içine girsek  üretilmiş yemeklerin çoğu çöp olur. İnsanlık kendini yok edebilecek güçte.

 

 

 

Duygusal olmanın güçsüzlük ve zayıfsızlık olarak nitelendiği bu çağda sen açık açık duygusal olduğunu haykırabiliyorsun. Bunu nasıl yapıyorsun?

Birbirini çok seven çiftlerin, ailelerin, çocukların içinde dahi bir sürü sır var. Ben bunları saklamayı bırakıp tek suratlı olmayı tercih ettim. Benim karakterim duygusal bir karakter, aslında her insan kendi içinde duygusal. Ancak dış etkenler, ‘cool’ görünme isteği gibi nedenler insanları biraz yozlaştırdı sanırım. Ben de olduğum gibi kaldım. Duygusallık benim en büyük parçalarımdan biri.

 

Bu çıplaklık hali, duygusallık sana nasıl hissettiriyor?

Çok özgür hissediyorum. Bir şarkı yaparken bunu birileri dinlesin diye yapmıyorum, hiçbir alanda bunların reklamını yapmıyorum. Sadece kendi Facebook sayfamda paylaşıyorum, dinlemek isteyen varsa dinliyor. Özgür sanat yapmak da yaratıcılığını çok artırıyor çünkü zaten kendin için yapıyorsun. Bir şarkı yapıyorsam bunu en çok ben dinlemeliyim.

  

 

Blog'unda dibe vurduğundan ve ardından emeklemeyi öğrendiğinden bahsediyorsun. Bu dönemde doğayla da iç içe olmuşsun. Emeklemeye nasıl başladın? Doğa sana neler öğretti?

Dibe vurduğumda kendimi tamamen değersiz hissettim. Kendimi hiçbir şeymiş gibi hissettim; bir toz tanesi gibi. Sonra da bir toz tanesi olmanın güzelliklerini görmeye başladım. Bir yanılgı var; insanlar hayatlarını kurtarmak için hep en üste çıkmaya çalışıyorlar. Maddi başarı, insanlar tarafından daha çok tanınmak, insanların hakkında daha çok konuştuğu biri olmak gibi hedefler var ama aslında en değersiz noktaya geldiğimde fark ettim ki çıkış en alttaymış. Kurtuluş en üstte değilmiş. Ne zaman ki kendimi toz tanesi gibi hissettim o zaman her şeyi yapabilecek güçte olduğumu da anladım. O özgürlük bende her şeyi deneyebilecek cesareti, özgüveni oluşturdu. İnsanların gözünde bir özgüven kazanılabileceğini düşünüyordum oysa tamamen kendi içinde kazanılabilecek bir şeymiş.

Doğa bana sabrı öğretti. Çok güzel bir çiçek gördüm. Henüz açılmamıştı, her yeri dikenli yapraklarla doluydu. Oturdum ona ukulele çaldım saatlerce. Bu bana o kadar büyük zevk verdi ki… O dönemler sabretmeyi, şükretmeyi öğrendiğim dönemlerdi.

Oralarda gezerken patates, yumurta haşlayıp çantama koydum. Gittiğim yerlerde insanlarla tanışıp onlara müzik yaptım, otostop çekerken tanıştığım insanlar oldu. Hayatı ne kadar ucuza yaşayabildiğimi gördüm. O dönemde yüz lirayla bir ayı geçirebiliyordum. O yüz lirayı da yolda bir şekilde kazanıyordum. Ne zaman ki o sabrı gördüm, çiçeğin beni dinlediğini hissettim o zaman hayat farklı bir yere geçti.

 

Paylaştığın bir yazıda yaratıcı insanların beyinlerindeki dopaminin para ile harekete geçmediği yazıyor. Senin beynin için ödül nedir?

Yeni yaptığım bir şarkı, çektiğim bir fotoğrafa bakmak, o fotoğrafı bastırıp duvarıma asmak, resim çizmek benim için bir ödül. Dışarıdan gelen beğeniler veya olumsuz eleştiriler bana çok etki etmiyor.

 

 

 

Kendini bu dış etmenlerden etkilenmekten nasıl kurtardın?

Benim yarışım dünümle.

 

Bandırma'da müziğe başlamışsın. Biraz başlangıcını ve şimdiki durumu anlatır mısın?

O dönemlerde oyunculuk yapıyordum. Ankara Birlik Tiyatrosu’yla, Zeki Göker Hocam ile çalışıyordum ve bir çocuk oyunu oynuyorduk Erdek’te. Bandırma’da da tesadüfen bir müzik stüdyosunun açılışına yardım ettim. Orada birileri neden şarkı söylemediğimi sordu, öyle başladı. Ama müziğe başlama amacım tamamen popüler olma amacı taşıyordu. Rock star olma, cinselliği daha çabuk elde etme gibi hayaller vardı ama hayalim yine para değildi.

Şu anda müzik alanında birkaç projem var. Akustik projem beni dinlendiren, huzurlu mutlu hissetmemi sağlayan bir proje. Akustik - saykodelik müzikler yapıyorum. Bunlara küçük elektronik dokunuşlarda bulunuyorum. Bunları tek kişi veya iki kişiyle yapabileceğim bir canlı performans sistemi kurmaya çalışıyorum. Mesela gitarın bölümlerinden bazı kısımları loop'layarak veya onlara efektler vererek… Bir yandan DJ’lik gibi diğer yandan canlı performans gibi.

Bir de hala içimde rock müzik var. Müzikteki yüksek enerjiyi çok seviyorum. Müzikteki tansiyonu oluşturmayı yani akustikte, belki sadece küçük bir arpejin üzerine yaptığım vokal melodisinin dışında arada müziğin bangır bangır vurmasını da çok seviyorum veya arada bir Türk ezgisinin girmesini… Prodüksiyon ve canlı prodüksiyon üzerine çalıştığım iki farklı projem var ve burada tüm tarzlar iç içe. 

 

 

Yazdığın otobiyografide, her yerin simülasyonlarla dolu olduğunu ama kendinin gerçeği görmeyi istediğini yazmışsın. Gerçeği gördüğün yerler, insanlar var mı? Gerçeği görme yolun nedir?

Gerçek doğadır, gerçek bilimdir, gerçek tekniktir. Dünyaya baktığında şu an kullandığın çakmak, apartmanlar, anahtarlar, arabalar, motorlar bunların hepsi bilimin ve tekniğin bize getirdiği olanaklarla yapılmış işler. Bunları da çoğu zaman doğayı taklit ederek yapıyoruz. Gerçeklik benim için bunun üzerinde. Doğa da bize bu kanıtlarla neler olduğunu veya olabileceğini anlatan en önemli, en büyük dal. Bu yüzden spiritüel hiçbir şeye inanmıyorum.

Simülasyonlar da insanların inancıyla oluşuyor. Simülasyon taktığın sanal gerçeklik gözlüğü değil. Bana kalırsa simülasyon demek televizyonların şekillendirdiği inançtır. Örneğin televizyonda biri Kamboçya’daki insanların çok pis yaşadığını söylerse Türkiye’deki insanlar bunun inancıyla yaşarlar. Etrafımızda bu tip durumları yaratabilecek milyonlarca etmen, bunlara inanmış milyarlarca insan var. Bunu anlatan Mr. Robot, Matrix gibi filmler, Black Mirror gibi diziler var. Aslında bunları gözümüze sokarak anlatan pek çok yapım mevcut. 

 

Kamboçya'da ve Türkiye'nin başka şehirlerinde sahneye çıktın. İzleyici kültürü hakkında bir şeyler söylemek ister misin? İzleyici sanatçıyı nasıl etkiliyor? 

Sahne bazında değerlendirirsem; orada Otres Market diye bir yerde sahneye çıkıyordum. Prodigy’nin de sahneye çıktığı bir yerdir. 600-700 kişi kapasiteli, sahnesi nehrin üzerinde yer alan çok otantik bir yer. Aynı zamanda gezginlerin de çok özel bir durağıdır. Orada grubumla ya da tekil olarak program yapmak çok güzel bir deneyimdi.

İzmir’de, İstanbul’da sahneye çıktığımda bazen 7-8 kişiye müzik yaptım ama bu kadar az insan bile kimi zaman benim sahnede çıkardığımdan çok daha fazla ses çıkarıyordu. Kamboçya’da ise 500-600 kişiye şarkı söylerken sadece insanların transa geçtiklerini, semazen gibi kollarını açıp hiç çıt çıkarmadan dans ettiklerini, şarkı bittikten sonra en az 3-4 saniye o gitarın son sesini de bekleyip ondan sonra alkışlamaya başladıklarını gördüm. Aradaki fark çok büyük. Türkiye’de bir müzik dinleme kültürü olduğunu düşünmüyorum. İnsanların sunulanın haricinde bir araştırma yapıp müzik dinlediklerini de pek zannetmiyorum.

 

Ghetto International Production tam olarak nedir?

Hastalık döneminin ardından gelen emekleme döneminde oturup bir proje yazmaya başladım. Ziraat mühendisliği gibi bir okul okurken sulama tekniklerini aynı zamanda tarlada öğrenmen gerekir. Projeyi yazarken müzik konusunda veya dövmesini taşıdığım Nikola Tesla hakkında pek bir bilgim olmadığını fark ettiğimde bunları daha derinlemesine öğrenmeye başladım. Sonra bunların ne işime yarayacağını düşündüm. Bunları bilip anlatmak bana bir fayda sağlamayacaktı. Müzik ile, video ile projeler geliştirmeye karar verdim. Bu proje kendi kendine üretip, ürettiğiyle kazanıp- maddi anlamda değil-  sürekli adım atma üzerine bir fikirdi. Biriktirme ve geliştirme üzerine bir projeydi. Tek bir gitar ve telefonla gittiğim Kamboçya’da bunu ufak ufak geliştirmeye başladım. Müzik yaptığımda insanların hoşuna gitti. Bana bir mikrofon ve ses sistemi verdiler. Sonra bir stüdyo kurduk. Ardından başka insanlar müziğimde dans etmek istediklerini söylediler ve ateş dansçıları geldi. Anna diye bir arkadaşım bu projeye Ghetto adını verdi ve bu bizim komünitemizin adı haline geldi.

Bu komünitede herkesin farklı görevleri var. Kimisi marangoz ama mesela bu marangoz aynı zamanda bilgisayar mühendisi. Kimisi motor tamircisi ama bambaşka bir yeteneği de var.  Biz bu insanların hepsini biraraya getirip kendi tesisatımızı, kendi sahnemizi, kendi elektrik tesisatımızı yaptık. Ghetto International’a herkes girebilir. Sanatını görünür kılmak isteyen, yaptığı işi geliştirmek isteyen, hep beraber paylaşıp gelişmeye inanan herkes buraya gelebilir. Kamboçya’daki bu oluşum, Portekiz’e geçtiğimizde biraz daha büyüyecek.

 

Yaptığın video işlerinden biraz bahsetmek ister misin?

Benim görsel sanatta asıl alanım foto manipülasyon. Fotoğraflar üzerinde oynayarak, onlara fantastik ögeler ekleyerek farklı alanlar yaratmayı seviyorum. Yeni nesil sanatta Parallax Effect, After Effects gibi programlar bana çok çeşitli fikirler verdi. Video yapmayı da öğrenmem gerektiğini hissederek önce küçük video projelerinden başladım. Canlı performans videolarına bir arkadaşımın yaptığı dans projesi gibi işleri çekmekle başladım. Şimdi de yaklaşık 6-7 aydır Parallax Effect ile uğraşıyorum. Geçmişimde yaptığım işleri –hiçbir videosu çekilememiş işleri- canlı hale getirmekle ilgileniyorum. Şu anda kendi kliplerimi çekiyorum. Umarım 3-4 ay sonra enteresan, güzel kliplerle karşılaşırsınız.

 

Benzer yazılar
#TİYATRO
#KONSER
Sizi kış depresyonundan koruyacak, dışarıya çıkmanıza sebep olacak haftanın en iyi etkinliklerini listeledik. Bakalım si...
Editör
20 Jan 2020
#GEZİ
Dünyaca ünlü Yunan Adaları'na yeşil pasaportumuz ya da çok girişli Shengen vizemiz olmasa da kapı vizesi uygulamasıyla g...
Gülay Güler
18 Jan 2020
#SİNEMA
Birikim Atölyesi ve otuzbeslik.com’un düzenlediği İzmir'in aylık kısa film etkinliği Alternatif Kısa'nın 19'uncusuyla ka...
Gülay Güler
16 Jan 2020
#YEMEK
#EĞLENCE MEKANI
Açıldığı günden itibaren İzmir'in gözdesi olan, yazın ağaçların altındaki masalarda güneşin ve akşam serinliğinin tadını...
Seçil Şeker
16 Jan 2020
#MÜZİK
İranlı def sanatçısı Sami Hosseini öncülüğünde 2013 yılında kurulan Ahura Ritim Topluluğu, ortak insani değerlere ve kay...
Kardelen Uysal
15 Jan 2020
#TİYATRO
#KONSER
İzmir yılın ilk ayında birbirinden keyifli konserlerle dolu. Bu hafta müziğe doymak, müzikle büyülenmek istiyorsanız mut...
Editör
13 Jan 2020
#GEZİ
Urla-İskele sahil şeridi boyunca denize hangi noktadan, hangi duygu haliyle bakarsanız bakın o etkileyici panorama içind...
Filiz Temiz
11 Jan 2020
#BAR
Son zamanların yeni trendi kokteyl barlar. Gece kulüplerinin gürültülü atmosferinin aksine daha sakin ve samimi bir orta...
Gülay Güler
9 Jan 2020
#TİYATRO
Ekranların sevilen dizisi Çocuk'un ele avuca sığmayan karakteri Murat Karasu'yu canlandıran Kenan Acar ile keyifli bir s...
Seçil Şeker
6 Jan 2020
#TİYATRO
#KONSER
#SERGİ
Haftanın içinizi ısıtacak ve soğuk havaya rağmen dışarı çıkmanızı sağlayacak etkinliklerini listeledik. Sıcacık bir haft...
Editör
6 Jan 2020
#GEZİ
Köy hayatını, geleneklerini, kültürünü, lezzetlerini deneyimleyebileceğiniz, her biri özgün karaktere sahip İzmir'in en ...
Gülay Güler
3 Jan 2020
#SİNEMA
Adana Ceyhan’da yaşayan insanların hayatlarından kesitler sunan Benim Varoş Hikayem, bu semtte yaşayan insanların hikaye...
Kardelen Uysal
2 Jan 2020
#ATÖLYE
#SEMİNER
#EĞİTİM
Yeni yılda daha çok meditasyon yapmaya ve kendinize zaman ayırmaya ne dersiniz? Listemizde kendinize uygun bir atölye mu...
Seçil Şeker
1 Jan 2020
#ÇALIŞMA ALANI
İzmir'in en güzel mazaralı butik ortak çalışma alanı Lokasyon.co ile kurulum sürecini ve geçirdikleri ilk yılı konuştuk....
Seçil Şeker
27 Dec 2019
#AİLE
#EĞLENCE MEKANI
#YEMEK
Sevgilinizle yeni yerler keşfetmeyi seviyor musunuz? Sizin için İzmir'deki en samimi, en romantik mekanları derledik.
Editör
26 Dec 2019
#TİYATRO
Yılın ilk ayında İzmirli seyirciyi birbirinden değerli oyunlar, stand-up gösterileri bekliyor. Hayata dair tüm renkleri ...
Kardelen Uysal
25 Dec 2019
#SOSYAL SORUMLULUK
Kadın dediğimiz upuzak diyarları görür o görmediği, dokunmadığı, koklamadığı çocuklara kendi çocuğuna, torununa örer gib...
Kardelen Uysal
24 Dec 2019
#TİYATRO
#KONSER
Yılbaşı heyecanı hepimizi sarmışken, yılın son haftası katılabileceğiniz en iyi etkinlikleri listeledik! Yine birbirinde...
Editör
23 Dec 2019
#SPOR
Manş Denizi’ni en hızlı geçen yüzücü ünvanına sahip Emre Erdoğan ile 28-29 Aralık'ta Özdere'de gerçekleşecek Marathon Ma...
Editör
22 Dec 2019
#SANAT
Alper Bıçaklıoğlu ile üretim sürecinde dert edindiği meseleleri, çizgi dışı işlerini, satmadığı eserlerin hikayelerini, ...
Kardelen Uysal
19 Dec 2019
#SANAT
Sokak Sanatçıları Derneği ilk olarak 2004 yılında bir kulüp olarak hayatına başlıyor ve 2009 senesinde dernek haline gel...
Kardelen Uysal
18 Dec 2019
#YEMEK
Ev yemeklerine hasret mi kaldınız? Fast food yemekten gına mı geldi? Her öğlen, bugün ne yesek diye kara kara düşünmeye ...
Gülay Güler
17 Dec 2019
#TİYATRO
#KONSER
#BULUŞMA
Yıl bitiyor olsa da İzmir her hafta olduğu gibi bu hafta da bize harika etkinlikler sunuyor. Rehavete kapılmadan haftalı...
Editör
15 Dec 2019
#YARIŞMA
#YÜZME
İzmir'de kış ortasında açık su yüzme şampiyonası düzenlenecek! Marathon Masters Kış Kupası Açık Su Yüzme Şampiyonası 26-...
Editör
14 Dec 2019
#SİNEMA
Gökalp Gönen, Yıldız Teknik Üniversitesi İletişim Tasarımı Bölümü mezunu, yaşadığımız dünyanın hassasiyetlerine duyarlı,...
Kardelen Uysal
13 Dec 2019
#ALIŞVERİŞ
Klasik hediyelerden sıkıldınız mı, aldığınız hediyelerle sevdiklerinizi şaşırtmak mı istiyorsunuz? Şanslısınız sizler iç...
Gülay Güler
13 Dec 2019
#KONSER
#DJ
"Evde ya da otelde oturarak yeni yıla mı girilir, 2019'a böyle mi veda edilir" diyorsanız sizler için yılbaşı coşkusunu ...
Gülay Güler
11 Dec 2019
#KUTLAMA
Yılın son saatlerini ve yeni yılın ilk saatlerini hem eğlenceli hem de romantik bir kutlamayla geçirmek isterseniz bu li...
Seçil Şeker
11 Dec 2019
#TİYATRO
Öteki Beriki Tiyatro Topluluğu 2013 senesinde kurulan, sanat değeri olan oyunlar yapma peşinde olan, gücü, baskıyı eleşt...
Kardelen Uysal
10 Dec 2019
#TİYATRO
#KONSER
Yılın son ayında kentimizde birbirinden güzel oyunlar, konserler, film festivali var. Haftalık planınızı yapmadan listem...
Editör
8 Dec 2019
#EĞLENCE MEKANI
#SPOR
Dostlarınızla birlikte hem stadyumdaymış gibi eğleneceğiniz hem rahat rahat içkinizi yudumlayıp yemek yiyebileceğiniz bi...
Gülay Güler
7 Dec 2019
#SANAT
Sanatçıya ve sanatseverlere alan açan, özgürlük alanları yaratan disiplinlerarası bir sanat alanı olarak İzmir Alsancak’...
Editör
5 Dec 2019
#ATÖLYE
Yeni yıla girmeden birkaç atölyeye katılmak, sevdiklerinize hediye hazırlamak ya da seneyi bitirmeden biraz daha kendini...
Seçil Şeker
4 Dec 2019
#TASARIM
Tutu Design, 2016 yılında Tuna Şirin tarafından kuruldu. Alsancak Sevgi Yolu'nun girişinde sağ tarafta bulunan 34 h kabi...
Editör
3 Dec 2019
#ÇALIŞMA ALANI
Geleneksel bir ofis kiralamak yüksek maliyetin yanı sıra birçok sorunu ve iş yükünü de beraberinde getiriyor. Ortak çalı...
Gülay Güler
2 Dec 2019
,
Başa Dön
Bize ulaşın
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.
Satış Sözleşmesi
İptal ve İade