R
GIRIŞ
TR
EN

Mert Çakır'ın Evden Uzak Evler Sergisi 11 Ocak'ta!

#FOTOĞRAF
Kardelen Uysal
6 Oca 2019

Foto muhabiri ve belgesel fotoğrafçı Mert Çakır oldukça üretken bir insan. Çoğumuzun ekranlarda gördüğü olayların ortasında fotoğraflar çekiyor. Hatta arşiv niyetine Gurbet adlı bir kitabı dahi var. Çakır'ın çektiği kareler, bizleri vicdanımızla, ikiyüzlülüğümüzle, görmeyi reddettiklerimizle, görüp unuttuklarımızla ve hafızasızlığımızla yüzleştiriyor.

 Çakır'ın ilk kişisel sergisi "Evden Uzak Evler", Ortadoğu'da evlerinden edilen insanların fotoğraflarıyla karşılaştıracak bizleri. K2 Rezidans'ta 11-16 Ocak tarihleri arasında ziyaret edilebilecek sergi ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayın. Kendisiyle ilk kişisel sergisini, serbest çalışma nedenlerini, gördükleriyle baş etme yöntemlerini ve daha pek çok konuyu konuştuk. Umarım bu sergiyi kaçırmazsınız. Ayrıca kendisini Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

 

Fotoğrafta Mert Çakır, kafasında baret, gözünde güneş gözlüğü ile hafifçe gülümseyerek poz vermekte

 

Neden bir kurumda değil de serbest olarak çalışmayı tercih ettin?

Farklı disiplinlerde çalışmayı seviyorum hayatımın tamamını foto muhabirliğine endekslemek istemiyorum. Ben foto muhabirden çok belgesel fotoğrafçıyım. Foto muhabirliği birçok şeyi kapsıyor ve foto muhabirliğinde  bakış açınızın da gittikçe sabitlendiğini düşünüyorum. İşlerimin genel çerçevesindeki dengeyi sağlamak için serbest olarak çalışıyorum.

 

Siyah beyaz fotoğrafta göğe doğru dumanlar çıkıyor. Fotoğrafta 8 mülteci var. Yaşlı bir adamın omzunda ağlayan kız dikkat çekiyor.

 

Bu durumda can güvenliğini kendin sağlıyorsun. Nasıl yapıyorsun bunu?

Bir şehre, bir ülkeye gittiğin zaman “Burada kimi bulabilirim?” sorusuyla hareket ediyorsun, bu yüzden bağlantılarının güçlü, insan ilişkilerinin çok iyi olması gerekiyor. Fotoğrafın yarısını çene çekiyor aslında. İletişimi sağlayamazsan fotoğraf çekemezsin. Çekersen de seyahat ya da anı fotoğrafı tadında fotoğraflar çekebilirsin.

Sivil toplum kuruluşlarıyla iletişim halindeyim. Freelance çalışmak aynı zamanda arkanda seni koruyan bir yapının olmaması anlamına da geliyor. İzmir’de Türkiye İnsan Hakları Vakfı var. Oradakiler hem çok sevdiğim insanlar hem de bana güvenlik gibi konularda çok yardımcı oluyorlar. Bir yere gitmeden önce onlara danışıp tanıdıkların iletişim bilgilerini alıyorum. Kendi çevremden, yabancı gazeteci arkadaşlarımdan da destek alıyorum.

  

23 Nisan 2016 yılında Şırnak'ta çekilen bu fotoğrafta yıkık dökük bir binanın önünde iki erkek çocuğu poz vermiş. 

 

Bizim uzaktan şahit olduğumuz korkunç savaşların yanı başında fotoğraflar çekiyorsun. Gördüklerinle nasıl baş ediyorsun, terapi almak dışında?

Soma’da çalışırken bir gün içinde yüzlerce ceset gördüm. Oradan Diyarbakır’a geçtim, Lice’de Kalekol yapımına karşı çok ciddi protestolar ve çatışmalar çıkmıştı, onu çekmeye gittim. Evine geldiğin zaman zihnin kapağı açılıyor ve her şey serbest kalıyor. Travma sonrası stres bozukluğu denilen durum yaşanıyor. Zihin zaten sizi engelliyor travma yaşanırken. Huzurlu bir ortamdayken ise görülen, tanık olunan her şey birden ortaya çıkıyor. Hayatıma gerçekten önem veriyorum.


Doğayı ve hayvanları çok seviyorum, yürüyüşe çıkıyorum, eskiden kamp yapardım. Aktif bir biçimde dağcılık yapardım ancak dizim sakatlandığından beri yapamıyorum. Bunları anımsatacak yürüyüşlere çıkıyorum. Muğlalıyım, bazen oraya gidiyorum. İnsan çareyi yine geçmişinde buluyor, yaşanmış en güzel günlerinde…

  

National Geograpich'te yayınlanan fotoğrafta Hıdrellez kutlaması yer alıyor. Kadınların ve küçük kız çocuklarının olduğu fotoğrafta pespembe ve rengarenk giyinmiş iki kız çocuğu dikkat çekiyor.

 

Her yoldan dönüşte farklı bir insan olduğumuzu söylüyorsun. Sen en çok hangi yoldan dönerken değiştin? Var mı bir kırılma noktan?

Tüm yollar… Her gidişimde ve dönüşümde değişiyorum. Çok eskiden beri foto muhabirlik yapıyorum ama genelde Türkiye’deki çatışmalara giderdim. 2000-2001 yıllarında ölüm oruçları vardı mesela. İşçileri, polisin müdahale ettiği öğrencileri, NATO eylemlerini çekiyordum. Gazi Mahallesi, Okmeydanı gibi yerlerdeydim.
Bir anda kendimi Suriye gibi yerlerde buldum. Ben daha az savaş gördüm, sadece üç tane. Çalıştığım yabancı muhabirler yeryüzünde ne kadar olay varsa hepsini çekmişti.

  

Le Monde'de yayınlanan fotoğraf Şırnak'taki savaştan. Bir evin delik deşik olmuş duvarlarının penceresinden, yıkık dökük yapılar görünüyor.

 

Yaptıklarının ardında çok güzel nedenler var. Peki bu işi yapmanın nedenlerinden biri de adrenalin mi?

Evet, adrenalin var ama ekstrem sporlarda hissedilen adrenalin gibi bir duygudan bahsetmiyorum. İnsanoğlunun ayağa kalktıktan sonraki ilk adrenalin hissinden bahsediyorum. Keşfetme duygusundan bahsediyorum. İnsan ayaklarının üzerinde durduktan sonra ilk merak ettiği şey diğer odadır ya da odanın öteki ucudur. Bu merak hep artıyor zaten. Bendeki de benzer bir durum. Ancak adrenalini yüksek olaylar yaşadığında tekrar yaşamak istiyorsun, bundan eminim.

 

BistandsAktuelt'te yayınlanan fotoğraf Suriyeli mültecilerin fotoğrafı. Kadın, erkek ve çocuklardan oluşan insanlar yola düşmüşler. Küçük bir çocuğu sırtında taşıyan bir başka çocuk fotoğrafın en dikkat çeken öznelerinden. 

 

Ölüme yakın olmak, ölümle bu kadar içli dışlı olmak… Korkmuyor musun ölmekten?

Tabii ki korkuyorum, korkmazsam zaten bir sorun var demektir. Ama hedeflerim var, motivasyonum var. Bu sayede başa çıkabiliyorum bu korkuyla. İnsanları kurtarmak, dünyayı değiştirmek gibi hedeflerim yok. Ben sadece çağımın tanıklığını yapmaya çalışıyorum.

 

The Washington Post'ta yayınlanan fotoğraf, İzmir'deki terör saldırısından. Üzgün ve korkmuş bir kadın elleriyle yüzünü tutuyor. Arkasındaki insanlar ise sabit bir biçimde duruyorlar.

 

Dünyayı değiştirmek gibi hedeflerin yok ama çekilen fotoğraflar sayesinde insanların yardım almasını sağlayabiliyorsun. Sınırda açlıktan ölmek üzere olan bir çocuğun yardım almasını ve hayata tutunmasını sağladınız, siz fotoğrafçılar. Bu olduğunda ne hissettin?

Şaşırdım, sonra iyi hissettim. Sınır kapısında günlerce aç susuz biçimde bekleyen mültecileri de kurtarabiliyor bazen çekilen fotoğraflar. Bazen bir kişiyi değil bin kişi kurtarıyor. Ama bazen de tam tersi oluyor. Yanlış bir bilgiyle çekilen bir fotoğraf, bir insanı yerin dibine sokabiliyor; suçsuz bir adamı suçlu gibi gösterebiliyor. Benim için bu konuda kırılma noktası 1996 yılındaki 1 Mayıs kutlamalarında olmuştu. Televizyondan canlı yayında Kadıköy’deki 1 Mayıs’ı izliyorduk, ortalık kıyamet gibiydi. Bir gösterici yerden bir sopa alıp kaçmıştı. Bu gösterici yerden sopayı alırken sopa çiçeklere denk gelmiş. Ertesi gün gazetede eylemcilerin çiçekleri bile sopayla vurdukları yazılmıştı. Hırsını kontrol edemezsen bu işte ölürsün zaten.

 Evden Uzak Evler sergisinin afişi bu. Bezden bir çadırın içindeki kadını görüyoruz. Afiş üzerinde serginin adı, proje ekibinden Emre Saygılı ve Safiye Aksu'nun isimleri, adres ve tarih bilgileri bulunmakta.

 

"Evden Uzak Evler" adlı sergi, göçmenlere yönelik toplumsal algının çözülmesi için pozitif bir katkı sağlamayı amaçlıyor. Fotoğrafların değişime katkısından bahsedebilir misin?

Hafızası olmayan toplumlarda fotoğraf bir şeyleri değiştiremez, yaşadığımız ülke de böyle bir ülke. Fotoğrafın etkisi tartışılamaz ama çok az şeyi değiştirebilir fotoğraflar. İlk önce bizim bir hafıza oluşturmamız, hafızamızı güçlendirmemiz gerekiyor. Bunu zaten bellek oluşturmak için yapıyorum. Oluşturunca ne olacak bilmiyorum ama içgüdüsel bir şey sanırım.

 

Fotoğrafta Mert Çakır, bir tankın üzerinde tankın fotoğrafını çekiyor. 

 

İnsanlar ne görecekler "Evden Uzak Evler"de?

Sergide karşılaştırma yapılan fotoğraflar var. Örneğin; savaşta terk edilmiş bir ev ve yeni yaşamındaki bir ev. Temsili fotoğraflar bunlar. Bir çocuğun olması gereken yeri; mesela bir kreşteki halini ve savaştaki halini gösteriyorum.

 

Senin için ev kavramı nasıl bir kavram? Kaygan bir zeminde yaşıyorsun, kafandaki ev tanımını merak ediyorum.

Ev, benim için çok önemli bir kavram. İnsanın sığınağıdır ev ama bu insanları düşünsene! İnsanların evlerini ellerinden alıyorlar. Kaplumbağanın kabuğunu almak gibi bir şey insanın elinden de evinin alınması. Korkunç bir durum. İnsanlar bugün “Suriyeliler of!” diyebiliyorlar. Aylan bebeği görünce üzülüyorlar, ardından mendil satan bir çocuğu dövebiliyorlar, bu büyük bir ikiyüzlülük.

 

Olması gereken yerlere nasıl karar verdin?

Yine ev kavramıyla ilgili. İnsanın huzurlu olması gerektiği yer evidir düşüncesinden çıkıyor. Bunlar senin benim gibi yaşayan, normal hayatlara sahip insanlardı. Ama şu an bu insanların evleri ellerinden alındı. Bu savaşın en büyük sorumluları ise başka ülkeler. Bizim gibi normal insanların mülteciler, göçmenler için yapabileceği ne var?
Saygı duysunlar, dışlamasınlar yeter.

 

İzmir’in mültecilere karşı tutumunu nasıl buluyorsun?

Evsiz bir aileye iyi anlamda neler yapıldığını biliyorum. Çok iyi kolektifler var İzmir’de ama esnafın hoş olmayan tutumlarını görüyorum. Türkiye geneline göre İzmir’in daha iyi durumda olduğunu düşünüyorum bu konuda. Başka yerlerde sınırda çocukların satıldığını da gördük. Arkada çocuğun şehrinin dumanı tüterken, o çocuk bir başka insana satılıyor.

 

Fotoğrafların tümü Mert Çakır'a aittir.

Benzer yazılar
#KONSER
#TIYATRO
#SINEMA
Hava sıcak, içimiz daha sıcak, daha kıpır kıpır. Bağıra bağıra şarkı söylemek ya da kültür sanat alanında ruhumuzu besle...
Editör
22 Tem 2019
#FESTIVAL
#MÜZIK
Yaz geldi mi Türkiye'nin her köşesinde birbirinden renkli gençlik festivalleri düzenleniyor. Şehrin grisinden bunalıp ne...
Gülay Güler
20 Tem 2019
#SINEMA
Halk oylamasında son haftaya girilirken 3 Milyon 500 bin oya ulaşıldı.
Editör
19 Tem 2019
#YEMEK
Daha önce Alaçatı'daki dondurmacıları listelemiştik ve o listedeki hayranı olduğumuz Da Franco Gelato ile buluştuk. Bu l...
Seçil Şeker
19 Tem 2019
#HIKAYE VE MASAL
İzmir ile ilgili yazılmış pek çok değerli kitap bulunuyor. Kimileri günümüz öncesine ışık tutuyor kimileri okuyucularına...
Kardelen Uysal
18 Tem 2019
#SANAT
#DANS
Sürdürülebilir yaşam anlayışı doğrultusunda uluslararası güncel performans pratiklerine alan açmaya, yeni yerleşkesi K2 ...
Editör
16 Tem 2019
#KAMP ALANI
Şehir ahalisi, apartman çocukları için betondan kurtulmanın, egzoz dolmuş ciğerleri, stresten pelteleşmiş zihinleri iyil...
Gülay Güler
16 Tem 2019
#KONSER
Bağıra bağıra şarkı söylemeye hazır mısınız? Birbirinden ünlü isim bu hafta İzmir'de konser vermeye hazırlanıyor. Gelin ...
Editör
15 Tem 2019
#SANAT
Cem Güventürk, 1989 İzmir doğumlu bir karikatürist. Anadolu GSF’de Çizgi Film-Animasyon bölümünde eğitimini tamamlayan G...
Kardelen Uysal
13 Tem 2019
#DÖVME
Hepimiz vücudumuza yaptıracağımız ve hayatımız boyunca bizimle birlikte kalacak dövmeler konusunda tereddüt yaşayabiliyo...
İrem Gölcük
13 Tem 2019
#KITABEVI
#SANAT
Hem kafanızı dağıtabileceğiniz hem de ofis olarak kullanabileceğiniz ortak kullanım alanları son derece popüler olmuş du...
Zeynep Öztürk
11 Tem 2019
#TASARIM
Hayallerinin peşinden giden iki genç kadın; Ceren Taner ve Tutku Dilişen. Onları bu denli başarılı yapan ise harika orta...
Seçil Şeker
11 Tem 2019
#GEZI
#RESTORAN
#KITABEVI
#OTEL
Alaçatı'da sakin bir tatil geçirmek, müzik eşliğinde sohbet ederek yemek yemek, masaların arasında sıkışmadan kahve içme...
Seçil Şeker
10 Tem 2019
#FESTIVAL
#TEKNOLOJI
OpenCampus bilim, teknoloji, tasarım konularıyla ilgilenen insanların yeni şeyler öğrenebildikleri, beraber iş birlikler...
Gülay Güler
8 Tem 2019
#KONSER
#ÇOCUK
#ETKINLIK ALANI
Dopdolu bir hafta sizleri bekliyor. Enerjiniz yüksek olsun!
Editör
8 Tem 2019
#CAFE
Donmuş yoğurttan tatlı olur mu? Hem de dondurma tadında isterseniz sağlıklı isterseniz çikolata dolu olur, tercih sizin....
Zeynep Öztürk
8 Tem 2019
#HIKAYE VE MASAL
Peri masallarına ve efsanelere inanır mısınız? Şu anda olmasa da küçükken çoğumuzun inandığı masallar ve efsaneler vardı...
İrem Gölcük
6 Tem 2019
#GEZI
#MÜZE
#TARIHI YAPI
Basmane neresidir? Sınırları nerede başlar nerede biter? Kent gözlemcisi ve yazar Orhan Beşikçi, Basmane adlı kitabında ...
Kardelen Uysal
6 Tem 2019
#SÖRF
Rüzgar sörfü alanında dünya sıralamasında ilk 5, Avrupa sıralamasında ilk 3’te olan ASPC, 1995 yılında kurulmuş. ASPC Sö...
Zeynep Öztürk
6 Tem 2019
#SÖRF
Masmavi dalgaların arasında rüzgarla dans ettiğini hayal etsene. Bu hayali gerçekleştirmek İzmir'de yaşadığımız için hiç...
Gülay Güler
3 Tem 2019
#YEMEK
Dondurma denince akılda da kalpte de akan sular duruyor. Hatta donuyor ve koca bir top dondurmaya dönüşüveriyor. Şimdi “...
Seçil Şeker
2 Tem 2019
#OTEL
Kuşadası'na gitme planınız varsa ve nerede kalacağım diye kara kara düşünüyorsanız, bu liste tam size göre. Sizler için ...
Zeynep Öztürk
1 Tem 2019
#KONSER
#TIYATRO
#DANS
1-7 Temmuz arasında bizleri pek çok konser bekliyor.
Editör
30 Haz 2019
#GEZI
Kuşadası’nın eskiden bir İzmir ilçesi olduğunu biliyor muydunuz? Bembeyaz plajlarıyla ışıl ışıl deniziyle Kuşadası eskid...
İrem Gölcük
29 Haz 2019
#SAHIL
Birçok İzmirlinin yazlığının bulunduğu Aydın ilimize bağlı Kuşadası mavi bayraklı sahilleriyle ünlü. Bu sahiller o kadar...
Gülay Güler
28 Haz 2019
#SANAT
Konuk sanatçı programları aracılığıyla sosyal ağ oluşturan “daire” projesi, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafı...
Editör
28 Haz 2019
#SANAT
Nihayet Cihan, Anadolu Üniversitesi, Klasik Arkeoloji Bölümü mezunu 37 yaşında bir sanatçı. Son 8 aydır Fethiye'de yaşıy...
Kardelen Uysal
27 Haz 2019
#CAFE
Bostanlı kafeleri, 3. dalga kahvecileriyle kendine tatlı bir dünya yarattı. Her damak tadına, her zevke hitap eden bir k...
Seçil Şeker
25 Haz 2019
#MIMARI
İzmir Mimarlar Odası Başkanı Halil İbrahim Alpaslan ile "İzmir Elektrik Fabrikası Ne Olmak İster" Ulusal Öğrenci Mimari ...
Seçil Şeker
25 Haz 2019
#KONSER
Her pazartesi olduğu gibi bu pazartesi de size bu haftanın kaçırılmayacak etkinliklerini listeledik. İyi eğlenceler İzmi...
Editör
24 Haz 2019
#KAMP ALANI
Kuşadası Merkez'e yakın, doğa içinde yapacağınız bir tatil mi arıyorsunuz? İster kamp ister bungalov evlerde kalın Derel...
Zeynep Öztürk
24 Haz 2019
#AQUAPARK
Tabanlarınız patlayana kadar merdiven çıkmaya, mayonuz yırtılana kadar kaymaya var mısınız? Deşarj olmak isteyenler için...
Gülay Güler
21 Haz 2019
#DÖVME
Ezgi Beyazıt handpoke, yani makine kullanmadan iğneyle yaptığı dövmelerle ilkelliği modernize etmiş. Üstelik atölyelerin...
Seçil Şeker
21 Haz 2019
#SANAT
Sadi Tekin Ankara’da doğan, İzmir’de büyüyen bir illüstratör. 1994’te Marmara Üniversitesi GSF Endüstri Ürünleri Tasarım...
Kardelen Uysal
20 Haz 2019
#TARIHI YAPI
Tarih sevenleri şöyle alalım. Otuzbeşlik ailesi olarak İzmir'deki antik kentleri ve açık hava müzelerini listeledik. Hay...
Zeynep Öztürk
17 Haz 2019
,
Başa Dön
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.