R
GİRİŞ
TR
EN

Otuzbeşlik'in Alametifarikası Öykü Yarışması Kazananı

#YARIŞMA
Editör
1 Oct 2018

 ¨Bize gönderdiğin öykü karşılığında ödül kazanıp bir de öykünün Alamet dergide yayınlanmasına ne dersin?¨ diye bulunduğumuz çağrıda birbirinden güzel öyküler okuma şansımız oldu. Yarışmaya katılan herkesin kalemine sağlık, İzmir gerçekten keşfedilmemiş maden! İşte sizlerle seçici kurulumuz, otuzbeslik.com ve Alamet derginin ortaklaşa seçtiği yarışmanın kazanan öyküsü. Öykünün yazarı Buğracan Erdinç'i kutluyoruz, keyfli okumalar.

 

      JAHYR SAĞLIK MERKEZİ GÜNEŞLİ GÜNLER DİLER

                  “Jahyr sağlık tüpleriyle ölümsüzlüğe bir adım daha”

            “Şu en büyük binaya sapladıkları koca ekranlarda yazıp duran şeyi gördün mü Cox? Ölümsüzlük falan diyor. Buldular mı acaba gerçekten ölümsüzlüğü?”

            “Uzun zamandır üzerinde çalıştıkları proje o. Tüpün içerisine sokuyorlar seni, birkaç tuşa bastıktan sonra nerende arıza varsa hemen iyileştiriyor.”

            “Cox! Bu harika! Belki sana yeni bir kol da yapabilirler demek oluyor bu.”

            Dünyayı enine doğru genişletmenin sınırına ulaştığımız zamanlarda her şeyin bittiğini artık bu gezegene sığamayacağımızı düşünmüştük. Ancak bin yıllar öncesinde buzul çağını bile atlatabilmiş olan insanlık buna da bir çözüm getirebildi. Enine genişleyemiyorsan yüksel! Yüzlerce metre uzunluğunda, kocaman binaların gökyüzünü deldiği, insanların, toprağın ne olduğunu unuttuğu bir dünya artık burası… Statünüz, gökyüzüne ne kadar yakın olabileceğinizi belirler. Durum böyle olunca, gözler hep yükseklerde, gelişmeler hep en tepeye yönelik olur. Binalar yükseldikçe, yeryüzünün tabanı yavaşça unutulur... Kafamızı yukarıya kaldırıp baktığımızda göremediğimiz o insanlar, her şeyin mekanik yaratıklarla yapıldığı lüks hayatlarını yaşarken bizler burada, toprağın üzerinde –topraktan geriye ne kaldıysa- onların atıkları arasında nefes almaya çalışıyoruz. Kimimiz metal eşyaları toplayıp geri dönüşüme satıyor, -bir gün yetecek kadar yiyecek ve bu dünyaya katlanabilmesini sağlayacak içki karşılığında- şanslı olanlarımız birkaç kat yukarıda bulunan üretim alanlarında robotlardan arta kalan işleri yapıyorlar. Soludukları gazların onları on sene içerisinde öldüreceğini bildikleri halde neden bu işi yapıyorlar biliyor musunuz? Çünkü bu cehennemden kurtulmak istiyorlar. Hala inançları var! Eğer altı sene boyunca birikim yapabilirlerse sokaklardan kurtulup birkaç kat yukarıdan yaşayacak bir yer alabilirler. -Henüz başarabileni görmedim- Kimilerimiz tezgahlar açıp sahip oldukları şeyleri takas ederek yaşamlarına devam ediyorlar. İri gövdeli, pek de akıllı olmayan arkadaşlarımız güvenliğimizden sorumlular. Cox gibi akıllı olanlarsa toplu bir biçimde karar almamızı sağlıyorlar. Mesela üç sene kadar önce, yıllardır kullanılmayan direklerin üzerindeki lambaları aktif hale getirmeleri için devlete başvurdular. Devlet de bize antika gaz lambaları ve yıllardır kullanmadıkları gaz stoklarından verdi. Sokaklar artık ışıl ışıl. Cox savaştan önce dünyaca tanınan bir müzisyenmiş. Eline kemanını aldığında, karşısındakiler saatlerce kıpırdayamadan kalırlarmış. Müziğini bitirdikten sonra bile… Büyük savaşta kolunu kaybettikten sonra bir daha keman alamamış tabii eline. Onu hayata bağlayan tek şeyi kaybettikten sonra yavaşça alt katlara düşmeye başlamış. Günden güne biten parası en sonunda aramıza kadar getirdi onu. Bizler başlangıçta hiç tanımıyorduk Cox’u. Kendi de hiç söylememişti. Az ve doğru konuşur Cox. Kendini anlatmayı da pek sevmez. Biz de Meryn aramıza katıldığında öğrendik her şeyi. Meryn, nükleer başlıklı silah çalmış bir mafyadan. Kaçıp aramıza geldi, saklanmak için. Bizler burada her aradığımızı bulabiliriz ancak yukarıda yaşayanlar burada hiçbir şey bulamazlar. Mafyanın başındaki adam Cox’un ağabeyiymiş. Onun üzerinden Cox’u öğrendik sonra da onun hikayesini…

            “Cox! Hemen konuşmalıyız. Şu sağlık tüpünün ne olduğunu öğrendim.”

            “Ben sana anlatmıştım ya zaten ne olduğunu.”

            “Öyle değil. Ona nasıl ulaşacağımızı öğrendim. Aslına bakarsan sadece en alt için kullanılıyormuş şu an. İnanabiliyor musun? Devlet, ışıklardan sonra sağlığımızı da düşünmeye başladı. Adım gibi eminim, hepimizi iyileştirip üst katlarda iş verecekler. E tabii, çalışan insan azaldı, herkes üst katlara doğru tırmanıyor. Artık bizim de tırmanma vaktimiz geldi Cox! Kayıt olup sıraya giriyormuşsun. Her ay beş kişiyi çağırıyorlar ve tedavi ediyorlarmış. Karşılığında da bir süre para vermeden çalıştırıyorlarmış. Buna değer Cox! Tekrar keman çalabileceksin! Kalk, hemen gidiyoruz ve kaydını yaptırıyoruz.”

            “Biz umurlarında falan değiliz. Sadece bizden kurtulmaya çalışıyorlar. Onların gözünde, içinden kablolar fırlamış bu ekranlardan farklı değiliz.”

            “İtiraz kabul etmiyorum. Hem söyle bana. Yapacak daha iyi bir işin var mı? Bundan sonraki hayatın için daha makul bir planın… Tekrar keman çalacaksın. Bunun ne demek olduğunu anlayamıyor musun? Tekrar yükseleceksin demek! Tekrar üst katlara çıkacaksın. Tekrar hipnotize edeceksin onları. Seni sevecekler, saygı duyacaklar. Herkes tekrar hatırlayacak seni.”

            “Haklısın. Yapacak daha iyi bir şeyim yok. Sonunda ölüm bile olsa, burada ölümü beklemektense, ölüme gitmeyi tercih ederim. Nasıl olsa bana sıra gelene kadar foyaları ortaya çıkar.”    

            Geçen bir ayın ardından gerçekten de beş kişiyi götürdüler. Bizi kandırmıyorlarmış. O beş kişi, buradan yukarı baktıklarında gözleriyle bile göremeyecekleri, hayatları boyunca erişmeyi hayal bile edemeyecekleri yüksekliğe çıktılar. Hem de hiçbir çaba sarf etmeden. Ben de başvurdum. Sağlık problemim olduğu için değil, bir robot kadar sağlıklıyım. Ancak o yüksekliğe bir kez olsun adım atmak… Belki güneş… Belki güneşin bile göründüğü kadar yüksektedir sağlık merkezi.

            Uzun zaman oldu. Her ay, beş kişiyi aldılar yukarıya, söz verdikleri gibi ve onlar arasından hiç kimse geri dönmedi, söz verdikleri gibi. Cox’a henüz sıra gelmedi. Benimki bir heves ancak onun ihtiyacı var. Onun, hiçbirimizin hayal bile edemeyeceği başarılara uzanabilme şansı var. Sadece kolu kısa kalıyor…

            Hepimiz meydana toplanmış, hevesle isimlerin okunmasını bekliyoruz. Kimimiz yapacak başka bir işi olmadığı için burada, kimimiz heyecandan tırnaklarını yiyor. Robotlar birazdan isimleri okuyacak ve beş kişiyi alıp yukarıya götürecekler. Bu sefaletten kurtarıp yeni hayatlar bahşedecekler. Biz sokak insanlarının sonunu getiren bu robotlar, şimdi kurtarıcımız oldular. Ne kadar ironik değil mi?

            Uçan bir aracın içerisinde başladı yolculuğumuz. Cox, ben ve üç kişi daha. Cox’un burada olmasına o kadar seviniyorum ki. Ancak yalan söyleyemem, kendim için daha çok seviniyorum. Bana çok kızacaklar muhtemelen. Madem sağlıklıydın, niye muhtaç insanların hakkını yedin diyecekler. İş vermeyip aşağıya geri yollayacaklar. Olsun. Yukarıda olmanın nasıl bir his olduğunu öğrenmiş olacağım.

            Beklediğimden daha yükseğe çıktık. Sevinçten yerimde duramaz oldum. Cox hala suskun ve sakindi. Hüzünlü bir şekilde, kafasını cama dayamış dışarısını izliyordu. Eski hayatına uzaktan bakıyormuş gibi… Arada bir gözündeki yaşları siliyor ve yerinde olmayan koluna dokunuyordu.     

            Her yeri turuncu olan bir binaya girdik. Yerler, tavanlar, duvarlar, makineler, robotlar, insanların kıyafetleri… Her şey turuncuydu. Ellerimizde ve ayaklarımızda bulunan kelepçeler, kurtulabileceğimiz kadar gevşek değildi. Bu, aşağıdan yukarıya çıkan her insana uygulanan standart bir prosedür. Kim olursanız, ne amaçla çıkmış olursanız olun, kelepçesiz yukarıya adım atamazsınız. Ta ki onlar çıkarana dek…

Kapıya yanaştık. Önünde bir kadın, elinde dosyalarla bekliyordu. Yüzünde yapmacık bir gülümseme ve aynı sahtelikte kibarlık vardı. Robotlarla bu kadar uzun süre geçirmiş olması onu da mekanik bir insana çevirmişti sanki.

            “Afedersiniz… Bir şey sorabilir miyim? Neden her şey turuncu burada?”

            “Hoş geldiniz. Çünkü turuncu güneşin rengidir.”

            “Buradan görünür mü ki güneş?”

            “Sadece batarken…”

            Bir anda yüzündeki gülümseme kaybolup yerini aşırı ciddi bir ifadeye bıraktı. Elindeki dosyaları sert bir şekilde kaldırıp oldukça mekanik hareketlerle okumaya başladı. İçine girebilmek için onlarca şifrenin yazıldığı, göz taramaları, parmak izleri, kan örnekleri verdiği kapıdan içeri ilk giren Cox ya da ben değildim. Onun biran önce koluna kavuşması için yanıp tutuşuyordum resmen.      

            Kapı kapanırken içeriye göz atmaya çalıştım. Kocaman, yatay bir tüp, arkasında büyük bir tanker duruyordu. Birbirlerine geniş borularla bağlıydılar. Etraflarında turuncu kıyafetler giymiş doktorlar ve birkaç robot vardı. Kapının her açılışında içerisini incelemeye çalıştım. Her yer kan içindeydi. Bir anda kadın, yine o mekanik sesiyle söze başladı ve Cox’u çağırdı. Cox, arabada yüzüne takındığı o hüznü hala koruyordu. Ölümüne giden bir idam mahkumu gibi kafası yerde, adımları yavaştı. Bana doğru döndü. Üzgün ve acıyan bir ifadeyle baktı gözlerime.

            “Söyleyemedim, affet. Bu son anlar. Bak, güneş batıyor. Çocukluk hayalini gerçekleştirdin. Üzgünüm… Benim kaderimdi, senin de katılacağını bilemedim.”

            Kapı açıldı, Cox içeriye girdi. Ne demek istediğini anlamaya çalışırken gözüm pencereye takıldı. Şimdi her yer turuncu olmuştu. İçeriden bir çığlık sesi geldi. Kadın gülümsedi. Kağıdı yukarıya kaldırdı, mekanik yüzünü takındı.      

            “Burada isim yazmıyor. Bu sembol sen misin? Nedir bu?”

            “Sokakta doğanlara isim verilmez. Her birimizin sembolü olur. Hem… Çok özür dilerim ama benim söylemem gereken bir şey var. Ben gayet sağlıklıyım… Sadece üst katları görebilmek için yalan söyledim. Biliyorum bana çok kızacaksınız ama ben hiç güneşi görmemiştim…”

            “Önemli değil. Sizi buraya iyileştirmek için değil, organik maddelerinize ayrıştırmak için çağırdık. İnsan yaratabilmek için, insan parçalarına ihtiyacımız var.”

            İki robot tarafından kollarımdan tutulmuş içeriye sürüklenirken, kafamı pencereye çevirdim. Güneş böyle batıyor demek ki... Kendimi turuncunun en koyu tonuna bıraktım…

Benzer yazılar
#SİNEMA
Bu yıl ilk kez gerçekleşecek olan Uluslararası 2 Yaka Kısa Film Festivali 23-29 Kasım tarihleri arasında 19 ülkeden 34 k...
Editör
20 Nov 2019
#EDEBİYAT
Edebiyatı kimsesizlerin kimsesi olarak gören, öykülerinde gerçekle gerçeküstü olanı naif bir biçimde harmanlayan, yazdık...
Kardelen Uysal
19 Nov 2019
#SİNEMA
#FESTİVAL
Bu yıl ilk kez gerçekleşecek olan Uluslararası 2 Yaka Kısa Film Festivali 23-29 Kasım tarihleri arasında 19 ülkeden 34 k...
Editör
18 Nov 2019
#SİNEMA
#SÖYLEŞİ
Otuzbeslik.com ve Birikim Atölyesi'nin düzenlediği Alternatif Kısa film etkinliğimizin 17’ncisiyle karşınızdayız. Bu seç...
Gülay Güler
18 Nov 2019
#KONSER
#TİYATRO
Bu hafta İzmirli sanatseverleri birbirinden güzel etkinlikler bekliyor. Haftaya başlamadan listemize göz atın.
Editör
18 Nov 2019
#TASARIM
#SERGİ
Mimari, endüstriyel tasarım, moda tasarımı ve grafik tasarım alanlarından 17 tasarımcıyı bir araya getiren İlham Veren İ...
Editör
15 Nov 2019
#KAHVALTI
Kahvaltınızı deniz kenarında mı yapmak istersiniz, köşkün arka bahçesinde mi? Serpme kahvaltınızı kendiniz mi seçmek ist...
Seçil Şeker
15 Nov 2019
#MÜZİK
Hip hop müziğin başarılı isimlerinden Ali Eksan, bilinen adıyla Ethnique Punch, beat’lerini kendisiyle yapan bir MC. Sin...
Kardelen Uysal
15 Nov 2019
#SOSYAL SORUMLULUK
Hale Acun Aydın, 1983 İstanbul doğumlu bir içerik üreticisi. Türk İşi Minimalizm adlı YouTube kanalının ve web sitesinin...
Kardelen Uysal
14 Nov 2019
#TİYATRO
Tiyatro Kalemi ötekinin derdinin, hikayesinin üzerine titizlikle eğilen bir tiyatro grubu. Çok katmanlı metinleri, başar...
Kardelen Uysal
12 Nov 2019
#GEZİ
Şehir sizi bastıysa, hafta sonu için huzurlu bir tatil düşlüyorsanız Urla’ya 9 km uzaklıktaki Özbek Köyü keşfedilmeyi be...
Gülay Güler
9 Nov 2019
#YEMEK
#DİYET
Öğle yemeklerini Mistral Çarşı’da yiyor, sağlıklı beslenmek istiyorum ama çalışırken nasıl yapabilirim bilmiyorum diyors...
Gülşen Sarı
8 Nov 2019
#MÜZİK
Adnan Girgin (davul), Atahan Gökdel (gitar) ve Mert Deliktaşlıdan (gitar, vokal) tarafından 2018 yılında hayata geçirile...
Kardelen Uysal
7 Nov 2019
#TEKNOLOJİ
Ege bölgesinin en büyük yazılım teknolojileri konferansı 23 Kasım, Cumartesi günü Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde G...
Editör
6 Nov 2019
#EDEBİYAT
Berna Kumaş Sipahi, Arkas Holding Kurumsal İletişim Direktörü. Aynı zamanda da bir yazar. Daha önce Gökten Üç Elma Düşmü...
Editör
5 Nov 2019
#SİNEMA
İzmir kentinin tek sinema festivali olan İzmir Kısa Film Festivali, 4 Kasım günü başladı ve 10 Kasım'a kadar devam edece...
Editör
5 Nov 2019
#TİYATRO
Will Eno'nun yazdığı 2005 Pulitzer Ödülleri Dram Finalisti Thom Pain oyunu dün, çocukluk, bugün, gösterinin doğası ve do...
Seçil Şeker
4 Nov 2019
#KONSER
#TİYATRO
#SÖYLEŞİ
#ATÖLYE
Bu haftanın göze çarpan etkinlikleri neler? İzmir bu hafta hangi tiyatroya gidecek, hangi konserde eğlenecek bu listede!
Editör
4 Nov 2019
#VEGAN
#VEJETERYAN
Dünyanın her yerinde veganlığın yükselişe geçmesiyle birlikte işletmeler bu konuya daha duyarlı olmaya başladı. İzmir’de...
Gülay Güler
2 Nov 2019
#KOŞU
#SOSYAL SORUMLULUK
Ayrık veya açık omurga anlamına gelen spina bifida, dünyada en sık görülen doğuştan olma hastalıklardan birisi. 3 Kasım’...
Öykü Nur Akkol Avcı
1 Nov 2019
#YEMEK
Hani bir söz vardır muhtemelen aşinasınızdır; "Tekrarı yoktur bazı şeylerin hayat gibi, aşk gibi, ömür gibi…"
Zeren Tuğçe Erbil
31 Oct 2019
#KONSER
#MÜZİK
Kış yavaş yavaş kendini gösterip bizi üşütürken konser konser gezip içinizi ısıtmaya hazır mısınız?
Seçil Şeker
30 Oct 2019
#TİYATRO
#OPERA
Annie müzikali geçen sene Mozart Akademi tarafından İstanbul’da Zorlu’da sahnelenmişti. Bu sene Kasım ayında üç kez sahn...
Kardelen Uysal
29 Oct 2019
#TİYATRO
#STAND-UP
Kasım ayında İzmir'i birbirinden değerli oyunlar, performanslar ve stand-up gösterileri bekliyor. Sizi eğlenceli, komik,...
Kardelen Uysal
28 Oct 2019
#ATÖLYE
Hafta sonunu renklendirip hem eğlenmek hem de öğrenmek isteyenler için İzmir bu ay dopdolu!
Seçil Şeker
27 Oct 2019
#TİYATRO
Arthur Schnitzler’in La Ronde adlı eserinden Haluk Işık’ın uyarladığı, 1890’lu yıllarda Viyana’da geçen Atlıkarınca Hika...
Editör
27 Oct 2019
#EDEBİYAT
Deniz Kuyumcu, 22 yaşında genç bir yazar. Kuyumcu, kitabı Efsaneler Yıldırım Kuşu’nda gerçek efsanelerle kurmacayı birle...
Gülay Güler
26 Oct 2019
#PUB
Urla’nın ilk Irish Pub'ı açıldı. The Harp dekorasyonu, sıcak ortamı, bira çeşitliliği, uygun fiyatları ile tamamen Irish...
Gülay Güler
25 Oct 2019
#BALE
#OPERA
#ÇOCUK
Çocuklara opera, bale, klasik müziği sevdirmek ve çocukların okuma alışkanlığı kazanmaları için yazılan Şekeronya’da sol...
Editör
22 Oct 2019
#MÜZİK
#SANAT
#FESTİVAL
#YOGA
Yeşim Özbirinci, www.wearethehippies.com sitesinin kurucusu ve editörü. Site, sürdürülebilir yaşam, psychedelic kültür, ...
Kardelen Uysal
22 Oct 2019
#KUTLAMA
#MÜZİK
Yılın en eğlenceli günlerinden biri olan Cadılar Bayramı'na çok az kaldı. Her yıl dünyada rengarenk ve eğlenceli görüntü...
Gülay Güler
21 Oct 2019
#YOGA
Bu röportajı okurken siz de görünenin özüne yolculuk etmek isteyeceksiniz. Biz dinlerken Özlem Özülker hikayelerinden ve...
Editör
20 Oct 2019
#ÇOCUK
#ETKİNLİK ALANI
Ebeveyn olunca öncelik hep çocuklarımızın oluyor değil mi? Sizi de bunaltmadan, İzmir'in tadını çocuklarınızla hangi mek...
Gülay Güler
19 Oct 2019
#SEMİNER
5 Kasım tarihinde İzmir'in gelecek vadeden girişimleriyle yatırımcıları bir araya getirmek için düzenlenen Startup, Türk...
Editör
15 Oct 2019
#SİNEMA
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 2002 yılından beri düzenlenen Filmekimi, 18-23 Ekim tarihleri arasında İzmir’de g...
Kardelen Uysal
15 Oct 2019
,
Başa Dön
Bize ulaşın
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.
Satış Sözleşmesi
İptal ve İade