Yazılar

Özel Çocukların Özel Adresi Bep Danışmanlık

Paylaş
26-12-2017
Seçil Şeker

 

Farkındalık her şeyi değiştirir, erken teşhis hayat kurtarır! Farklı çocukların doğru bir adreste, gerçek Özel Eğitim Uzmanları eşliğinde eğitim almaları hayati önem taşıyor. Biz de tanıyınca tam da doğru adres olduğuna güvendiğimiz Bep Danışmanlık'ın tatlı kurucuları Özlem Koç ve Cansu Kançeşme ile uzmanlık alanları hakkında harika bir sohbet gerçekleştirdik. Farkına varmak adına gelin özel eğitimi ve özel çocukları tanıyalım.

 

Kaynak: Bep Danışmanlık (Özlem Koç, Cansu Kançeşme)

Sizleri biraz yakından tanımak isteriz...

Özlem Koç: Anadolu Üniversitesi Özel Eğitim Anabilim Dalı mezunuyum. 2008'den beri aktif olarak çalışıyorum. Ağırlıklı olarak Otizm ve öğrenme güçlüğü üzerine çalışıyorum. Otizmle çalışmak olimpik bir yüzme havuzu gibi. Sınırlarınız çok net ve o sınırlara göre belirliyorsunuz çalışmalarınızı ama disleksi okyanus gibi, çok geniş bir alana yayılıyorsunuz. İkisi de çok keyifli, ikisinden de vazgeçemiyorum.

 Cansu Kançeşme: Üniversite hayatıma Marmara Üniversitesi Fransızca Tercümanlık ile başlayıp sonra İzmir'e dönüp her şeye yeni baştan Dokuz Eylül Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği Bölümü ile başladım. O sırada Spor Yöneticiliği bitirdim. Çeşitli anaokullarında, Uzay Kampı'nda, Basketbol Dünya Şampiyonası'nda çalıştım. Lisansım bitince Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Özel Eğitim Anabilim Dalı’nda yüksek lisansa başladım. Sonra Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde kitaplarını okuduğumuz hocalar olunca oraya başvurdum ve alındım, yüksek lisansımı orada tamamladım. Sonrasında Gazi Üniversitesi'nde doktoraya başladım. Benim için hem akademik, hem de uygulamada yürütmek çok eğlenceli. Akademik olarak baktığında çalışmaları görüyorsun, bunun gerçek hayattaki uygulaması, öğrencinin ve öğretmenin nelere ihtiyacının olduğunun deneyimlenmesi çok farklı bir haz.

 

Bep Danışmanlık ne zaman kuruldu?

Nisan 2016'da kuruldu. Aynı kurumda çalışıyorduk ve birlikte yol çizmeye karar verdik. Öğrenme Güçlüğü, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ve Otizm üzerine çalışıyoruz. Üstün zekalı çocuklarımız da var tabii, farklı tanı gruplarına dahil öğrencilere de danışmanlık veriyoruz. Tamamen özel eğitim üzerine uzman bir kurum bulmak çok zor şu an. Genellikle psikoloji üzerine eğitim almış kişiler özel eğitim alanında danışmanlık yapıyor, bununla birlikte sertifika almış sınıf öğretmenleri özel eğitim alanında çalışıyorlar ama bu tabii ki çok doğru değil. Biz İzmir'de iki Özel Eğitim eğitimi almış ve çocuklara birebir ilgilenen tek kurumuz.

 

Aileler nasıl anlayabilir çocuklarının farklı olduğunu?

Tüm tanılar birbirinden farklı. Daha emzirirken bile göz kontağı kurmuyorsa bir dikkat etmek gerekiyor. Emekleme dönemi kısa sürdüyse, geri gitme tercihi olduysa, konuşma güçlüğü çekiyorsa bir dikkat etmek gerekiyor. Çocuğum çok sakar düşüyor, düşürüyor demeden önce biraz gözlemlemek gerekiyor. Risk kavramları olmadığı için tehlikeye çok açık oluyorlar. İlk çocukta daha tecrübesiz olunduğundan fark etmekte geç kalınabiliyor.

Ancak artık farkındalık projeleriyle farklı olma bilinirliği arttı. Bizim de otuzdan fazla ünlü ile çalıştığımız bir disleksi farkındalık video serimiz var, çok ünlü isimler var, katılan herkese buradan da teşekkür etmiş olalım. Bunun dışında aile bilinçlendirme seminerleri veriyoruz. Birçok kurum bu seminerler için inanın çok istekli, her alandan kişilere ulaşabiliyoruz böylelikle. Kesinlikle "Başımıza neler geldi!" veya “Benim çocuğumda olmaz!” denilecek bir durum değil, anne babalara, adaylara ve birlikte yaşadığımız çevreye bunu anlatmak için çabalıyoruz. Bu bambaşka bir dünya ve çok öğretici.

 

Okul hayatlarının kolaylaşması için kendilerine özel bir okul olması sizce sağlıklı mı? Eğitim sistemi sizce nasıl olmalı?

Sadece otizmli çocukların gittiği okullar ülkemizde bulunuyor, sadece disleksi tanılı çocukların gittiği okullar şu an yurtdışında bulunuyor; ama ülkemiz için buna karar vermek çok zor. Bu konuda tartışmalar sürüyor. Özel eğitimin amacı zaten çocuğu bağımsızlaştırıp hayatını kolaylaştırmak. Yani çocukları sosyal hayata, topluma kazandırmamız gerekiyor. Evet, çocuk akranlarıyla beraber okumalı; ama geri kalan zamanlar o kadar az ki özel eğitim aksıyor. Bazı okullar bu konuda çok kapalı ve görmezden geliyor. Böyle durumlarda çocuklarımızı ulaşabildiğimiz okullara yönlendirmek tabii ki daha sağlıklı oluyor. Keşke çocuklar bazı derslerini normal okullarda bazı derslerini de özel eğitimle alabilse, okullarla beraber çalışılabilse. Yönetmelikte bu madde var fakat yanlış uygulanıyor. Öğretmenler de biraz zorlanabiliyor. Öğretmenle özel eğitimci hep irtibat halinde kalmalı.

 

Üniversite hayatları olabilir mi?

Tabii ki olabilir. Bir yerden sonra hayatlarını özgürce devam ettirmeyi öğrenen çok öğrencilerimiz var. Zaten üniversite dediğimizde daha bilimsel bir eğitim olduğu için gerek akademisyenler, gerek asistanlar bu konuda daha sağduyulu oluyorlar. Otizmde mesela müzik yeteneği çok güçlü olabiliyor. Öğrenme güçlüğünde yaratıcılık çok dikkat çekiyor. Sosyal hayata uyum sağlayan bireyler üniversite hayatına çok daha rahat uyum sağlıyor. Neyi nasıl öğrendiğini bilen birey özgürleşiyor.

 

Özel eğitim alan çocuklar psikolog desteği almalı mı?

Psikoloji, ruh bilimi; eğer çocuk yeni bir şey öğrenecekse, çocuğa yeni bir beceri kazandırılacaksa, öğretme alanında uzman kişilerce yapılmalı. Biz uzun bir süre bunun eğitimi alıyoruz. Çocuğun bu davranışları neden gösterdiğini bilmeden eğitime başlamak verimli olmaz. O yüzden psikoloğa yönlendirdiğimiz çocuklar oluyor; ama o kişinin de özel eğitim konusunda tecrübeye sahip olması gerekiyor.

 

Özel eğitim alan çocuklar, diğer çocuklarla ilişki kurarken sıkıntı yaşıyor mu?

Akran zorbalığı maalesef var. Özgüvende ciddi kayıpları olduğunu görüyoruz. Orada iş yine bize düşüyor, kendi farklılığının farkına varan ve bunu olumlayan çocuk daha yapıcı oluyor. Travmatik bir şey yaşamadığı sürece eğitim kısmında zaten çocuk farklılığının da farkına varıp bunu olumluyor. Çocukla direk eğitime başlamadan önce etkinlikler yapıp, onu iyice tanıyıp, onunla sağlıklı bir ilişki kuruyoruz.

 

Kaç yaşında başlıyor eğitimler?

Erken müdahale çok önemli. Burada 0-18 yaş arasında çocuklar var. Eğer çocuğun bize ihtiyacı kalmamışsa mezun oldun diyerek eğitimlerine son veriyoruz, ama irtibat kesinlikle kopmuyor. Bir öğrencimizin kuzeninin düğününe çağırıldık geçtiğimiz günlerde. (Gülüyor.)

 Özel eğitimle yol almanın en önemli noktası kabullenmek. Aile aksiliklerin farkında oluyor; ama kabullenmiyor. Sarsıcı bir aşama ve bu noktada işin uzmanından destek alırlarsa işleri de çok kolaylaşıyor. İlk adımı zamanında atmak çok önemli. Yanlış şeylere yönelmek de zaman kaybettiriyor. En başta televizyonlarda gördüğümüz at ile terapi tedavileri, mucizevi yöntemler gibi... Evet hayvanlar önemli herkes için; ama çocuğun ihtiyacı olan şey ciddi bir eğitim süreci.

 

Birebir eğitim mi veriliyor?

Özel eğitimin temeli bireysel eğitimdir. Çocuğun akranlarıyla sosyalleşmesi için ekstra grup çalışmaları da yapılıyor. Bizim çocuklarımız için akademik derslerinin grup halinde verilmesi söz konusu olamaz. Sosyal beceri için de birçok yöntem var, çevrilip Türkiye’de kullanılmasına vesile olduğum ve saygıdeğer hocalarımla beraber Cansu Kançeşme diye benim de adımın yer aldığı bir kitap da var. Çocuğun ihtiyacı neyse ona uygun bir yöntem kullanıyoruz. Burada her şey bilimsel dayanaklı. Aklımıza bir şey geldi diye kuyuya taş atabileceğimiz bir misyonda değiliz.

Çalışma alanlarımızın hepsinde dikkat, odaklanma, konsantrasyon becerileri öncelikli. Aldığımız eğitimler ile bu alanlarda yetişkinlere de destek oluyoruz. Bu durum sosyal hayatlarını ve özellikle iş hayatlarını oldukça olumlu etkiliyor. Bireylerin ve kurumların ihtiyaçlarını analiz edip bilimsel uygulamalarla çözüme gidiyoruz. Bunu yapabilmek çok güzel.

 

Bu konuda ailelere düşen görevler neler?

Aileler önce çok iyi gözlemci olmalı. Farklılık var diye düşündüğü ilk zamanda bir uzmana başvurmalı. Her seminerde “uzman” diye üstüne basa basa söylüyoruz. Hangi eğitimleri alan kişi özel eğitim uzmanı olur, bunu iyi bilerek bu yola çıkmalılar. Çünkü bu yolda en önemli şey zaman, yanlış kişilerle kaybedilen zaman asla geri gelmiyor. Çocuklarına kimin eğitim verdiğine çok dikkat etmeliler. Öyle ki hiç özel eğitim öğretmeni olmayan rehabilitasyon merkezleri var. Ailelerin bu konuda biraz araştırma yapmaları gerekiyor. Sertifikalı öğretmenin verdiği eğitim ile özel eğitim öğretmeninin verdiği eğitim tabii ki fark ediyor.

Ailelerimizle yola çıktığımızda öncelikle burada koyulan kuralları evde de devam ettirmeleri konusunda onlara detaylı açıklama yapıyoruz. Bu çok önemli. Öğretmen ile irtibat halinde olunmalı; o gün derste ne yapıldı, çocuk ne öğrendi, nasıl öğrendi, performansı nasıl değişti… Aile bunların takibini yapmalı. Öğretmene sıkıştığı an ulaşabilmeli. Bir de tabii ki eğitimin sürekliliği çok önemli bu alanda.

 

Özel aileler size nasıl ulaşabilirler?

Web sitemizden, sosyal medyadan ve telefonla bizlere ulaşabilirler, mail atabilirler. Gelip bizi ziyaret edebilirler. Eğitim süreci ve sonrasında da 7/24 bize ulaşabilirler. Aile buna çok şaşırıyor. Tatil, sabah, akşam, hiç fark etmiyor. Biz çocuğa eğitim verirken aileye de destek veriyoruz. Tam da bu yüzden “Biz hep varız” diyoruz.