Psikiyatrist Eylem Özten: Boşluk kaygıyı her zaman artırır, üretkenlik ise azaltır

#SAĞLIK
#PSİKOLOJİ
#YAŞAM
Kardelen Uysal
7 Nis 2020

Dünyayı saran Covid-19 pandemisinin ruh sağlığımız üzerinde azımsanmayacak etkileri var. Kimimiz kaygı ile baş etmede zorlanıyor, kimimiz evden çalışma sisteminde bir düzen oturtamıyor. Çiftler ise sürekli bir arada olmaktan dolayı çatışma yaşayabiliyor. Üstelik bu dönemde dijital etkinlikler ve akıllı telefonlar bizi dünyaya ve birbirimize bağlasa da aslında var olan dijital bağımlılıkları derinleştirebiliyor. Doç. Dr. Psikiyatrist Eylem Özten ile bunları ve çözüm yollarını konuştuk. Umarız hayatınıza kolaylık sağlar. 

Salgın nedeniyle çoğu kişi panik durumunda. Kaygı ve stresle baş edebilmek için neler önerirsiniz?

Korku, kaygı hayatı tehdit eden bir durum karşısında en doğal insani tepkidir. Kaygının belli bir düzeyi yapıcıdır ve olması istenir. Hayatta önlemler almamızı sağlar. Kaygının şiddeti arttıkça yapıcı kaygıdan yıkıcı kaygıya geçer. Artık duruma panik hakim olmuştur ve panik hali de çoğu kez sağlıklı düşünüp, davranmamızı engeller. O zaman kaygımızı olağan düzeylerde nasıl tutmalıyız kısmı önem kazanmaktadır.

 

Öncelikle bunu yaşarken yalnız olmadığımızı kendimize hatırlatmalıyız. “Sağlığımıza ne olacak? Ekonomik olarak ne olacak? Sevdiğimiz insanlara ne olacak?” gibi birçok soru şu an tüm insanların aklında. Ayrıca dünya bugüne kadar çok fazla salgın, savaş, felaket atlatmış. Bu süreçler elbet geçecek ve karanlıklar aydınlığa çıkacak. Bunları aklımızdan çıkarmamalı ve bu ara süreci iyi yönetmeliyiz. Peki nasıl yönetmeliyiz?

 

Boşluk kaygıyı her zaman artırır, üretkenlik ise her zaman kaygıyı azaltır. O nedenle var olan şartlar içinde bunu hayata geçirebilmenin yollarını aramak ve işe girişip çabalamak çok önemli. Bu süreçte keyifle yaptığımız şeyleri şu anki yaşam koşullarına uyarlayıp devam ettirmeye çalışırken günlük rutinden de kopmamaya çalışılmalız. Önceki uyku, yemek saatlerimizi düzenli devam ettirmeliyiz.

Günlük, haftalık ve salgın sonrası için yazılı hedefler koymak, bunlar için heyecan duymamız ve bunlar için çabalamamız önemli. Sevdiğimiz insanlar ile fiziksel temasımız olmasa da duygusal temasımızı devam ettirmeli, sosyal ilişkilerimizi online devam ettirmeli, sevdiklerimizi arayıp sormalıyız. Evde yapılabilecek egzersizler, nefes ve gevşeme egzersizleri de çok faydalı olacaktır.

Bir yandan ölüm korkusunun iyileştirici bir gücü de olabilir mi? Bu geçirdiğimiz zamanlardan ders çıkarmak mümkün mü?

Nietzsche’nin "Beni öldürmeyen acı güçlendirir" sözü çok değerlidir yaşamda. Bir felaket karşısında savaşmak da kaçmak da insana özgü tepkiler. Bu ikisinden hangisini seçeceğimiz yaşamımızı belirliyor aslında. Yani bu durumdan güçlenerek, dersler çıkararak, sonrası için enerjimizi toplayarak da çıkabiliriz, tükenmiş halde de çıkabiliriz. Her doğum sancılı olur. Zaten yaşadığımız sancılı süreci doğuma dönüştürme olasılığını da unutmamak gerekir.

Bir yakınımız ya da kendimiz enfekte olduk diyelim. Bu zor süreçte nasıl sakin kalabiliriz?

Şimdi ve buradaya odaklanmak önemli. Şimdiye ve buradaya odaklanınca şu anı anlama, kavrama, çabalama, çözümleme işin içine girer. Yani artık onunla savaşma ve ne gerekiyor ise yapma kısmıdır bu. Yani hareket, eyleme geçme zamanındır. Eyleme geçme kaygıyı genelde azaltır. Siperde bekleyen ve savaşan askerlerin kaygı düzeyleri ölçülmüş. Siperdeki askerlerin kaygıları çok daha yüksek bulunmuş. Bu nedenle eyleme geçmek, gerekenleri yapmak ve çabalamak değerli. Yani bir Covid-19 pozitif tanısı olduğunda harekete geçmek, tedavi sürecine girmek kaygıyı zaten dağıtacaktır. Kişinin şimdi ve buradaya odaklanıp, çaba ile yaşam savaşı vermesini sağlayacaktır. Onun dışında sevdiğimiz insanların desteğini almak önemli. Fiziksel mesafe, sosyal mesafe kavramları hayatımızın merkezinde ama bu duygusal mesafe demek değil. Sosyal destek bu noktada çok pozitif bir güç sağlıyor, hastalık ile savaşırken bu noktayı atlamamak gerekir. Çünkü biliyoruz ki hastalık ile savaş için güçlü bir immün (bağışıklık) sistem gerekiyor. Psikiyatrik hastalıklar ile immün sistem arasındaki ilişkiler son dönemlerde çok çalışıyor ve aralarında bağlantıyı gösteren birçok bulgu var. Depresyondaki hastalar ile sağlıklı kişiler karşılaştırıldığında depresyondaki hastaların immün markerlarında sorun olduğu görülmüş. İyi bir immün sistem, psikolojik olarak iyi oluşa bağlı.

İnsanlarda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak hissi var. Zor dönemlerin ardından gelen ekonomik buhran gibi konularla baş etmede tavsiyeleriniz var mı?

Ekonomik sorunlar kaçınılmaz olarak karşımıza çıkacak gibi duruyor. Bireysel olarak bizim yapacağımız bu noktada öğrenilmiş çaresizlik yaşamamamız. Zaten olmuyor, olmayacak gibi düşündükçe artık hiç bir fırsatı göremez, çabalayamaz hale geliyoruz.

Çin’de insanlar Covid-19’un ardından evlerine kapandılar ve ardından boşanma oranları arttı. Evlerinde kendilerini izole eden çiftlere ve ailelere ne önerirsiniz? Bu dönemde iletişim nasıl kurulmalı?

Düzenimiz değişti, hem de tüm düzenimiz. Bunun ilişkilere yansıması çok beklenir bir durum. Duruma hangi pencereden baktığımız yine ilişkileri biçimlendirecek. Eve sıkışmaya isyan etmek, durumu kabullenmemek tahammülsüzlüğü artıracak, kişiyi mutsuzluğa itecektir. Bundan da partner, çocuklar, evdeki sevilen kişiler nasibini alacaktır. Tam tersi de mümkün olabilir. Bu dönemi kenetlenme, karşılıklı duyguları anlamaya çalışma, uzun uzun sohbet etme, destek olma gibi uzun zamandır ıskaladığımız birçok paylaşımı ev rutinine aktarabilir ve ilişkileri güçlendirmek için yine bir fırsata dönüştürülebiliriz.

Akıllı telefon, sosyal medya ve internet bağımlılığı gibi sorunlar varken bu sorunları daha da derinleştirecek bir dönemin içinde bulduk kendimizi. Bu araçlar bir yandan bizi birbirimize ve dünyaya bağlıyor. Peki bu dönem bağımlılıkları artırır mı ya da var olan bağımlılıkların derinleşmesine neden olur mu?

Süreç artık hayatı online yürütmemiz gereken bir noktaya getirdi. Bu nedenle sorunuz çok değerli. Nomofobi kavramı (no mobile phobia) son zamanların önemli bir kavramı iken bu süreçten sonra daha çok hayatımıza girecek gibi görünüyor. Ancak bilgisizlik ve belirsizlik nasıl kaygıyı artırıyorsa bilgi kirliliği de kaygıyı en az o kadar artıran bir faktör. Bu nedenle kendimize süreci takip etmek için bilimsel değerine güvendiğimiz kaynaklar seçmeliyiz. Onun dışında sevdiklerimiz ile iletişim aracı olarak ve keyifli ve kaliteli vakit geçireceğimiz noktalarda tabii ki interneti kullanmalıyız ama tüm günümüzü almamalı. Kendimizle baş başa olmak için fırsat yaratmalı, önceki yoğun tempomuzda ıskaladığımız şeyleri yapmak için de zaman ayırmalıyız. Kısaca bu dengeyi iyi kuramazsak internet bağımlılığı, psikolojik bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Uzun süre ekran ışığına, elektromanyetik dalgalara maruziyetin ise tıbbi açıdan olumsuz etkileri kapımızı çalacaktır.

Kendi kendine terapi için önerebileceğiniz yöntemler, faydalı olabilecek kitap önerileriniz var mı?

Nefes egzersizleri öneririm. Sağlıklı nefes önemlidir. Gevşeme egzersizleri yine çok değerlidir. "Hayatı Yeniden Keşfedin", "İyi Hissetmek" adlı kitaplar ise kendi kendine terapi için güzel kitaplardır.

Evde uzun süre vakit geçirmeye alışkın olmayanlar ve evden çalışırken düzen oturtmakta zorlanabilecek insanlar için neler önerirsiniz?

Her gün akşam yatma, sabah kalkma, yemek saatlerini aynı düzende devam ettirmek önemli. Böyle dönemlerde uyku, uyanıklıkta gece gündüz döngüsü değişme eğilimindedir. Yani gece uyanık kalma, gündüz uyuma eğilimi yoğundur. Gece uykusu melatoninin salgılandığı sağlıklı ve kaliteli bir uykudur, gündüz uykusu ise sağlıksızdır. Bu nedenle gündüz uykusu, 15-30 dakika aralığının dışında önermediğimiz bir şey. Gün ışığı alabilmek önemli. Ağır yemekler, uzun açlık, sağlıksız beslenme, çok kafein, alkol, madde kullanımı yine süreci olumsuz etkilemektedir.

 

Evde çalışma düzeni için sabah işe gitme rutinimize en yakın olanı yapmak; yani sabah duş almak, giyinmek vb. özbakımımızı sağlamak, çalışacağımız alanı olabildiğince özenli ve kendimiz için cezbedici ve uygun hale getirmek, çalışma saat ve aralıklarımızı aynen devam ettirmek önemlidir.

Eylem Özten'in yazılarına buradan, videolarına ise şuradan ulaşabilirsiniz.

Benzer yazılar
#YAŞAM
Evden çalışmak pek çok avantaj sağlayan bir yöntem. Dünyada gittikçe tercih edilen bu çalışma yöntemini kolaylaştıracak ...
Editör
26 May 2020
#SAĞLIK
#YOGA
Yoga binlerce yıl öncesinden günümüze kadar ulaşmış kadim bir bilgidir. Beden, zihin ve ruh birlikteliğine dayanan yoga ...
Gülay Güler
21 May 2020
#STAND-UP
Gülmeye en çok ihtiyacımız olduğu bugünler için ilaç gibi gelecek stand-up gösterilerini ve komedi serilerini listeledik...
Gülay Güler
19 May 2020
#SOSYAL SORUMLULUK
Pandemi olsa da olmasa da sokak hayvanları her zaman zor durumda. Onlara bakmak, karınlarını doyurmak ve onları sevmek b...
Kardelen Uysal
18 May 2020
#SİNEMA
Hollywood yapımlarına tepkili, herkesin bilmediği, herkes tarafından bilinmek de istemeyen, asi bağımsız filmler... Gerç...
Gülay Güler
17 May 2020
#HOBİ
#YAŞAM
Tüm günümüzün evde geçtiği bu dönemde kendimizi oyalamanın ya da hep isteyip zaman ayıramadığımız işler için kolları sıv...
Seçil Şeker
15 May 2020
#SAĞLIK
Hepimizin bildiği gibi koronavirüs boğaza, solunum yollarına ardından akciğere yerleşip akciğere ciddi bir zarar veriyor...
Gülay Güler
12 May 2020
#MÜZİK
#KONSER
Rock, caz ve pop müziğin tanrı ve tanrıçalarının unutulmaz konser performanslarını sizler için derledik. Müzik tarihinin...
Editör
12 May 2020
#TİYATRO
Kubilay Üner ve Onur Atacan tarafından 2012 yılında kurulan New York Sanat Akademi’nin ilk mezunlarının kurduğu Tiyatro ...
Editör
7 May 2020
#FESTİVAL
#MÜZİK
#SÖYLEŞİ
Türkiye’nin iyilik odaklı festivali Festtogether, 9 Mayıs'ta evlerimize geliyor. Pandemi nedeni ile ortaya çıkan ihtiyaç...
Editör
6 May 2020
#SAĞLIK
#ÇOCUK
COVID-19 pandemisi yetişkinleri etkilediği gibi çocukları da etkiledi. Çocuklar bilişsel gelişim düzeyleri nedeniyle sal...
Gülay Güler
28 Nis 2020
#EDEBİYAT
#KİTAP
#PSİKOLOJİ
Dünü, bugünü, kendimizi, ailemizi, insanlığı anlamaya yarayan psikoloji kitapları; yaratıcılık alanında ufuk genişleten ...
Kardelen Uysal
28 Nis 2020
#DİJİTAL PLATFORM
Gayzerlerle dolu ulusal parklar, tarihe iz bırakan ve hayatta kalabilen tarihi mekanlar, en güzel kentlerin izlenebilece...
Kardelen Uysal
24 Nis 2020
#ÇOCUK
#TİYATRO
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin çocuklara 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı armağanı müzikli çocuk oyunu "Bir M...
Editör
23 Nis 2020
#EDEBİYAT
#MÜZİK
#SİNEMA
#EĞİTİM
Edebiyat, müzik, sinema alanında pek çok platform arşivlerini kullanıcılar için erişilebilir hale getirdi. Geçmiş konser...
Kardelen Uysal
17 Nis 2020
#BELGESEL
Ekran başında bilgilenmek isteyenler, son yılların dikkat çeken belgesellerini sizin için listeledik.
Gülay Güler
15 Nis 2020
#SAĞLIK
#PSİKOLOJİ
#YAŞAM
Dünyayı saran Covid-19 pandemisinin ruh sağlığımız üzerinde azımsanmayacak etkileri var. Kimimiz kaygı ile baş etmede zo...
Kardelen Uysal
7 Nis 2020
#SANAT
#RESİM
Kentler yalnızca ulusların değil, bireylerin de kişisel tarihlerinin önemli bir parçasıdır. Bu yüzden kent manzaraları b...
Çağatay Olgun
3 Nis 2020
#SAĞLIK
#YAŞAM
İzmir Büyükşehir Belediyesi COVID-19 salgınına karşı önlemler almaya devam ediyor. Şehirde dezenfeksiyon, sosyal mesafe ...
Editör
2 Nis 2020
#SİNEMA
Evde sinema keyfine Türk filmlerini katmak isteyen sinema tutkunları, 2000'lerin mutlaka izlemeniz gereken 10 Türk filmi...
Gülay Güler
1 Nis 2020
#EVDEKAL
#DİJİTAL PLATFORM
Kimi zaman eğlenmek, kimi zaman yeni yerler keşfetmek, kimi zaman da yeni bir şey öğrenmek için YouTube’a başvuruyoruz. ...
Seçil Şeker
30 Mar 2020
#TEKNOLOJİ
Bu uygulamalar sayesinde zihninizi, bedeninizi ve el becerilerinizi geliştirebilir; evde geçirdiğiniz zamanı ve molaları...
Gülay Güler
30 Mar 2020
#TİYATRO
İnsanın, toplumun, tarihin, düşlerin, umudun elçisi olan tiyatro geçmişten bugünümüze insanın baktığı en değerli aynalar...
Kardelen Uysal
27 Mar 2020
#EDEBİYAT
#PSİKOLOJİ
Kitap okumayı sevenler, vakit ayıramayıp yeniden bir şeyler okumak isteyenler için kitap listesi hazırladık. Önerdiğimiz...
Kardelen Uysal
25 Mar 2020
#PODCAST
Gündem, teknoloji, edebiyat, kişisel gelişim, spor, sanat gibi pek çok konuda birbirinden farklı ve değerli görüşlerin a...
Seçil Şeker
25 Mar 2020
#BULUŞMA
#ÇEVRİM İÇİ ETKİNLİK
12min.me İzmir'in ilk dijital buluşması "NERD'esin?" 25 Mart Çarşamba akşamı saat 19.00’da video konferans uygulaması Zo...
Editör
23 Mar 2020
#MÜZE
#SANAT
Dünyanın en önemli müzeleri çevrim içi ziyarete uygun biçimde kapılarını açtı. Sanatın en eski ve en güncel eserlerini i...
Kardelen Uysal
22 Mar 2020
#SİNEMA
Kendini sinematik evrende kaybetmek isteyenler için kimseden duymadığımız ama izlemeye değer bulduğumuz filmleri yıl, tü...
Gülay Güler
21 Mar 2020
#DÖVME
Aslında Mimarlık bölümünden mezun olan Okan Çarga, grafik tasarım alanında ilerlemeye karar verir. Monogram ve Ex Libris...
Gülay Güler
20 Mar 2020
#MÜZİK
Şirin Pancaroğlu, Washington Post Gazetesi tarafından uluslararası ölçekte büyük bir yetenek olarak nitelendirilen çok d...
Kardelen Uysal
18 Mar 2020
#SANAT
Yaklaşık otuz yıldır ekranlardan tanıdığımız ünlü oyuncu Canan Hoşgör artık İzmirli. Hoşgör, İstanbul'un kaosundan o kad...
Gülay Güler
16 Mar 2020
#BİNİCİLİK
#RESTORAN
#ETKİNLİK ALANI
Manej Urla, bir babanın kızının hayalini gerçekleştirme hikayesi. Aylin at ister, baba Yaşar Bey atı alır, at için yer y...
Gülay Güler
14 Mar 2020
#MÜZİK
Ağustos ayında Ohrid Uluslararası Çoksesli Korolar Yarışması'nda ülkemizi temsil etmeye hazırlanan A Capella Gramofon Ko...
Kardelen Uysal
11 Mar 2020
#STAND-UP
#TİYATRO
Aşk Yeniden dizisinin Şaziment'i olarak hayatımıza girip yıllardır bizi bizden çıkardığı malzemelerle güldüren komedyen ...
Seçil Şeker
10 Mar 2020
#YEMEK
#RESTORAN
Gastronomi mezunu Didem ve Alp Türkmenoğlu okulda tanışıp, aşık olurlar. On sene boyunca İstanbul'da yaşayan, çeşitli re...
Gülay Güler
9 Mar 2020
Bize ulaşın
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.
Satış Sözleşmesi
İptal ve İade