Sıla Topcam - Düş Zamanı Masalcısı

Paylaş
14-12-2016
Gülay Güler

Masalların büyülü diyarlarında bir seyyah gibi gezen Sıla Topçam; masal düşlerini anlatıyor, düşler kuruyor ve zamansızlıkta paylaşıyor. Düş Zamanı Masalcısı olarak masallarla dans eden Sıla Topçam hikayesini otuzbeslik.com okuyucularına anlatıyor. 

Masal anlatıcılığına nasıl başladın? Hikayeni bize anlatır mısın?


2012'de kızım Asya Mavi doğduğunda ona kitaplar alıp okumaya başladım ve çok hoşuma gitti çocuk kitapları ve çocuk edebiyatı. 2014 yılının başlarında bir gün masal anlatımıyla ilgili bir röportaja rastladım. O anda masal anlatma fikri beynimde yanıp söndü. Tamam, ben çocuğuma kitap okuyorum ama aramızda bir şey var, kitap var. Ben çocuğumun gözünün içine bakıp neden bir şeyler anlatmıyordum diye kendimi sorguladım. Ve tesadüf o ara Judith Liberman'ın İzmir'de eğitimi varmış ve çok tesadüfi bir şekilde bu eğitimden haberdar oldum. Ve ben o eğitime katıldım.

 
 
Oyunculuk mezunusunuz.
 

Evet, ben Süleyman Demirel Üniversitesi Oyunculuk mezunuyum. 9 Eylül Üniversitesi'nde Tiyatro Yüksek Lisansı yaparken kariyerim hep tiyatro üzerinden gelişti. Çocuk oyunlarında, gençlik oyunlarında sahne aldım, drama ve oyuncuk dersleri verdim. Ama hiç kafamda masal anlatılıcığı fikri olmamıştı.
İlk profesyonel masalımı  dinlediğimde ve çok etkilendim. O kadar farklı bir atmosfer yaratıyor ki insanda bu çok hoşuma gitti. Sonra o duyduğum masalı muhabbet arasında arkadaşlarıma anlattım. Anlatmak da çok hoşuma gitti. 

Bizim 'Bir Kitap Bin Sohbet' adında, 3 yıllık kitap kulübümüz var.  Beraber atölye çalışmalarımız da oluyor.  Vahşi kadın doğasını konu alan 'Kurtlarla Koşan Kadınlar' kitabını inceleyip üzrinde tartışıyorduk. Kitabın her bölümünde bir masal var ve sonrasında analiz yapıyoruz. Normalde hikayeyi okuyorduk. Ben, 'kitap okumak yerine masalı anlatayım' önerisinde bulundum. Masal anlatmaya başlamam böyle gerçekleşti. Masalı çalışırken oyunculuktan çok farklı olduğunu fark ettim. 

2014 yazında Şirince'de 'Masal Anlatıcılığı' üzerine bir kampa katıldım Biraz kendimi keşfetme kampı gibi oldu. Kamp bittikten sonra tamam 'ben bu işi yapmak istiyorum' dedim ve ne kadar masal kitabı varsa hepsini aldım. Okuyup kendime repertuvar oluşturmaya başladım.

Yüksek lisan tezimi 'Anlatıcılık' üzerine seçtim ve kuramsal okumalar yaptım. Sezon açıldığında da birkaç kitabeviyle görüştüm 'Size masal anlatayım mı?' diye dolaşmaya başladım. Çünkü ustalaşmam gerekiyor. Bu iş evde oturarak olmuyor. Bir haftalık eğitim alıp tamam 'artık ben profesyonel masal anlatıcısıyım' diyemezsin. Tecrübe etmek gerekiyor. Benim şansım oyunculuk mezunu olmamdı. Sahneye alışkındım.

Ben de bu işi yapacağım diye kendimi yüz kişinin ortasına atmadım. Güvenli alanda başladım. Bir yıl boyunca kitap kulübünde arkadaşlarıma anlattım. Her anlatışımda mekan değiştikçe seyirci değiştikçe olay da değişiyor. Sürekli pratik yapmak gerekiyor.

2016 yılında 'SEİBA Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı Merkezi' açıldı. Kurucuları Nazlı Çevik, Ayşe Senem Donatan ve Şeyda Çevik. İki buçuk yıl sürecek “Anlatıcının Yolu” eğitimleri için seçmelere girdim ve seçildim.  Ocak 2016'da başladık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nerelere masal anlatıyorsunuz? Mekan hikaye anlatımında önemli mi?

2015'te her ay masal anlattığım kitabevleri vardı. Şu an kitabevlerinde anlatmıyorum. Anlatım tarzımın şekillenme süreci içerisindeyim ve festivallerde anlatıyorum.

Mekan önemli, seyircinin rahat hissedebilmesi, mekanın hikaye ile uyumlu olması, sakin bir ortam olması gerekiyor.


Bize masal anlatıcılığını tanımlar mısın?


Masal anlatıcılığı hayal kurdurma sanatıdır. Masal anlatıcılığı çok geleneksel köklü bir şeydir. Dedelerimiz, ninelerimiz bizlere masal anlatırlar. Ben de bu soruyu kendime soruyorum aslında; 'Masal anlatıcısı olmak için nasıl bir eğitim almak gerekiyor?' Tiyatro eğitimi almamın artıları da eksileri de vardı. Bir anlatıcının, geçmiş hayatı, okuduğu okullar, yaptığı işler anlatımında çok etkili oluyor. Bir masal anlatıcısı, anlattığı masalı ilk önce kendi anlamalı. Bunun için sembolizm, mitoloji, edebiyat aynı zamanda psikoloji de bilmesi gerekiyor. Masalların dilli metaforiktir. Onun altında bir katman daha var. Onun farkında olmak, kendimizle bağ kurmak ve sanatla beslenmek gerekiyor. Sanatla beslenmezsen yaptığın şey kısır kalıyor. Bunun yanı sıra ben sembolizmden, mitolojiden, edebiyattan, Ayşe Nilgün Arıt hocamdan aldığım şamanik öğretiden, aynı zamanda psikolojiden de besleniyorum"

 

Masal anlatıcısı kimdir?

Masalcı; 
bilgiyi kendi deneyimleriyle aktaran kişidir.


Ne tür masallar anlatıyorsun?


Mitolojik hikayeler ve peri masalları anlatmayı daha çok seviyorum. 

 

Peki hikayelerin zamanını değiştiriyor musun?

Zaten masallar zamansız ve mekansızdır. Her anlatımda değişiklikler oluyor.


Bir masal kaç dakika sürüyor? 


60 dakika.


Şu an neler yapıyorsun?


Efe Elmas ile birlikte Masal ve Arketip ve Şifalı Masallar çalışmamız var. Atölyeler düzenliyoruz. Ben masalı anlatıyorum, Efe; simgelerini ve sembollerini çıkartıyor, yorumunu yapıyor. İçinde farkındalık ve meditasyon çalışmalarımız da oluyor.


Seni takip etmek isteyenler sana nerelerden ulaşabilirler?


https://www.facebook.com/silatopcam?fref=ts


http://duszamanimasalcisi.blogspot.com.tr/2016/11/cocuklara-masal-ve-asya-mavinin-ogudu.html#more


Sahneye çıkmadan önce nasıl çalışmalar yapıyorsun?


Bazen resim çizerek çalışıyorum. Hocalarımdan öğrendiğim ve kendi geliştirdiğim farklı çalışma tekniklerim var.


Yapmak istediğin farklı projeler var mı?


Yavuz Ekinci'nin 'Günün Birinde' adlı kitabinin içinde 'Ravan' adlı bir masal vardı ve bu masal ayrı bir baskıyla okura sunulmuştu. Hocam Gürol Tonbul tarafından Ravan/Bir At Masalı adıyla tiyatroya uyarlandı. 
Ben masalı anlatıyorum. Soner Akçay oynuyor. İsmail Başışık ise müziklerini yapıyor 4 Aralık'ta sahnelenecek. Ben de nasıl olacak merak ediyorum. Orada yapacağımız şey sadece masal anlatıcılığı değil, içinde çok farklı şeyler de var. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye'de masal anlatıcılığı hangi seviyede, yurt dışıyla kıyaslama yapabilir misin?

Türkiye'de Nazlı Çevik ve Judith Liberman bu işin öncüleri. Judith Fransız asıllı ve Fransa'da anlatıcılık eğitimi almış. Türkiye'ye yerleşmiş ve burada masal anlatmaya başlamış. Nazlı Çevik ise Almaya'da anlatıcılık eğitimi almış. Onların başlatma enerjileri var, yeni tarz masal anlatıcılığında. Elbette onlardan önce de masal anlatıcılığı vardı, meddahlar vardı. Judith ve Nazlı'nın getirdiği anlatıcılık daha çağdaş anlatıcılık.

İlk İstanbul'da atölyeler açılmaya başladı. Daha sonra İzmir'de atölyeler oluşturulmaya başlandı. Daha sonra Ankara'da ve şimdi de birçok yerde anlatıcılar artmaya başladı. 

İstanbul'da SEİBA Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı Merkezi profesyonel anlatıcı yetiştirmek için, öğretmenler için ya da kendini bu alanda geliştirmek isteyenler için eğitim veriyor. 
Bu eğitimler Uluslararası, her ay yurt dışından hocalar geliyor. Bu hocaların her birinin kendi ülkelerinde anlatıcılık okulları var. 

Yurt dışında bu iş daha gelişmiş. Oralarda masallar arşivlenmiş, derlenmiş. 70'li yıllarda performans anlamında masal anlatımı tekrar yükselişe geçmiş. Yurt dışındaki üniversitelerde masal anlatımı; performans sanatı içinde anlatılan ciddi bir alan.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Masal dinlemeye, durup dinlenmeye, hayal etmeye, aynı hayalın içinde olmaya ihtiyacımız var. Masalın içinde hep umut vardır ve sana yol gösterir. Masal bu yüzden gelişmiştir.

Esas amacım; seyirciyi uyandırmak aslında. Umutsuzluğa kapılma, harekete geç, hayat bu kadar zor değil, hepimiz her şeyi yapabiliriz.