Yazılar

Şirin Payzın Türkiye'deki Kadın Algısı Hakkında Ne Düşünüyor?

Paylaş
07-12-2018
Seçil Şeker

Geçtiğimiz günlerde “Medyada kadın algısı” konusunda konuşmacı olarak katıldığı Turuncu Konuşmalar’da buluştuğumuz Şirin Payzın’a birkaç soru sorma şansı yakaladım. Duruşunu ve haberciliğini sevdiğim Şirin Hanım ile gerçekleştirdiğim sohbette, bakış açısıyla beni yeniden kendine hayran bıraktı. Ayaklarının üzerinde duran, iyi yetişmiş kadınların önemini bir kere daha hatırlattı bize. Röportaja başlamadan önce naçizane biraz Şirin Hanım’dan bahsedeceğim... 

 

 

Fotoğrafta solda Seçil Şeker, sağda Şirin Payzın duruyor. Göğüslerine kadına yönelik şiddete karşı duruşun simgesi olan turuncu kurdele bulunuyor.

 

Şirin Payzın, Makedon asıllı bir babanın ve Kırım göçmeni bir annenin kızı olarak 1968 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası gazeteci olan Şirin Payzın bir dönem Ankara'da yaşadı ve lise döneminde tiyatro ile ilgilendi.  

1987 senesinde üniversite için Fransa'ya gitti ve bu dönemde babasını kaybetti. Tekrar Türkiye'ye dönen Şirin Payzın İstanbul Üniversitesinde Filoloji Bölümünü yarım dönem okudu ardından Ankara Bilkent Üniversitesin'de Sanat Tarihi ve İşletme okudu. Üniversite eğitimini New York Üniversitesi'nde tamamlamasının ardından Payzın, Birleşmiş Milletler‘deki Daimi Temsilciliğimiz'de işe girdi. Televizyoncu Ufuk Güldemir‘in bir arkadaşı ile tanışmasıyla Show TV‘de çalışmaya başladı.  

1994-1999 yılları arasında ATV ana haber bülteni kadrosunda diplomasi muhabirliği yaptı. ATV ve Sabah Gazetesi adına gittiği yurt dışındaki pek çok haber sırasında devlet başkanlarıyla özel röportajlar gerçekleştirdi. 1997 yılında Libya Lideri Muammer Kaddafi ile yaptığı özel röportajla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ”Yılın Röportajı” ödülünü kazandı. 

Şirin PayzınCNN TÜRK‘ün kurulduğu 1999 yılında kıdemli diplomasi muhabiri olarak göreve başladı. 2002 yılının Eylül ayına kadar bu görevini sürdürdü. 2001 yılında “Dünyada Bugün” programını hazırladı ve sundu. CNN TÜRK'te “Yeni Gün Hafta Sonu”nu hazırlayıp sundu. Ayrıca, muhabirliğe de devam etti. 

2003 yılının Mart ayında başlayan, Irak Savaşı sırasında TRT adına İran‘a gitti ve buradan özel bir program hazırlayarak sundu. 

Muhabirlik görevi süresince, Pakistan‘daki askeri darbe, AB Helsinki Zirvesi, İsrail‘de ikinci intifada, İran‘da seçimler, Bağdat‘ta yaşanan krizler, 11 Eylül sonrası New York‘ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu da dahil olmak üzere, sıcak haberleri CNN TÜRK adına yerinde izledi. 2018 yılında CNN TÜRK’teki görevine son verilen Şirin Payzın, T24 kanalında “Neler Oluyor?” programını sunmakta.  

 

Mesleğe başladığınız zamanki heyecanınız hala devam ediyor mu? Yıllar geçtikçe fark eden şeyler oldu mu? 

Kesinlikle devam ediyor. Yakın zamanda çalıştığım kurumdan siyasi sebepler nedeniyle kovulmuş bir gazeteciyim. T24’te yepyeni bir heyecana ortak oldum. T24, on yıldır bileğinin gücüyle bir yerlere gelmiş bir kurum. İşleri ellerinden alınmış gazetecilerin kurduğu patronsuz bir platform. 25 yıl öncesine, ilk muhabirlik zamanlarıma döndüm diyebilirim. Bence gazetecilik bir kariyer değil bir yaşam biçimi. Gazeteci olduğunuzda hayatı 24 saat gazeteci gözünden izliyorsunuz.  

 

Libya Lideri Muammer Kaddafi röportajınızla "En İyi Gazeteci” ödülünü aldınız. Kariyeriniz bundan sonra nasıl değişti? 

Kaddafi röportajı hayatımdaki önemli noktalardan ama dönüm noktam değildi. Ödüller insana tabii ki güven getiriyor, daha iyisini yapmanız için motivasyon sağlıyor. Kariyerimdeki dönüm noktasını, Birleşmiş Milletler’de çalıştığım dönemde, Bosna Savaşı'nı izlerken, Türkiye’ye dönüp burada gazetecilik yapmaya karar verdiğimde yaşadım. Oradan sonra yaşadıklarımı basamak olarak adlandırmayı doğru buluyorum.  

 

Kadınlar iş hayatında hep engellerle karşılaşıyor. Sizin de engellendiğiniz yerler oldu mu? 

Doğrusunu söylemek gerekirse ben engellendiğim fikrinde değilim. Medyada kadınların ciddi bir biçimde ağırlığı var. İyi ki de böyle. Engellendiğimi söylesem doğru söylememiş olurum. Önüme çıkan engeller birçok erkeğin de önüne çıkan engellerdi. Muhakkak çalışma hayatlarında kadınların yaşadığı çok büyük zorluklar var. Eşit işe eşit ücret almıyorlar, işe girmek için zorluklar yaşıyorlar ama en önemli sıkıntıyı kendi aileleri içerisinde yaşıyorlar. Kadınların hala çalıştırılmadığı bir Türkiye düzeni var. İyi eğitim almış, aileleri tarafından eğitimlerine yatırım yapılmış kadınların, paraya ihtiyaç duymayacak refaha sahip olmalarından dolayı iş hayatında olmaması daha büyük bir sorun. Yetişmiş kadınları istihdama katamıyoruz.  

 

 

Fotoğraftaki kişi Şirin Payzın, arkada çiçekli bir fon var ve Payzın'ın üzerinde siyah beyaz çizgili bir şal bulunmakta. Kaynak: internet Haber

 

Türkiye’deki kadın sorunu yasalardaki açıklardan dolayı mı, yoksa yasaların yaptırımlarındaki açıklardan dolayı mı kaynaklanıyor sizce? 

İkisi de birbirine bağlı. Yaptırım gücünün artması için kadınların örgütlenmesinin ne kadar önemli olduğunu geçmişte gördük. Örgütlenme hem yasaların yaptırımı hem de daha fazla yasanın çıkması için bir güç birliği ve fikir tabanı oluşturuyor. Uygulamada ve bu uygulamanın denetlenmesinde büyük sorunlar var. Dolayısıyla medya denetimi de burada devreye giriyor. Bu bir zincir. Yasanın çıkması için, çıktıktan sonra takibi için, uygulanması için baskı kurulması gerekiyor. Çemberi tamamlayabilmemiz için hepimizin çalışması gerekiyor.  

 

Bu çember tamamlandığında sorun çözülebilecek mi? 

Hayır. İnsan doğasında her sorun yeni bir sorun doğurur. Geçmişte televizyondaki kadına yönelik, bir duruş problemi vardı, onu büyük ölçüde aşağı çektik. Şimdi sosyal medyada kadına yönelik sorunlar çıkmaya başladı. Dijital medya önümüze bambaşka bir dünya kuruyor ve bununla mücadele etmemiz gerekiyor. İnsana, kadına, çocuğa dair sorunlar hiç bitmez. Mühim olan toplum olarak ne kadar iyi örgütlendiğimiz ve bu örgütlenmelerden ne kadar elle tutulur sonuç aldığımız.