Yazılar

Sokak Çorbacıları ile Arka Sokaklar İçin Başka Bir Dünya Mümkün

Paylaş
19-01-2019
Kardelen Uysal

 

Dört gönüllü dernek binası önünde gülümseyerek poz veriyor. Kapının önünde dağıtım sırasında kullandıkları üç bisiklet bulunuyor. 

 

Sokak Çorbacıları Yardımlaşma Derneği, kendini şöyle anlatıyor: “İki arkadaş olarak başladığımız ve giderek sayımızın arttığı gönüllülük esasına dayalı; evsizlere, sokakta soğukta çalışmak zorunda kalan insanlara ve çocuklara çorba dağıtma hareketimizde daha çok sesimizi duyurmak, daha çok insana ulaşmak ve farkındalık yaratmak adına kurulmuş bir topluluğuz. Hiçbir çıkar gözetmeden sadece yardımlaşma, insanların mutluluğu, farkındalık yaratma ve güzel dostluklar, güzel anılar adına bir araya gelen gönüllü arkadaşlarız.”  Sibel Arslan ile Ece Altınörs’ün başlattığı bu hareket ile haftanın iki günü 150 kişiye çorba dağıtılıyor.

 

Solda bir bitki, üzerinde Sibel'in fotoğrafı var. Sağdaki beyaz tahtada ise "bir kentin arka sokakları için başka bir dünya mümkün" yazıyor. Altına da Sİbel Arslan'ın adı yazılmış.

 

9 Ocak günü Basmane’de çorbayı yaptıkları yere gittim ve onlarla konuştum, neden orada olduklarını sordum, ardından vefat eden Sibel’in babası Erol Bey ile çorba dağıtmaya gittim. Bu insanların yanındayken zaman yumuşacık geçiyor; dünya güvenli, merhametli bir yermiş gibi geliyor. İyi ki varlar. Onlar sadece çorba dağıtmakla kalmıyorlar, çorba aracılığıyla bazen insanların hayatlarına da dokunuyorlar. Evsizlere ihtiyaçları konusunda destek oluyorlar. Bazen de dezavantajlı grupların, ailelerin sorunlarına, çocuklarına dokunuyor, çözümler üretiyorlar. Sizler de bu yazıda; gönüllülerin orada bulunma nedenlerini, nelere ihtiyaçları olduğunu, çorba dağıtımı sırasında yaşadıklarımızı okuyabilirsiniz. Umarım yolunuz bir gün oraya düşer. Her çarşamba ve cumartesi çorba yapımı için saat: 16:00’da, dağıtımı için en geç 19:00’da dernek binasında buluşuyorlar. Kendilerini Facebook, Instagram, Twitter ve web siteleri üzerinden takip edebilirsiniz. Önce uzun zamandır orada bulunan Ulvi Küçük’le konuşuyorum. Ulvi Küçük orada olma nedenlerini ve neler yaşadığını anlatıyor:

“2015 yılında internette bisikletle çorba dağıtımı yapacak gönüllülere ihtiyaç olduğuna dair bir ilanla karşılaştım. 2015 yılından beri aktif olarak çorba dağıtımına katılıyorum. İlgi giderek büyüyor, sesimizi duyurmaya başladık. Burası benim hem bisiklet tutkumu hem de insanlara yardım etmeye yönelik arzumu doyuran bir yer. O zamandan bu yana da çok şey öğrendim. Sokakta çok fazla insan var. Evsizlerin çok fazla ihtiyaçları var. Şimdi onların bazı ihtiyaçlarına çözüm bulma gayesindeyim. Elimizden ne gelirse yapmak istiyoruz. Buna inanıyoruz. Sadece evsizlere değil, sokakta bulunmak zorunda olan herkese çorba dağıtıyoruz. Bu Sibel’in bize bıraktığı bir miras.”

Ulvi Küçük, derneğe destek olmak için sosyal medyada paylaşım yapılabileceğini vurguluyor. Ayrıca derneğin web sitesinde bulunan hesaba bağışta da bulunabilirsiniz. Derneğe uğrayıp maddi destekte de bulunabilirsiniz makbuz karşılığında. Bunların dışında derneğe gıda yardımında bulunabilirsiniz. Kırmızı mercimek, salça, yağ, baharat, tüp, çorba kasesi ihtiyaç listesinde. Biz bunları konuşurken kocaman bir kazanda çorba pişiyor.

 

Mutfakta büyük bir kazanda bir gönüllü pişen mercimek çorbasını karıştırıyor.

 

Ardından diğer gönüllülerin yanına gidiyorum. Neden orada olduklarını, nasıl hissettiklerini soruyorum.

“Sibel’le aynı yerde çalışıyorduk, onun sayesinde buradayım. Çorba dağıttığımız zaman insanların yüzündeki o mutluluk ve sevinç benim burada olma nedenim.” diyor, 25 yaşındaki Özenç Kölemezli.

“İlk kez bir arkadaşlarımdan duyduğumda çok hoşuma gitti. Bu oluşumun temelini öğrenince ilgim ve sevgim daha da arttı. Biz buraya zamanımızı veriyoruz ve çok keyif alıyoruz. Beni çok motive ediyor.” diyor, 32 yaşındaki Sinan Emre Durmaz.

 

“Sokaktaki insanlar için bir şey yapmak gerektiğini düşündüm. Çorba dağıtınca tüm sorunlarını çözmüyoruz insanların ama iletişime geçmenin onlara iyi geldiğini görüyorum. Yiyecekten çok onlarla kurduğumuz iletişim, her çarşamba ve cumartesi onlara gitmemiz çok hoşuma gitti. Bu nedenlerden dolayı buradayım.” diye açıklıyor orada olma sebebini, 29 yaşındaki akademisyen Duygu Pembe Öksüz.

 

 

İki gönüllü mutfakta gülümseyerek poz veriyorlar. Önlerinde de yaprak sarması konulmuş kaplar var. Bu yaprak sarmaları da evsiz insanlara dağıtmak için hazırlandı.

 

Çorbayı yapanlardan biri olan 23 yaşındaki Mehmet Altıntaş’ın yanına gidiyorum. Şunları söylüyor bana:

“Sokakta yaşayan insanların yanında olmak, destek olmak amacıyla buradayız. Bir kap çorbayla insanların karnını doyuramıyoruz belki ama onların yanında olduğumuzu hissettiriyoruz.”

 

52 yaşındaki Semiha Özöner ve Şenay Selek’in burada olma durumu ise daha farklı. Arkadaşları İlknur Atik’in anısına oradalar. Anlatıyorlar:

“Bizim buraya katılma amacımız biraz daha farklı. Arkadaşımızı 4 ay önce kanserden kaybettik. İki arkadaş birlikte lokma döktürelim, diye düşündük. Sonradan sokak çorbacılarını öğrendik ve onun anısına burayız."

Şenay Selek de ekliyor:

“Burada olduğumuz için çok mutluyuz, çorbada bizim de tuzumuz olduysa ne mutlu bize.”

 

Sibel, Kazım Kızıl’ı da çok severmiş. Kazım Kızıl’ın onlar hakkında çektiği videoyu da izleyebilirsiniz.

 

Dünyayı Döndürenler: "İzmir'in Sokak Çorbacıları" from KAZIM KIZIL on Vimeo.

 

Ardından Sibel’in babası Erol Bey’le çorba dağıtımına çıkıyoruz. Dernektekiler de çevredeki evsizlere çorba dağıtımı için son hazırlıklarını yapıyorlar. Erol Bey başlangıçta benimle konuşmak istemedi. Arabada ise nedenini açıkladı.

“Her şeyi buradaki çocuklar yapıyor. Ben neden ön plana çıkayım ki…”

Dernek olarak yaptıklarına hayran kaldığımı söylüyorum. Diyor ki: “Bize de evlat öğretti.” Evsiz insanlardan bahsediyoruz, çevrede yaşayan insanlardan. Sonra Sibel’i anlatıyor biraz. 10 Ocak sevgili Sibel’in doğum günüymüş. İyi ki doğmuş, bunca insana ilham olmuş Sibel. Sibel çocukken de farklıymış. “Enteresan bir kalbi var Sibel’in.” diye anlatıyor babası. “Çocukken de sokakta evsiz, aç bir adamı görür, koşa koşa eve gelir, annesinin yaptığı böreğin yarısını keser sokaktaki adama götürürdü.”

Otogara varıyoruz. Oradaki her evsiz tanıyor Erol Bey’i. Çok titiz çalışıyor, Sokak Çorbacıları Derneği. Tüm yemekler steril eldivenlerle yapılıyor, termoslara konuyor, ekmekler depoşetlere yine eldivenle konuluyor. Çorba dağıtırken de yine eldiven kullanıyoruz. Soğuk kış gününde mukavvaların, örtülerin, bankların üzerinde oturan evsizler bizi görünce hemen gülümsüyorlar. Bir tanesi bana bakıp “Kızım şu durumlar bir düzelsin, ben de sana yağdıracağım.” diyor. Bu adama kısa zaman önce haciz gelmiş. Hacizlerden kurtulunca, durumu toparlayınca bize neler yapacağını anlatıyor. Bir başkasına gidiyoruz, iki ekmek vermeyi teklif ettiğimizde “Bana iki ekmek verirseniz diğerlerine de kalır mı, yeter mi?” diye soruyor. Elimizdeki çorba bitiyor, yalnızca iki kaplık bir çorba kalıyor. Onu da köprü altını ev bellemiş bir amcaya götürüyoruz. Gün bitiyor. En azından 150 kişi o gün sıcak bir çorba içiyor, Sibel’in anısı yaşamaya devam ediyor. Bu güzel insanlar iyi ki varlar. Umarım, her zaman yolları açık olur.