R
GIRIŞ
TR
EN

Tiyatro Kalemi 6 Kasım'da Yeni Oyununun Prömiyerini Yapıyor!

#TIYATRO
Kardelen Uysal
31 Oct 2018

Tiyatro Kalemi 2010 yılından beri ayakta kalmayı başaran bir tiyatro topluluğu. Topluma, toplumun sorunlarına, bireylerine, göremediklerimize dair hassas bir anlayışları var. Her şeyden önce birbirlerine değer veriyorlar. Yalnızca bir tarafın sorunlarını değil, 360 derecelik bir bakış açısıyla herkesin sorunlarına, yaşadıklarına ses olmaya çalışıyorlar. Kendilerinin Bazı Kadınlar adlı oyununu izlemiş ve bayılmıştım. Umarım yolları her daim açık olur. 

Bu sezon yeni oyunlarlarıyla sahnelerde olacaklar. Şarkıcı/Darbenin Ortasında adlı oyun ise 6 Kasım’da prömiyerini yapacak. Tiyatro Kalemi’ni Facebook, Instagram, Twitter, YouTube ve web siteleri üzerinden takip edebilirsiniz.

 

 

 

 

 

  Oyunlarda hep önemli konuların altını çiziyorsunuz. Yeri geliyor toplum içinde farklı rollere sıkışmış kadınları yeri geliyor teknolojinin bizi ne kadar yalnızlaştırdığını anlatıyorsunuz. Modern insanın sorunlarının ana kaynağında ne var? Ve siz neden bu sorunları işliyorsunuz?

Kamer Yıldız Ok: Sosyolojik olarak görüyorum bu dönemsel sorunları, dönem dönem irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. İzmir veya İstanbul bazında konuşursak 20’lerden başlayan bir durum. Her dönemde farklı bir siyaset anlayışı, kültürel yapı oluşuyor ve sosyal yapı bozuluyor. Modernize sorun dediğimiz zaman aslında evrensel insanın sorunu. Kaybetmeye yakın insanları işlemek bizim daha çok hoşumuza gidiyor. Bir adım sonrası uçurum ama bir adım öncesi de belki başka bir şey. Yaşamdan kopuk karakterleri sevmiyoruz biz Tiyatro Kalemi olarak.  Nefes alan, kanlı canlı, her gün yanımızdan geçen ama görmediğimiz, bakınca bir kısım insanın “ıyy” dediği ama bizim “aa acaba ne oldu, ne derdi var” diye düşünebileceğimiz karakterleri seviyoruz. Evet yalnızlaşmış insanlar, bazen kalabalığın içinde yalnızlaşmış insanlar bunlar ama en temelinde sürekli değişen toplum ve sosyolojik yapı diyorum buna.

 

Bazı Kadınlar adlı oyunda, kendi hayatının penceresinden bakmayı unutan kadınların hikayelerini izledik. Senin hayatında hiç böyle bir dönemin oldu mu?

Kamer Yıldız Ok: Çook, herkes gibi (gülüyor)… Dönem dönem oluyor, hala da devam ediyor.

Sıkışıp kaldığında nasıl kurtulabiliyorsun peki?

Kamer Yıldız Ok: Yeniden ve yeniden başka bir şey var ederek… Sıkıştığım noktada sıkıştığımı anlayıp kaçış noktası yaratıyorum. Bazen bir şiir, bazen bir şarkı, bazen bir karakter işe yarıyor. Hep oyun yazar gibi yaşamayı sevmiyorum. Bir dostumu arayıp ya da anneme gidip “anne gel içelim bugün” demek daha keyifli geliyor bana ya da dibine kadar yalnız kalmak, aç bir müzik dinle, ağla ağla rahatla.

Lale Başara: Bizim oyunculuğa başladığımız andan itibaren gözlem yeteneğimizi de geliştirmemiz gerekiyor. Kendi adıma ben diğer pencerelerdeki –metroda, otobüste giderken, bir kafede otururken, gece içerken- kadınları ve erkekleri gözlemliyorum. Bu yüzden Bazı Kadınlar oyunu da severek oynadığım bir oyun oldu. Başkalarının hayatlarına tanıklık etmek, başkalarının görünmeyen taraflarını hissetmek, fark etmek, öğrenebilmek çok ilgimi çekiyor. Daha ileriki rollerde de kullanabileceğim veriler elde etmiş oluyorum. Bilmiyorum biraz hırsızlık da sayılabilir insanların yaşamlarından küçük detayları kendi karakterlerimde kullanmak.

Sıkıştığımda bir şey üretmek o sıkışmışlığı aşmamı kolaylaştırıyor. Şarkı, şiir sanatsal herhangi bir aktivite tamam ama ona dair bir şey de üretebildiğimde bunalımdan sıyrıldığımı hissetmişimdir her zaman. Onun dışında kendi hayatlarımız ne kadar dolu, duyarlı, renkli, eğlenceli de olsa tek bir yaşantı, tek bir kimlik adı altında kaldığı için bir süre sonra sıkıcı gelmeye başlıyor. Hep bir başka hayata dokunmak, başka hayatı göstermek, yaşamak, yaşatmak ihtiyacı duyuyoruz. Bana neden oyuncu olduğumu sorduklarında aklıma ilk bu geliyor. Yani kendi olma halinden çıkmak ve binlerce insan, karakter, yapı, hikaye içinde varolabilmek büyük bir avantaj. Bu avantajı kullanıyorum oyuncu olarak.

 

 2010 yılından beri faaliyet gösteriyorsunuz. Sanatın bu kadar tartaklandığı bir ülkede 8 senedir ayakta kalmayı nasıl başardınız?

Kamer Yıldız Ok: Bizler gibi insanların bizim yanımızda durmasıyla başardık. 2010 yılında İstanbul’da kurulduğumuzda, Muharrem Yalçın “gelin burada çıkın, provayı da burada yapın” dediğinde Haymatlos Bar bizim sahnemize dönüştü. Muharrem bunun yolunu açtı bize. Biz bar tiyatrosu yapmıyorduk ama barda tiyatro yapıyorduk. Oradan Bigudi Club’a gittik, sabit sahne olarak orayı da belirledik. Oyunlarımızın karakterleri seks işçisi, uyuşturucu bağımlısı, eşcinsel karakterlerdi. Oradaki insanlara da ulaşabilmeye başladık bu sefer. 2012 senesinde biraz daha kısa filmlere yöneldik. 2013 senesinde Gülsen Tuncer şiir dinletilerinin  prodüksiyonu olmaya başladık. 2015 yılına kadar öyle ayakta kaldık. 2016 yılında da İzmir’e geldik zaten. Burada da toplama bir ekip gibi olduk. Lale ve Cemal tiyatroya başladığım yıllarda benim öykündüğüm insanlardı. İnsanı ve inancıyla ayakta kaldı Tiyatro Kalemi. Birarada kalabildiğin sürece tiyatroyu var edebiliyorsun. Tiyatro Kalemi’nin 8 sene önce söylemi “herkes farklı herkes eşit”ti. Hala da öyle devam ediyor bence.

Caner Arıkan: İnsanların inandığı şeyleri yaratmak da çok önemli. İnsan kendini övemez. Ben buraya yeni dahil oldum, yaptığı şeye inanmasam burada olmazdım. Kamer’in yazdığı oyunlar, tavrı, tiyatroya bakışı da hepimizi inandırıyor, hoşumuza gidiyor. Bunu sadece 8 sene boyunca sadece insanlardan destek alarak yapamaz bir insan. Kendi içinde bir tutarlılığı, bakışı, duruşu olması lazım sanata dair ki hayatta kalsın. Bence bunun anahtarı samimiyet ve özveri.

 

Lale Başara: Tiyatro dediğimiz şey aslında bir oyun, metin, oyuncular, yönetmenler değil sadece. Bir topluluktan söz ediyoruz. Belki bambaşka fikirleri, bakış açıları olan ama ortak noktaları tiyatroya ve tiyatronun geleceğe yapacağı yatırıma duyduğu umudu benzer olan insanlardan söz ediyoruz. Bu noktada o insanları biraraya toplamak, birarada tutmak, tüm farkılılıklarına rağmen, sanatın, tiyatronun iyileştirici tarafını onlarla da birlikte yaşamak ve yaşatmak bir grubu uzun soluklu hale getiriyor. Tiyatro Kalemi belki bu anlamda da önemli bir tiyatro. İstanbul’da başlamış olabilir ama temelleri İzmir’de atıldı. 2016 yılında ilk çocuk oyunuyla başlamıştık mesela. Buradaki ortak amaç uğruna biraraya gelmişlik duygusu ve dostluk çok önemli. Oyuncunun rahatlığını, oyundaki rahatlığını, oyuncunun ekonomik durumunu, insan olarak dertlerini, sorunlarını önemseyen bir yapı var burada. Buraya geldiğimiz andan itibaren değerinin bilindiği, yapmak istediklerin için sana kapılar açabilen, birlikte yürümek adına her şeyi yaşayabileceğin bir grubun içinde olduğunu biliyorsun. Böyle gidersek –ki gideceğiz zaten- İzmir’in ihtiyacı olan dayanan, direnen, büyüyen, söylemi ve duruşu olan bir grup olarak  devam edeceğiz. Bu küçük yerde toplanıyoruz ve inadına tiyatro yapmaya devam ediyoruz.

 

 

İzmir’de yaşadığınız zorluklar ve anvantajlar neler İstanbul’a göre?

Kamer Yıldız Ok: İstanbul pek çok zorluğun olduğu bir kent ama İstanbul kültürel anlamda çok zengin. Orada İstanbul bazında düşünürsek seyirci sıkıntısı yaşanmıyor. İstanbul’da 30 kişilik sahnenin de seyircisi var, 300 kişilik de, 1000 kişilik de… Sistemin içindeki insanlar diyebilirim İstanbul’daki insanlar için çünkü herkesin işi, yetişmesi gereken bir yeri, yaşaması gereken zor bir hayatı var ve bir sağaltıma ihtiyacı var İstanbul’un. Bunun kapılarından biri de tiyatro orada. Kimse tiyatroyu es geçmiyor. Alternatif tiyatrolar bazında İstanbul çok daha organize. Bir anlamda disiplinli bir kent. Alternatif ya da prodüksiyon tiyatroları birarada tutabilen bir şehir İstanbul.

İzmir’de yan sokağından haberdar değilsin. İzmir’de sürekli sağaltım yaşayabiliyorum. Tiyatro, İzmir’de bir yaşam biçimi değil bence ama İstanbul’da bir yaşam biçimi. Başka bir işte çalışırken bile tiyatro yapmak için çalışıyorsun. İzmir’de çok rahat yaşayabiliyorsun. İzmir’de de çok güzel sosyal ağlar kurulabiliyor, bu anlamda Akdeniz Akademi’nin çok güzel çalışmaları var. Otuzbeslik.com bunu yapmaya çalışıyor İzmir’de. Tiyatrolar burada biraz daha direk temasında olmalı. İzmir biraz daha bireysel. Tiyatrolar böyle olunca seyirci de böyle oluyor. Seyirciler de birbiriyle iletişime geçmiyor. İstanbul’da bir tiyatroya gittiğinde bir başka yerdeki oyundan da haberin olabiliyor ve hatta bilet alabiliyorsun. Ne kadar çok tiyatro birarada kolektifleşecek o zaman seyirci kolektif bilinçle oyunlarımızı izlemeye gelecek diye düşünüyorum.

Lale Başara: Sanatın bir yaşam biçimi olması çok önemli. Önemli bir insan grubu aslında devlet tiyatrolarını takip ediyor, konserleri vs takip ediyor. Ama Kamer’in de dediği gibi bu takip eden kesimin başka bir tiyatrodan haberi olmayabiliyor. Her tiyatro, büyük bir mücadeleyle verdiği emeğin, harcadığı çabanın karşılığını almak ve ayakta durmak için seyirciye ihtiyaç duyuyor ve kendi seyircisini oluşturmaya çalışıyor. Kendi seyircisini çoğalttığında tiyatroda izleyici kitlesi oluşturuyorsun ve bu kitle senin bir oyununa gelebilir. Oysa bu kitleyi kaçırmamak için bu kitlenin birçok oyuna gider hale gelmesi gerekiyor. Bunun için de tiyatroların birbirini desteklemesi ve seyircisini paylaşması gerekiyor.

 

Kamer Yıldız Ok: İzmir’de daha çok İstanbul’dan gelen tiyatrolara, ünlülere ilgi var. İzmir’de bir de “ben yerel tiyatroyum” söylemi de çok benimsenmiş durumda. Tiyatro evrenseldir. Evrensel değilsen zaten tiyatro değilsin.

Caner Arıkan: İstanbul seyircisi daha çok oyundan çıktığında aldığı hazla ilgileniyor. Burada iş biraz rakı masasında ülke kurtarmaya dönüyor. Daha suyun üzerinden bakıyorlar sanata.

 

Kamer, karı koca üretmenin avantajları neler?

Kamer Yıldız Ok: Ortak üretim Edip Ali diyebilirim. (gülüyor) Avantajları ve dezavantajları diye düşünmüyorum çünkü sürekli birlikte çalışıyor gibi görünsek de biz aslında birlikte çalışmıyoruz. Birimiz yazar, birimiz dramaturg, birimiz oyuncu.

 

Az önce siz sohbet ederken duydum. Yeni gelecek oyunda sağcısına da solcusuna da eşit derecede yer veriyor, alan açıyorsunuz. Genelde tek tip bakış açısı ile ilerliyor pek çok şey. Eşit şekilde yaklaşmayı nasıl başarıyorsunuz?

Kamer Yıldız Ok: Hala deniyoruz, başarmaya çalışıyoruz. Hepimizin içinde kendi inandığı belirli noktalar var. Daha objektif olmaya çalışıyoruz. Toplumsal dönüşümlerin insana yansımasına baktığımız zaman, 80 olayları bazında düşünürsek, sağın solun da asimile edildiğini kabul ettiğimizde eşit derecede yer alması gerektiğini düşündük Şarkıcı adlı oyunumuzda.  Kendimizi sağaltmaya, tarafsızlaşmaya çalışıyoruz. Daha vicdani bir noktaya gelmeye çalışıyoruz.

 

Cemal Aşkın Alpçetin: İnsanların da öyle görmesi için çaba göstermeye çalışıyoruz. Bir olayda biri yaralandığında, bir çocuk yaralandığında bile insanlar yardım ederken tereddüt yaşıyorlar “ya onlardansa ve yanlış anlaşılırsam” diye. Hayır öyle değil, orada yaralı bir insan var ve yardım edeceksin. Taraflı baktığında insan olmaktan çıkabiliyorsun.  

 

Caner Arıkan: İnsanlar Batman filmindeki Joker karakteri için “acaba haklı mı?” diye sorabiliyorlar. Bizim de dilimize yerleştirmemiz gereken şey bu.

 

Lale Başara: Sanatta, tiyatroda tabii ki bir duruşun, bir çizgin, yönelimin, söylemin vardır. Sanatla, tiyatroyla ilgileniyorsan hepsinin dışına çıkarak insanı olduğu gibi ele alıp, artısını ve eksisini de değerlendirerek objektif bir biçimde sunmak gerekiyor. Kişisel olarak farklı bakış açılarına sahip olabilirsin ancak sanatta kendi tarafını övmeye kalkışırsan sorumluluğunu yerine getiremezsin. Amacın tiyatro aracını kullanarak insanlara bir şeyleri anlatmak ve kendileri ile ilgili düşünme fırsatı vermekse o zaman tarafsızlığını koruman gerekiyor. Sağcı, solcu, ev kadını, sanatçı, hayat kadını, genel müdür… Hepsi insan ve insanın eksikliklerine, artılarına sahip olan varlıklar.

 

 

Yeni sezonda sahnelenecek oyunlardan bahseder misiniz?

Kamer Yıldız Ok: Şarkıcı Darbenin Ortasında adlı oyun Alaittin Eraslan Tiyatro Günleri’nde İzmir Sanat 20.30’da sahne alacak. Şarkıcı, 1980 yılında darbe sonrası sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemde, şarkı söylemeye devam edebilmek için hayat kadını vesikası almak zorunda kalan bir şarkıcının hikayesiyle başlıyor. Darbe bir metafora dönüşüyor. Oyunda asıl işlediğimiz pavyon, dönem ve o dönemin paslı adamları, kadınları diyelim. Gerisi oyunda. Kıpti Kumpanya, Bazı Kadınlar adlı oyunlarımız da devam edecek bu sezon. Karan’ın Mektubu adlı oyunumuz da sıradan bir yaşantı içinde yaşayan tamirci bir gencin, bir benzerlik sonucunda sorguya alınmasını ve sonrasında kendi yaşamını sorgulamasını konu ediniyor. O da bu sezonda oynayacak.  Dört oyunla ve çocuk oyunlarıyla devam ediyoruz yola.

 

Aşağıdaki videodan oyuna dair bir kesit izleyebilirsiniz.

 

 

Benzer yazılar
#SANAT
Kardelen Uysal
19 Jun 2019
#TARIHI YAPI
Tarih sevenleri şöyle alalım Otuzbeşlik ailesi olarak İzmir'd eki antik kentleri ve açık hava müzelerini listeledik Haydi durmayın İzmir in antik doku...
Zeynep Öztürk
17 Jun 2019
#TIYATRO
#KONSER
Bu hafta İzmir'd e gidilebilecek en iyi etkinlikleri derledik Can sıkıntısına son veriyoruz Tepekule Açıkhava Sineması Günleri her pazartesi salı çarş...
Can Sue
16 Jun 2019
#KAMP
Üzerinizi yıldızların örttüğü ağaçların denizin kokusuyla uyuyup uyanabileceğiniz denize girebileceğiniz muhteşem kamp alanları var İzmir’d e Nerede o...
Kardelen Uysal
15 Jun 2019
#CAFE
Siyah dondurma ya da içecek gördüğümüzde ilk aklımıza gelen gıda boyası oluyor ki bu çok normal Alsancak ta bulunan Wavy ön yargılarımızı yıkmamızı sa...
Zeynep Öztürk
15 Jun 2019
#HEDIYELIK EŞYA
Çocukluğumuzdan itibaren kahramanımız olan babalarımız için naçizane bir hediye listesi düzenledik Ne alsak ne kadar sevsek az Bir gülümsesek onlara y...
Seçil Şeker
13 Jun 2019
#BEACH CLUB
Deniz kum güneş ve eğlence merkezi olan Çeşme'd e birçok beach club bulunmakta Hem denizin hem eğlencenin tadını çıkarmak isteyenler için Çeşme nin en...
Gülay Güler
13 Jun 2019
#KITABEVI
#KITAP
#CAFE
Alaçatı nın hareketli hayatına bir kitap kafe molası vermek ister misiniz Sizin için harika bir keşfimiz var Alaçatı ya hoş geldiniz Sizi biraz yakınd...
Seçil Şeker
12 Jun 2019
#RESIM
Fotoğrafta sanatçının eserinin fotoğrafı mevcut Eserde ikiye bölünmüş bir daire var Dairenin içinde sarı turuncu kırmızı renkli noktalar beyaz font üz...
Kardelen Uysal
11 Jun 2019
#KONSER
Bu hafta İzmir'd e gidilebilecek en iyi etkinlikleri derledik Can sıkıntısına son veriyoruz Selda Bağcan 7 Haziran günü Musicorium Alaçatı Sahne de se...
Can Sue
9 Jun 2019
#KONSER
Şehrin ritmi içinde bir perküsyon üstadı Hamdi Akatay bütün projelerini Hamdi Akatay in The City adı altında topladı Şehirdeki ritmleri caz ve klasik ...
Can Sue
9 Jun 2019
#SAHIL
Şirin bir beldemiz olan Foça Eski Foça ve Yeni Foça olmak üzere iki kısımdan oluşmakta Eski Foça nın mimari yapısı çok hoştur Taş evleri kalesi yel de...
Gülay Güler
9 Jun 2019
#OTEL
Ege balıkları roka Rum mezeleri ile rakı keyfi sürmek isterseniz adresiniz Foça dır Kendine has bir havasıyla Foça gittiğinize asla pişman olmayacağın...
Zeynep Öztürk
8 Jun 2019
#GEZI
Masallara inanır mısınız peki ya efsanelere Bir rivayete göre Eski Foça da nerede olduğu bilinmeyen bir taş vardır ve Karataş olarak anılır Her kim ki...
Zeren Tuğçe Erbil
8 Jun 2019
#OTEL
Karaburun Mordoğan ın sahilleri öyle temiz denizi öyle mavi ki anlatılmaz yaşanır Suyu ne sıcak ne soğuk adeta gel bana diyor Karaburun da nerede deni...
Zeynep Öztürk
7 Jun 2019
#GEZI
Keşfedilmesine ramak kalmış bir yerden bahsedeceğiz bugün sizlere Bir kere gittiğinizde sizi kendisine aşık edecek olan bu yer Karaburun Denizinin yeş...
Zeynep Öztürk
7 Jun 2019
#YÜZME
Karaburun dantel gibi işlenmiş irili ufaklı birbirinden bakir koylara sahip Karaburun un yolları virajlı ama bu sizi korkutmasın inanın her viraj eşsi...
Gülay Güler
7 Jun 2019
#CAFE
Kış geldi diye Alaçatı’d an vazgeçecek değiliz Minik hafta sonu kaçamaklarınızda bir kahve içip kırk yıl hatır alın diye sizlere Alaçatı nın kahve dur...
Seçil Şeker
6 Jun 2019
#YEMEK
Dondurma denince aklımda da kalbimde de akan sular duruyor Hatta donuyor ve koca bir top dondurmaya dönüşüveriyor Şimdi Hepsini mi denedin yok artık d...
Seçil Şeker
6 Jun 2019
#OTEL
İzmir Seferihisar Türkiye nin ilk Citta Slow u yani Sakin Şehri Bu ünvanı 2009 yılında almış Peki nereden alınıyor bu unvan derseniz açıklayayım Bu un...
Zeynep Öztürk
5 Jun 2019
#SAHIL
Ülkemizde slow city sakin şehir unvanına sahip olan ilk ilçemiz Seferihisar a hafta sonu rahatlıkla gidebilirsiniz Sakin bir tatil geçirmek isteyenler...
Gülay Güler
5 Jun 2019
#GEZI
#YEMEK
Seferihisar a bir kere gidip Bana yetti buralar diyen henüz görülmedi Bir giden bir daha gidiyor sakinliğine alışan beyaz yakalılığı bırakıp buraya ye...
Seçil Şeker
5 Jun 2019
#SAHIL
İzmir merkezden denize girebileceğiniz en yakın ilçe Urla dır Hoop merkezden yarım saatte Urla dasınız Kalabak sahilinden Balıklıova sahillerine kadar...
Gülay Güler
4 Jun 2019
#YEMEK
Kahvaltı Türk kültüründe hatırı sayılır bir yere sahip Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı özellikle pazar günleri bir başka önemseriz Bu keyifli pa...
Bensu Tekin
3 Jun 2019
#GEZI
Huzurun adresi Urla da kuş sesleriyle uyanırsınız Urla rüzgarı ile de meşhurdur İzmir cayır cayır yanarken Urla püfür püfür esmektedir En güzel zeytin...
Gülay Güler
3 Jun 2019
#KONSER
Bayram haftasında konserlere doymaya hazır mısınız Kenan Doğulu'd an Selda Bağcan a Gülşen'd en Yıldız Tilbe ye uzanan gecelerde bağıra bağıra şarkı s...
Can Sue
2 Jun 2019
#OTEL
Ah ne güzeldir Çeşme şimdi Çeşme planınız varsa ve nerede kalacağım diye kara kara düşünüyorsanız bu liste tam size göre Bayram tatilinde Çeşme kaçama...
Zeynep Öztürk
2 Jun 2019
#KAMP
Şehir ahalisi apartman çocukları için betondan kurtulmanın egzoz dolmuş ciğerleri stresten pelteleşmiş zihinleri iyileştirmenin en iyi yolu doğaya kaç...
Gülay Güler
1 Jun 2019
#SAHIL
Tatil başladı Çeşme'd e hangi plajlarda serinlesem diye düşünüp duruyor musun Sana bu konuda yardımcı olabilmek için bu serinletici listeyi düzenledik...
Gülay Güler
1 Jun 2019
#SPOR
Suyu sevin ve sizi değiştirmesine izin verin diyor Gizem Çalışkan Gizem Çalışkan kim mi Kendisi 1988 doğumlu Ege Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edeb...
Zeynep Öztürk
31 May 2019
#OPERA
Kaynak İzmir Devlet Opera ve Balesi Operadan Müzikale Unutulmayan Melodiler 13 Haziran da Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu nda İzmir Devlet Opera...
Can Sue
31 May 2019
#SANAT
Tobav Tiyatro Opera Bale Çalışanları Vakfı Amacı sanatı sevdirmek ve yaygınlaştırmak olan Tobav SANATA EVET mottosuyla eğitim kursları sergiler ustalı...
Gülay Güler
30 May 2019
#GEZI
Yaz aylarının vazgeçilmezi kış aylarının huzur merkezi Çeşme her türden aktivite olanakları ile sıkça tercih edilen beldelerimizden biri Yumuşak havas...
Beste Ayaz
30 May 2019
#FESTIVAL
#KONSER
#SERGI
Bu hafta İzmir'd e yazın gelişini kutlayan etkinlikler var Evde oturmayın kendinizi dışarı atın 27 Mayıs Pazartesi 18 Karşıyaka Çiçek Festivali Saat 1...
Can Sue
27 May 2019
#RESTORAN
Zira İzmir rahattır Bir masa rakı balık dost sohbeti İzmirli nin yaşam tarzıdır Meltem esintisi anason kokusu bizi mutlu etmeye yeter de artar Hal böy...
Gülay Güler
26 May 2019
,
Başa Dön
Giriş yaparak
Gizlilik Politikası
,
Kullanım Koşulları
ve
Çerez Politikası
’nı kabul etmiş olursunuz.