Alper Bıçaklıoğlu ile Sanata Dair

Alper Bıçaklıoğlu ile üretim sürecinde dert edindiği meseleleri, çizgi dışı işlerini, satmadığı eserlerin hikayelerini, tüm bunları neden yaptığını ve daha pek çok şeyi konuştuk. Keyifli seyirler.

Bir Kadının Yol Hikayesi

Ahmet Jundi: Duygularımız bir ve tek

Bahar Akıncı - Barcelona, İzmir'in Görmek İstediğim Hali Gibi!

Gülşah Elikbank - "İhtimal" Bir İhtimalsizlik Romanı

Genç Şair Çağla Meknuze - Akdeniz İklimli Orta Doğu

"Gördüğümü çekiyorum, baktığımı değil."

Bennu Gerede’nin kişisel sergisi Panerotik, BE Contemporary'de kapılarını açtı

Kadın, beden, toplumsal cinsiyet ve cinsellik temaları etrafında gerçekleştirdiği sosyal projelerle tanınan fotoğraf sanatçısı Bennu Gerede'nin uzun süreden sonra gerçekleştirdiği solo sergisi Panerotik, 27 Mart'ta BE Contemporary'de kapılarını açtı. Küratörlüğünü Pırıl Gündüz’ün üstlendiği sergide Bennu Gerede, kadın bedeni üzerine tekrar düşünmeye ve bu formlara dair var olan cinsel çağrışım yüklü algıyı sorgulamaya davet ediyor. Sanatçının farklı fotoğraf serilerinden çalışmalarının Panerotik başlığı altında bir araya geldığı serginin çıkış noktasını, eserleri ve panerotik kavramını serginin küratörü Pırıl Gündüz ile konuştuk. İzleyiciyi, basmakalıp düşüncelerden kurtulan ve doğayla ilişkisinde kendini kutlayan kadın bedenine farklı bir perspektiften bakmaya davet eden Panerotik, 27 Nisan'a kadar BE Contemporary [https://www.otuzbeslik.com/mekan/be-contemporary]'de gezilebilir.

Zem Sesini Arıyor Kitabı Kendi Sesini Arayan Çocuklara Yardım Ediyor

Çocuk kitabı yazarı Bengisu Gençay, aynı zamanda dijital iletişimci ve eğitmen. Zem Sesini Arıyor adlı çocuk kitabında herkesin ses tonuna göre üç gruba ayrıldığı bir gezegende sesi olmadan doğan bir çocuğun maceralarını anlatıyor Gençay. Aslında bu kitap hem yetişkinlere hem çocuklara bir merhem niteliğinde zira yazarın kendisi bu kitabı kendi çocukluğuna borçlu olduğu bir kitap olarak tanımlıyor. Bitkilerden, ormanlardan, yazarın kedilerinden esinlenilmiş fantastik bir çocuk kitabı bu. Aynı zamanda çocukların zor zamanlarla baş etmesi için de bir pusula niteliğinde. Bengisu Gençay'la kitaba ilham olan kaynakları, gezdiği yerleri, yazma macerasını konuştuk.

Öncü ve Özel Bir Deneyim: Map to Utopia

Mark Levitas,Fransa’da Ecole Jacques Lecoq adlı okulda oyunculuk, Sorbonne Üniversitesinde tiyatro eğitimi aldıktan sonra İstanbul’a dönüyor ve o zamandan beri oyunculuk ve yönetmenlik alanlarında üretiyor, aynı zamanda çeşitli üniversitelerin tiyatro bölümlerinde öğretim görevlisi olarak ders veriyor. Levitas'la yeni medyayı teknolojinin imkanlarıyla bir araya getiren, interaktif bir performans olan Map to Utopia [https://maptoutopia.com/] projesi ile ilgili konuştuk. Map to Utopia, Almanya’nın Bonn şehrinde kurulan fringe ensemble ile İstanbul’da çalışmalarını sürdüren Platform Tiyatro’nun ortaklığında oluşturuldu. Oyuncularla seyircilerin sanal bir ortamda buluştuğu Map to Utopia, çevrimiçi bir şekilde oynanıyor, katılımcılara birlikte yaşanabilecek bir kent fikrini, deneyimini yerleştiriyor. Levitas'la projeyi, sanatın dijital halinin sanatçı ve seyirci için sağladığı erişebilirlik avantajını, projenin hazırlık sürecini konuştuk.

Sezgin Kaymaz: Elâlem ne der diye etrafını kollaya kollaya yaşayan insan özgür değildir

Sezgin Kaymaz, Türk edebiyatının en hınzır, en kıvrak dilli, kendine has üslubu olan ve okurun duygularını şaha kaldıran yazarlarından biri. Romanlarını okurken roman karakterlerine sarılmak ister insan. Kötünün yarasıyla karşılaşıp anlayıp merhamete geldiğiniz, bir köpeğin konuşabileceğine inandığınız, ah dünya böyle olsaydı dediğiniz romanların sahibidir Kaymaz. Olmazları oldurtan kainatların yazarı Sezgin Kaymaz; Kün, Lucky, Farfara, Zindankale gibi çok sayıda romanın da yazarı, aynı zamanda sıkı bir hayvansever.Kendisiyle yazar olma serüvenine, çalışma yöntemlerine, hangi yazarları sevdiğine dair çokça röportaj yapıldı. Biz onunla hayvan sevgisini, özgürlüğü, sıcacık ve mütevazı duruşunun nedenlerini, roman karakterlerini konuştuk. Keyifli okumalar.

Sokak Sanatçıları Derneği: İfade özgürlüğünün yeri sokaktır

Sokak Sanatçıları Derneği ilk olarak 2004 yılında bir kulüp olarak hayatına başlıyor ve 2009 senesinde dernek haline geliyor. Onları orkestralarıyla sokaklarda toplum belleğine yer edinen, edinecek olaylarla ilgili şarkılar söylerken de, gençleri sanat alanında desteklerken de görebilirsiniz. Sanatı aracısız olarak toplumla buluşturmak, disiplinlerarası sanat için alan açmak, toplumu özgürleştirmek, hem değiştirmek hem de bu yolda değişmeyi göze almak gibi gayeleri var. Ayrıca bu derneğin başkanları her zaman kadınlar arasından seçiliyor. Ne olduğuna yolda karar veren ama ne olmadığını çok iyi bilen bir dernek burası. Kral çıplaksa çıplak diyebilen insanlardan oluşan derneğin üyeleri ile kuruluş hikayelerini, dertlerini, meselelerini, karşılaştıkları zorlukları, sokak sanatından korkulmasının nedenlerini ve daha pek çok konuyu konuştuk. Keyifli okumalar.