Volkan Öktem: Hangi dönemin içinde büyüdüyseniz o dönemin parçası oluyorsunuz

Volkan Öktem, müzikle çok erken bir yaşta tanışan müzisyenlerden. Henüz 11 yaşında bateri çalmaya başlayan Öktem,Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu, Nilüfer, Tarkan, Mirkelam, Ajda Pekkan gibi sanatçılarla çalıştı. Gruplar kurdu, pek çok grupla beraber çaldı. Caz müziğe ilgi duyunca Tuna Ötenel ve Janusz Szprot gibi sanatçılarla da çalışma olanağı buldu. Yamaha All Stars Europe'ta, Central Park'ta, Leverkusen Jazz Festivali'nde, Sunside Jazz Club-Paris'te sahneye çıktı. Yaptıkları saymakla bitmez. Volkan Öktem'le mekan ile müzik arasındaki ilişkiyi, dönemin müziğine olan etkisini, kendi stilini buluşunu, farklı türlerdeki müziklerin yapı taşını bilmenin yarattığı olanakları, stüdyo kurulumunda dikkat ettiği noktaları ve korona dönemini konuştuk.

Şirin Pancaroğlu: Müziğin içinde bir turist gibi gezmek beni rahatlatıyor

Şirin Pancaroğlu, Washington Post Gazetesi tarafındanuluslararası ölçekte büyük bir yetenek olarak nitelendirilen çok değerli bir arpist. Pek çok albümü olan sanatçı aynı zamanda Arp Sanatı Derneği'nin de kurucusu. Stevie Wonder gibi sanatçılarla aynı sahneyi paylaşan Pancaroğlu, küçük yaşta ailesinden ayrılarak müzik eğitimine başlıyor.İstanbul’da başladığı müzik eğitimini Cenevre Konservatuvarı’nda sürdürüyor ve Indiana Üniversitesi Müzik Fakültesi’nde yüksek lisans derecesiyle tamamlıyor. Dünyanın pek çok yerinde konserler veren sanatçı önemli festivallerde de yer alıyor. Uluslararası bir başarı kazanan buna rağmen inanılmaz mütevazı ve zarif kalabilen Şirin Pancaroğlu'yla sanat aracılığıyla sorunları nasıl aştığını, arpı günlük hayatın içine sokarken yaşadığı deneyimleri, Arp Sanatı Derneği'ni, küçük yaşta aileden ayrılmanın kazandırdıklarını ve kaybettirdiklerini konuştuk.

Praksis: Şarkılarımızın gökyüzü gibi paylaşmak isteyen herkese açık olmasını istedik

Praksis ekoloji, kadın hakları, işçi grevleri gibi pek çok toplumsal konuda mücadele eden, mücadele edenlerin yanında olan, dertleri sorunları işaret eden ve ses çıkaran bir grup. Üç beş ağaç kervanı turnesiyle onları ekolojik mücadelenin sürdüğü kentlerde ve köylerde görmüştük. Onlar müzikle değiştirmeye, göstermeye, umut vermeye ve umut etmeye devam ediyorlar. Yakın zamanda insanın içini umutla dolduranGüzel Günler [https://www.youtube.com/watch?v=peod_ilzZsw] adlı şarkılarını yayınladılar. Kendileriyle değiştirmek istedikleri şeyleri, üç beş ağaç kervanını, toplumsal olaylarda özne olmayı ve daha pek çok konuyu konuştuk. Keyifli okumalar.

Ahura Ritim Topluluğu: Ortak dert bizi bir arada tutuyor

İranlı def sanatçısı Sami Hosseini öncülüğünde 2013 yılında kurulan Ahura Ritim Topluluğu, ortak insani değerlere ve kaygılara sahip gruplardan. Hem sokakta hem sahnede görebileceğiniz grup bir yandan kendi bestelerini diğer yandan anonim eserleri ritim düzenlemeleriyle sahnelemekte. Def, tömbek, cajon, ud, cümbüş, klasik kemençe, bas gitar gibi enstrümanlar kullanan Ahura Ritim Topluluğu, çok dilli şarkılar seslendiriyor. “Barışa Ritim Tut” şiarıyla çalışmalarını sürdüren grup sosyal sorumluluk projelerinde de yer alıyor. Onları Kadınlar Günü'nde ya da küresel iklim krizi eylemlerinde görmek mümkün. Grup üyeleriyle defin günümüzdeki yerini ve geçmişini, karşısında durdukları kötülükleri, bunca zaman ayakta kalmalarının nedenlerini ve pek çok konuyu konuştuk. Keyifli okumalar.

Call Me Yesterday: Kurmaca Karakterlerden İlham Alan Grup

Adnan Girgin (davul), Atahan Gökdel (gitar) ve Mert Deliktaşlıdan (gitar, vokal) tarafından 2018 yılında hayata geçirilen Call Me Yesterday grubu son olarak 2019 yılında Halil Özlü’nün (bas gitar) katılımıyla son halini aldı. Grup garage rock, punk ve stoner müzik türlerinde besteler üretiyor. Sarkılarında çeşitli duygusal devinimleri anlatmasının yanı sıra kurgusal olay ve karakterlere yer veriyor. İlk EP’sini de yayınlayan grupla buluşup grubun kurulma hikayesini, şarkıların ardındaki hikayeleri, müzikle ilişkilerini konuştuk. Call Me Yesterday, 14 Kasım’da Up Stage Performance’ta saat 20.00’de sahne alacak. CMY’den sonra One Against All sahne alacak. Keyifli okumalar.

Queer Elizabeth: Neşeyle direnebilmenin müzik hali

Queer Elizabeth; Yavuz Cingöz ve Burcu Güler tarafından 2017 yılında İzmir’de kurulan bir elektronik dans müziği grubu. Deep house, elektro pop ve daha pek çok türde canlı EDM performansı yapan grupla isminin nereden geldiğini, direnmenin, başkaldırmanın neşeyle dansla da gerçekleşebileceğini konuştuk. Queer Elizabeth 15 Eylül 21.00 - 23.00 arası İEF Otuzbeşlik etkinlikleri kapsamında İzmir Kültürpark'ta da çalacak. Bolca dans etmek isteyen, kimliğini, etiketini üzerinden sıyırıp atan herkesi bekliyoruz. GrubuSoundcloud [https://soundcloud.com/queer-elizabeth],Facebook [https://www.facebook.com/queerelizabeth/],Instagram [https://www.instagram.com/queerelizabeth/]veYouTube [https://www.youtube.com/channel/UC-AukI_OpaJLv252NRQkwCg]üzerinden takip edebilirsiniz.

Lüleburgaz Trockyablues: "Ses'e Hürmetimiz Vardır"

Hamdi Akatay: "Mozart Yaşasaydı Bu Orkestrayı Çok Severdi"

Aybars Savat: "Her müzikte kendinden bir parça bulabilirsin; hepimiz insanız."

İzmir'in Sıcacık Mekanı Cinatı'ndan Ahmet Yıldırım ile Konuştuk

Grogi: İzmir insanı şair ediyor

Tin Pan Grubundan Jesse Selengut'la Konuştuk