Daha Temiz ve Yaşanılabilir Bir Dünya İçin Çalışan Çöpüne Sahip Çık Vakfı

Gezegendeki her canlının sağlığını tehdit eden bir sorun haline geldi atıklarımız. 2015 yılında kurulan Çöpüne Sahip Çık Vakfı, toplumda çöpün azaltılması, doğru yere atılması yönünde davranış dönüşümü sağlayarak, daha temiz bir çevre ve yaşam alanı oluşturulmasına katkıda bulunan bir vakıf. Bu hedefe ulaşmak için iletişim, araştırmalar, saha çalışmaları ve mevzuata katkı alanlarında faaliyetlerini sürdürüyor. Çöpüne Sahip Çık Vakfı ile geri dönüşüm hakkında yanlış bilinenleri, Türkiye'nin çöp haritasını, bireysel olarak atmamız gereken adımları, gönüllülerin neler yapabileceklerini, tüketici davranışlarında değişmesi gereken noktaları konuştuk.

BIFED: Her hayat değerli, her hak çok kıymetli ve her mağduriyet önemli

Bu sene yedincisi düzenlenecek Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali'nde filmler, 2-8 Kasım tarihleri arasında çevrimiçi olarak izlenebilecek. BIFED, dünyadaki aktivistlerin, yaşam alanları işgal edilmiş, doğaları talan edilmiş halkların destansı direnişlerini konu edinen belgesellere yer veriyor. 75 ülkeden katılımcının 500’ü aşkın film ve belgesel ile başvurduğu festival, gezegene dair ilham hikayeleriyle dolu. Bu seneki programda da yine kaçırılmayacak belgeseller var. Hasankeyf’in son günleri, aktivistlerin mücadeleleri, Afrika’da büyük gümüş madenine karşı verilen savaşın hikayesi… Bunlar izleyebileceğiniz belgesellerden sadece birkaçı. Festival yönetmeni Petra Holzer ve festival koordinatörü Ethem Özgüven ile festivalin mücadele alanındaki katkılarını, bağımsız film festivali yapmanın zorluklarını, festivalde izleyiciyi neler beklediğini konuştuk.

Praksis: Şarkılarımızın gökyüzü gibi paylaşmak isteyen herkese açık olmasını istedik

Praksis ekoloji, kadın hakları, işçi grevleri gibi pek çok toplumsal konuda mücadele eden, mücadele edenlerin yanında olan, dertleri sorunları işaret eden ve ses çıkaran bir grup. Üç beş ağaç kervanı turnesiyle onları ekolojik mücadelenin sürdüğü kentlerde ve köylerde görmüştük. Onlar müzikle değiştirmeye, göstermeye, umut vermeye ve umut etmeye devam ediyorlar. Yakın zamanda insanın içini umutla dolduranGüzel Günler [https://www.youtube.com/watch?v=peod_ilzZsw] adlı şarkılarını yayınladılar. Kendileriyle değiştirmek istedikleri şeyleri, üç beş ağaç kervanını, toplumsal olaylarda özne olmayı ve daha pek çok konuyu konuştuk. Keyifli okumalar.

Volkan Öktem: Hangi dönemin içinde büyüdüyseniz o dönemin parçası oluyorsunuz

Volkan Öktem, müzikle çok erken bir yaşta tanışan müzisyenlerden. Henüz 11 yaşında bateri çalmaya başlayan Öktem,Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu, Nilüfer, Tarkan, Mirkelam, Ajda Pekkan gibi sanatçılarla çalıştı. Gruplar kurdu, pek çok grupla beraber çaldı. Caz müziğe ilgi duyunca Tuna Ötenel ve Janusz Szprot gibi sanatçılarla da çalışma olanağı buldu. Yamaha All Stars Europe'ta, Central Park'ta, Leverkusen Jazz Festivali'nde, Sunside Jazz Club-Paris'te sahneye çıktı. Yaptıkları saymakla bitmez. Volkan Öktem'le mekan ile müzik arasındaki ilişkiyi, dönemin müziğine olan etkisini, kendi stilini buluşunu, farklı türlerdeki müziklerin yapı taşını bilmenin yarattığı olanakları, stüdyo kurulumunda dikkat ettiği noktaları ve korona dönemini konuştuk.

Nihayet Cihan: İyi ki can sıkıntısı ve yalnızlık var

Nihayet Cihan, Anadolu Üniversitesi, Klasik Arkeoloji Bölümü mezunu 37 yaşında bir sanatçı. Son 8 aydır Fethiye'de yaşıyor. Cihan, Dune adlı kitapta okuduğu "Korkmamalıyım. Korku aklın katilidir." cümlesi ile cesaret bulup sevmediği bir hayatı terk ediyor ve kendine yeni bir yol çiziyor. Senelerce geziyor sonunda ormandan topladığı malzemelerle Jungle Dudes adını verdiği sevimli mi sevimli hayran olunası küçük karakterler yaratıyor. Ağaçlardan, çiçeklerden, bitkilerden yerlere düşmüş parçalar; kozalaklar, dallar, kabuklar onun ellerinde birer minik karaktere dönüşüyor. Cımbız, pense, diş fırçası, küçük bir çakı gibi aletlerle de doğadan topladığı malzemelere bir vücut veriyor. Hassas, kırılgan ve büyüleyici minik kahramanlar yaratıyor. Nihayet Cihan'la yola çıkma cesaretini nasıl bulduğunu, kırılgan şeyler üretmenin avantajlarını ve dezavantajlarını, yaratım sürecine dair merak ettiklerimizi konuştuk. Jungle Dudes'u Instagram [https://www.instagram.com/jungledudes/] üzerinden takip edebilirsiniz.

Zem Sesini Arıyor Kitabı Kendi Sesini Arayan Çocuklara Yardım Ediyor

Çocuk kitabı yazarı Bengisu Gençay, aynı zamanda dijital iletişimci ve eğitmen. Zem Sesini Arıyor adlı çocuk kitabında herkesin ses tonuna göre üç gruba ayrıldığı bir gezegende sesi olmadan doğan bir çocuğun maceralarını anlatıyor Gençay. Aslında bu kitap hem yetişkinlere hem çocuklara bir merhem niteliğinde zira yazarın kendisi bu kitabı kendi çocukluğuna borçlu olduğu bir kitap olarak tanımlıyor. Bitkilerden, ormanlardan, yazarın kedilerinden esinlenilmiş fantastik bir çocuk kitabı bu. Aynı zamanda çocukların zor zamanlarla baş etmesi için de bir pusula niteliğinde. Bengisu Gençay'la kitaba ilham olan kaynakları, gezdiği yerleri, yazma macerasını konuştuk.

Öncü ve Özel Bir Deneyim: Map to Utopia

Mark Levitas,Fransa’da Ecole Jacques Lecoq adlı okulda oyunculuk, Sorbonne Üniversitesinde tiyatro eğitimi aldıktan sonra İstanbul’a dönüyor ve o zamandan beri oyunculuk ve yönetmenlik alanlarında üretiyor, aynı zamanda çeşitli üniversitelerin tiyatro bölümlerinde öğretim görevlisi olarak ders veriyor. Levitas'la yeni medyayı teknolojinin imkanlarıyla bir araya getiren, interaktif bir performans olan Map to Utopia [https://maptoutopia.com/] projesi ile ilgili konuştuk. Map to Utopia, Almanya’nın Bonn şehrinde kurulan fringe ensemble ile İstanbul’da çalışmalarını sürdüren Platform Tiyatro’nun ortaklığında oluşturuldu. Oyuncularla seyircilerin sanal bir ortamda buluştuğu Map to Utopia, çevrimiçi bir şekilde oynanıyor, katılımcılara birlikte yaşanabilecek bir kent fikrini, deneyimini yerleştiriyor. Levitas'la projeyi, sanatın dijital halinin sanatçı ve seyirci için sağladığı erişebilirlik avantajını, projenin hazırlık sürecini konuştuk.

Erişilebilir Her Şey: Engelli olarak toplumda karşılaştığımız sorunların kaynağı erişilebilirliğin olmayışı

Gazeteci, antropolog ve aktivist Seben Ayşe Dayı'nın da kurucusu olduğu Erişilebilir Her Şey; farkındalık ve algı eğitimleri, erişilebilirlik mentorluğu, erişilebilir sosyal medya danışmanlığı, video ve sanat erişilebilirliği danışmanlığı konularında hizmet veren bir sosyal girişim. Erişilebilir bir dünya için gerekli dönüşümü gerçekleştiren EHŞ, üç sakat hakları aktivisti tarafından kuruldu. Üç engellenen insan dışarı çıkamamaya başlayınca kolları sıvadılar ve ortaya bu şahane sosyal girişim çıktı. Seben Ayşe Dayı ile Erişilebilir Her Şey'i, toplumun düzeltilmesi gereken yanlış algılarını, eğitimcilere ve ailelere düşen görevleri, bir kentin 360 derece ulaşılabilir olması için yapılması gerekenleri, içi boşaltılmış sosyal sorumluluk projelerini, içine kapanan engellenen bireyleri konuştuk.

2020'nin Dikkat Çeken Kitapları

2020 dilimize çevrilmiş ve yeni çıkan eserler açısından oldukça tatmin edici bir sene oldu. Dili, kurgusu, konusu ile okuyucuya yeni pencereler açan, edebiyatın hazzını iliklerinize kadar hissettirecek romanları derledik.

Doç. Dr. Itır Erhart: Gezegen için adım atmak anlamlı yaşamlar sürmemizi sağlıyor

Doç. Dr. Itır Erhart, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde akademisyen. Aynı zamanda sosyal girişimci olan Erhart, 2009 yılında Fark Yaratanlar programına konuk oldu ve 2014 senesinde Ashoka Fellow seçildi. İnsan hakları, toplumsal cinsiyet, spor sosyolojisi, cinsiyet ve medya üzerine dersler vermeye devam eden Itır Erhart, Adım Adım ve Açık Açık isimli iki sosyal girişimin de kurucularından. Adım Adım yardımseverlik koşu oluşumu, Açık Açık ise gönüllü olmak isteyenler için bir rehber niteliği taşıyor. Açık Açık'ı ziyaret eden kişiler gönüllü olmak istedikleri alanları, kuruluşları seçebiliyor ve bu kuruluşların geçmiş ve güncel finansallarını inceleyebiliyorlar. Itır Erhart, uzun yıllardır sıkı bir aktivist ve eğitim görevlisi olarak yaşamını sürdürüyor. Erhart geçtiğimiz aylarda İzmir Büyükşehir Belediyesi desteğiyle hayata geçirilen FikrimİZ Gıda ve Sosyal Girişimcilik Programları kapsamında “Sosyal girişim nedir, sosyal girişimci kimdir?” konularında ise ders verecek. Kendisiyle Türkiye'deki gönüllülük durumunu, Adım Adım'ı, yardım etme bilincinin nasıl oluşabileceğini, pandemi döneminde gönüllü olmayı konuştuk.

Sezgin Kaymaz: Elâlem ne der diye etrafını kollaya kollaya yaşayan insan özgür değildir

Sezgin Kaymaz, Türk edebiyatının en hınzır, en kıvrak dilli, kendine has üslubu olan ve okurun duygularını şaha kaldıran yazarlarından biri. Romanlarını okurken roman karakterlerine sarılmak ister insan. Kötünün yarasıyla karşılaşıp anlayıp merhamete geldiğiniz, bir köpeğin konuşabileceğine inandığınız, ah dünya böyle olsaydı dediğiniz romanların sahibidir Kaymaz. Olmazları oldurtan kainatların yazarı Sezgin Kaymaz; Kün, Lucky, Farfara, Zindankale gibi çok sayıda romanın da yazarı, aynı zamanda sıkı bir hayvansever.Kendisiyle yazar olma serüvenine, çalışma yöntemlerine, hangi yazarları sevdiğine dair çokça röportaj yapıldı. Biz onunla hayvan sevgisini, özgürlüğü, sıcacık ve mütevazı duruşunun nedenlerini, roman karakterlerini konuştuk. Keyifli okumalar.

Ali Yalçın Mucizeler Atölyesi'nde Engelli Hayvanlara Yürüteç Yapıyor

Ali Yalçın, bir gün bir çocuğun bacaklarını kaybetmiş hayvanlar için yürüteç yaptığını görüyor ve bu durumdan çok etkileniyor. Kısa bir süre sonra kendisi de yürüteçler yapmaya başlıyor. Kaza, şiddet ya da düşme sonucunda yaralanan hayvanlar Yalçın'ın yaptığı yürüteçler sayesinde rahatça hareket edebiliyorlar. Ali Yalçın, insanlardan sadece malzeme ücretini talep ediyor. Maddi durumu yetersiz kişilerin malzeme parasını da ya kendisi karşılıyor ya da hayvanseverlerden destek alıyor. Haftada 10 yürüteç yapan Yalçın'la bu gönüllü işe nasıl başladığını, nelere ihtiyacı olduğunu konuştuk. Sizin de yürütece ihtiyacınız varsa ya da Mucizeler Atölyesi'ni desteklemek isterseniz röportajın sonunda bulunan iletişim bilgilerinden Ali Yalçın'a ulaşabilirsiniz.