15 Nov 2019
Kardelen Uysal

Ethnique Punch: Hepimiz hataya hasılız insan olmaktan faiz

Hip hop müziğin başarılı isimlerinden Ali Eksan, bilinen adıyla Ethnique Punch, beat’lerini kendisiyle yapan bir MC. Sinematik kesit diyaloglar, metaforik lirikler kullanıyor parçalarında. Bilinenin dışında, derin bir bilgi birikiminden ve yaşadığı coğrafyanın kültüründen, geçmişinden de başarılı bir şekilde beslenen Eksan, etnik seslerden de besleniyor. Kendisiyle çocukluğun üretime olan etkisini, Yeşilçam’a saygı duruşunda bulunmasının nedenlerini, rap müziğinin günümüzdeki durumunu, müzik aracılığıyla kendisine attığı tokatları ve daha fazlasını konuştuk. Keyifli okumalar.

Hip hop müziğin dünyayı daha iyi okuyabilmene, personanı daha derinlemesine keşfetmene olanak sağladığını söylemişsin. Anadolu müziği ve köylerde duyduğun türküler, deyişler de etkilemiş seni. Özellikle hangi şarkılar bunu daha iyi keşfetmeni sağladı?

Kesinlikle, Hip hop kendi yapısallığı itibarı ile zaman içerisinde tabloya daha geniş bir perspektifle bakabilmemi sağladı. Sadece müzik babında değil elbet, yaşadığımız hayatta öznesi olduğumuz, olmadığımız evrensel her olguya karşı bir ilgi uyandırdı. Geleneksel ve folklorik müziğin kodlarındaki evrensellik de böylelikle daha anlaşılır bir çehre kazandı. Neşet Ertaş'tan Yolcu, Ruhi Su'dan Drama Köprüsü, Aşık Zamani'den Özgürlük İçin ya da bu gibi halk ozanlarından alınıp yeni aranjmanlarla kulağımızda yer eden eserlerin hepimizde etkisi çoktur. Sonuçta hepsi insanı, insana anlatan duru eserler. İsim isim saymakla bitmez ama daha çok duyguları en yalın haliyle anlatan ve içinde hicvi birtakım serzenişleri tevekküle, alegoriye dönüştüren hem de bunu en naif haliyle yapan türküleri, nefesleri hala aynı etkiyi hissederek dinliyorum. Geçmiş zamanda böyle dinlemeyi sevdiğim türküleri ve aranjmanları derlediğim bir set yapmiştim "Haybeden Heybeye 1" adında, küçük bir örnek olması adına dileyenler oradan bakabilirler.

Çocukluğunda kulağına çalınan seni etkileyen tınıların peşindesin. Çocuklukta duyulanların, yaşanılanların, görülenlerin üretime katkısı ne derece önemlidir? Çocukluk üretimi tetikleyen bir yer midir?

Bittabi, çocukluğun sadece üretime değil tüm hayatın şekillenmesine etkisi var. Geleceğin temellerini geçmişin veri tabanı oluşturuyor bir nevi, herkes veya her şey için geçerli bu. Çocukluk, hayata pür bir algı ve açık bir hayal gücüyle bakma dönemi. Hafıza, tecrübe ve hayaller ise muhakeme yetisini getiriyor kanımca.

Sanatçının klibinden bir görüntü mevcut. Beyaz bir odada sanatçıdan iki adet bulunuyor. Birinde mikrofonda şarkı söylüyor, diğerinde yere çökmüş oturuyor.

Müziğini kendine sert tokatlar atmak için de bir yol olarak görüyorsun. Sarhoş Baykuş albümün bunun yollarından biriydi. Sen kendini hangi konularda tokatlamak istiyorsun?

Evet, yüzleşme olduğu kadar bir de ilk bakışta anlaşılmayan hatalar güzellemesi durumu var. Hepimiz hataya hasılız insan olmaktan faiz. Geriye bakınca bazen pişmanlık bazen tebessüm veren hatalara gafil düşmüşüzdür. Buradan yola çıkarak tüm insani defo ve kabahatlere rağmen nefes aldıkça gelen yaşama içgüdüsü, kendi gerçekliğinle yaşama mecburiyeti ve içten içe kaynayan bir insan kalma çabasının yan etkisi olarak ortaya çıkan şefkatli uyarılar bu çabalar. Tokat bir şaka değil orada, tabiri caizse bilinçten ve gerçeklikten arındırılmış bir bilinç çağında zihni, gerçeklik algısını ve imajinasyonu canlı tutmak adına gerekli bir öz bakım. İstikrarlı gafillikle mücadele için mütemadiyen lüzumlu.

Yeşilçam’a saygı duruşunda bulunduğun şarkıların mevcut. Yeşilçam’a saygı duruşunda bulunmak hangi kavramlardan ve duygulardan icap etti?

Yeşilçam, Türkiye kültüründe ve yakın tarihinde çok önemli yeri olan bir kavram. Sinema önemli bir propaganda aracı ve en kapsayıcı sanat disiplini. Nostaljik tarafı çok yoğun elbet ama o günlerin şartlarındaki medyumları düşünürsek sinema, toplum için bir arada gerçekleştirilen, neşenin, üzüntünün, katarsisin kolektif şekilde paylaşıldığı bir olay, büyük bir ritüel. Bu sebeple Yeşilçam, o dönemlerdeki toplumsal duyguları irdelemek, anlamak ve ayrıca geçmişle günümüzü kıyaslamak adına çok derin bir retrospektif barındırıyor. Aradan yarım asır geçmiş olmasına rağmen kültürel kodlarımızda ve toplumsal meselelerde halen benzerlikler olduğunu görebiliyoruz. Yeşilçam sinemasında hem doğu gelenekselliğinin hem de batı modernizminin etkilerini Anadolu hikayeleriyle bir arada bulmak mümkün. Film dilini genellikle klasik anlatının oluşturduğu günlerde, bu ekolün dışına çıkarak kendi öz olgularımızla bu dili yeniden yaratan yönetmenlerimiz de var elbet; Ömer Lütfü Akad, Metin Erksan gibi. Veya B sınıfı diye tabir edilen, düşük bütçeli avantür filmler de. İyi, kötü hangi örneğiyle ele alırsak alalım, Yeşilçam hem sinema emekçilerinin çabaları hem de ortak mirasımızın muhafazası adına saygı duruşunu ve özenli alakayı hak ediyor.

Rap kültürü eskiden kitle itibariyle ön yargıların kırılması zor olan bir kültürdü. Şu anda ise diss’lerle epey bir gündemde. Bu dönüşümün nedeni sence ne?

Rap eskiden daha muhalifti ama artık biraz daha ehlileşmiş bir çehrede sanki. Bugünkü popüler müzik, hip hop’tan evrilerek poplaşmış bir ana akım dalgası halinde. Yeraltı çehresinden çıkarak kabuk değiştirdi. Doğru, şimdi rap müziğin kitlesi genişledi ve bilinirlik durumu, piyasa hacmi arttı ama eski ön yargıları kırarken yeni ön yargılar ve sanat harici durumlar getirdi beraberinde. Yeraltında durum hala eskisi gibi, bir zayıflama yok ama popüler bağlamda tercih edilen rapi malesef rapçilerden ziyade yine popüler kültürün yarattığı karakterler kullanıyor. Yine de bir beis yok, dönemsel veriler olarak kalacak belki de hiç hatırlamayacağımız durumlar… Etki tepki meselesi, bunun böyle olacağı biraz belliydi. Mühim olan özün bozulmaması. Zamanla daha duru bir anlayış da gelişecektir. En büyük fark, müzik gayesiyle yıllarını geçiren müzisyenlerin de bu dalgaya maruz kalarak özgün ve zengin kompozisyonlarla dolu albümler yerine, tarifi ve süreleri belli parçalar sunup yer edinmek veya tutunabilmek çabasına itiliyor olması. Tüketim alışkanlıklarımızın negatif getirilerinden biri bu.

Diğer yandan her zaman çeşitlilikten yanayım. İyisi de kötüsü de ekseriyetle ve olabildiğince çok olmalıdır örneklerin. Önemli olan dinleyicinin, baskıya maruz kalmadan istediğini seçebilmesi.

 

Görselde sanatçı ellerini kavuşturmuş poz veriyor. Mor ve mavi ışık hakim. Fotoğraf kaynağı:www.sonymusic.com.tr

Berlin sana müzik anlamında neler kattı? Türkiye’den farklı beslenme alanları yarattı mı?

Berlin, kültürel açıdan çok zengin bir zemin. İlk kez 2013'te, Erasmus programıyla yurt dışına, Berlin Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne değişim öğrencisi olarak gittim. Tabii ki Eskişehir'den sonra Berlin'deki yaşantıyı görmek epey bir sarhoş etti beni. Dünyanın binbir köşesinden gelen insanların, kendi kültürlerini özgürce sergileyip paylaşabildiği bir şehirde dolaşıyordum. Bir de çeşitliliğin çok olmasına rağmen rekabetten ziyade destekçi ve paylaşımcı tavırlar ortama daha da ısınmamı ve cesaretlenmemi sağladı. Kaldı ki bizim kültürümüz de diğer dünya vatandaşları için fazlasıyla ilgi çekici ve renkli bir kültür. Binaenaleyh ben de mümkün mertebe kendime olanak yaratmaya çalıştım. Açık mikrofonlarda sahneye fırladım evvela, Türkçe rap insanlara sıra dışı duyuluyordu ama reaksiyon gösterdiler ve kendi konserlerimi vermek üzere davetler almaya başladım. Ardından ortak çalışmalar geldi ve bu ağ adım adım genişledi. Geri dönüp baktığımda, o günden bu yana onlarca müzisyen veya farklı disiplinlerle meşgul, çok ilginç hayal güçlerine sahip sanatçılarla tanışmama, ayrıca kendimi gerçekleştirmeme de alan tanıdığı için Berlin'e karşı her daim ayrı bir sevgim var.

Üç sene sonra Souncloud’a Teerslik Vaar Yok Mou diye bir parça ekledin. Yeni albümünde bu tip ücra köşelerden sesler mi olacak?

Elimde çok fazla eskiz var ama yeni Ethnique Punch albümüyle alakalı henüz kafamda net bir yol çizmiş değilim. Aslında ardarda çıkan üç albümün rehavetini yaşadım biraz. DJ Scotch Egg, Grup Ses, Levni, Stormtrap gibi muhteşem prodüktörlerle kaydettiğimiz Kanpai, Deli Divan ve Pass The Bless albümleri bana büyük deneyimler kazandırdı. Ayrıca burada eğitim aldığım Bremen Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde de ses araştırmalarıyla ve yeni medya sanatlarıyla fazlasıyla haşır neşir olma şansım oluyor. Oradan ve kendi heybemde biriktirlerimden yola çıkıp, akademik birikimlerden de beslenerek, şimdiye kadar yaptıklarımdan görece farklı denemeler dahil etmek istiyorum müzikal ve görsel çalışmalarıma. Keşif için kaybolmak gerekir, Teerslik Vaar Yok Mou o civarlardan ufak bir sinyal sayılabilir. Eski eskizlerle yeni denemeleri karıştırarak bir almanak oluşturma niyetim var Supreme Figur projesi için. Bu arada, ortak çalışmalara devam ediyorum, umarım onları da yakında hazır edip sunarız.

Ayrıca geçen yıldan beri birlikte çalıştığımız DJ Scotch Egg ve bu yaz dahil olduğum Small But Hard Collective ile de yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki haftalarda, Türkiye yeraltından deneysel ve eklektik işlerin yer aldığı bir toplama albüm yayınlayacağız kaset olarak. Şimdilik ufuktakiler bunlar.