Yazılar

Alternatif Bir Lezzet Mümkün

Paylaş
06-07-2017
Fevzi Torcu
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Tarla Alaçatı

İzmir gün geçtikçe sadece Ege’nin, Türkiye’nin değil neredeyse tüm Ege-Akdeniz coğrafyasının göz bebeklerinden biri haline geliyor. Güzel kızları, şahane havası, modern yaşamının dışında gastronomi anlamında da ülkenin en renkli yerlerinden biri. Herkes Ege’yi otlarıyla bilir fakat kokoreçte İzmir usulü diye bir terim vardır mesela...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hayatinin neredeyse tamamını İzmir’de geçirmiş biri olarak, son dönemde sıkça gözlemlediğim fakat İzmir’e hiç yakışmadığını düşündüğüm bir olay var. Türkiye’de son dönemin en gözde laflarından biri “gurme” İzmir’in de favorilerinden. Kökeni Fransızca olan bu kelime temelde “lezzeti keşfeden” anlamına gelir. Fakat ben “gurme” sıfatının doğru şekilde kullanılmadığını düşünüyorum. Şahsen ben lezzeti keşfetmek için her zaman butik mekanlara yönelinmesi, yüreği zengin mekanlara hakkettikleri değerin verilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Münire

http://www.otuzbeslik.com/yazilar/munire-eskici-kahveci-gazozcu

Süslü tabaklar, kusursuz bir servis performansındansa organik sebzeler, annelerin mutfağından çıkanı andıran yemekler her zaman beni daha çok çeker. Ara sokakta küçük tabureler, masalara yarım örtülen beyaz örtüler, içten sohbetler daha kıymetlidir; fabrikasyon müziklerden, bahşiş için zurnayı gözünüze sokan çalgıcılardan. Bu coğrafyanın insaninin yüreği zengin, gerçekten cebinden zengindir.



 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Tarla Alaçatı
http://www.otuzbeslik.com/yazilar/kurumsaldan-tarlaya-bir-goc-hikayesi-tarla-alacati

Kahvaltı için gereken huzurun Seferihisar’da mandalina bahçeleri arasındaki büyük bir kulübeden bozma, bilmeyenin bulamayacağı kadar az tabelası olan bir yerde bulunacağına inanırım ben. Belki de sonunda çoğu çöpe gidecek 10 çeşit reçeldense, ev sahibinin “şehirden kaçıp keyif alarak doğal tarım yapmaya başladık, daha sonra keyfimizi insanlarla da paylaşalım dedik” seklindeki sıcak gülümsemesiydi lezzetten anladığım, ya da bahçedeki yumurtasını yediğimiz tavukların gıdaklaması. Doğanın sesi en güzel müzik değil midir bir sabah kalktığımızda, sıcacık çayımızı yudumlarken.


Kaynak: Tulumbalı Meyhane
 
http://www.otuzbeslik.com/yazilar/izmirin-en-iyi-meyhaneleri

Rakı içerken de lezzeti keşfetmek; süslü kadehler, her dublede garsonun bardağı değiştirmesi ya da 100 çeşit meze olmamalı bence. Ben gittiğimde mekân sahibinin yer olmasına rağmen, “size layıkıyla servis veremem, mutfağım dolu” şeklinde geri çevirmesini severim. O adam, mutfağın hakkını verir, bilirim. Küçük tahta masalarda oturmak, üstünde adin yazılı rakı şişesi olması ya da gittiğinde verdiğin bahşiş için değil, ettiğin sohbet için gülen bir yüzle karşılanmak vermiyor mu esas lezzeti yediğin, içtiğine de. Hele ki mezeler, ev sahibinin ve sahibesinin ellerinden çıkmışsa değmeyin keyfime...

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Gurmecanlar
 
http://www.otuzbeslik.com/yazilar/fasulya-tanesi-meshur-toros-kuru-fasulyecisi

Demek istediğim o ki, şans verelim lezzet arayışımızda yeni yerlere, yeni tatlara, yeni dokulara. Lezzet haritası bu kadar zengin olan İzmir'in, her noktasının değerini bilelim. İçini açtıkça, lezzet akıyor zira İzmir’den. Urla’nın bonkör topraklarını keşfetmekten çekinmeyelim, en güzel sulu yemekleri bulabileceğimiz sanayinin tozlu yollarından korkmayalım, sakatata doymak için Basmane’nin dar sokaklarından kaçmayalım.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kaynak: Yiyom

http://www.otuzbeslik.com/yazilar/fafuly-izmirde-karadeniz-mutfagi